2000 krizi sonrası ağır bir darbe yiyerek mali piyasalara veda eden,zaten üç kuruş olan tasarrufunu da yastık altı diye tabir edilen en güvenli yatırım aracına bağlayarak yaşayan türk insanı devletinden yeniden mali sektöre dahil olabilmek için teşvik adımları beklerken hiç beklemediği kanunlarla karşılaştıkça gitgide daha da uzaklaşıyor yatırım araçlarından...
Özellikle 11 Eylül saldırıları sonrası dünya ekonomisi de tıpkı devletlerin politikaları gibi yeniden şekillenmeye başladı.Büyük hedge fonlar daha güvenli limanlara doğru yelken açarken dünyaca ünlü yatırım bankaları da "Gelişmekte Olan Piyasalar" diye gruplandırılan ülke borsalarına yöneldiler.
Gelişmekte olan piyasalar sepeti içerisinde ekonomisi 90'lı yıllarda dip noktasını gören ve özellikle Putin sonrası uykudan uyanan RUSYA,yüksek kur-faiz,dış ticaret açığı ve IMF gibi birçok başlığın alt alta sıralandığı BREZİLYA ve 3Kasım 2002 seçimleri sonrası yeniden ülke ekonomisini inşa etmeye çalışan TÜRKİYE yer almaktaydı.İsterseniz gelin grup içerisinde sıralanan üç devletin son beş yılda neler yaptıklarını beraber incelemeye çalışalım.
Gelecek 15-20 yılın dünya ekonomileri açısından en zor ve aşılması imkansız engelinin "enerji" olduğunu anlayan Rusya işe en büyük enerji firmalarını devletleştirmek ile başladı.Enerji kartını çok iyi kullanmak isteyen Rusya özellikle son 2 yılda artan enerji hammade fiyatlarının da katkısıyla ekonomisini iyice toparladı ve yeniden dünya arenasında ezeli rakibi ABD'nin karşısına dikildi.
Türkiye ekonomisi gibi dışarıdan gelecek finansman kaynaklarına bir dönem için muhtaç yaşayan Brezilya ise tıpkı Rusya gibi enerji kartını masaya yatırdı.Petrol üretimine ağırlık veren ülke ekonomisi son 3 yıl içerisinde yeniden toplarlandı ve önce uluslararası para fonu IMF ye olan tüm borçlarını ödemekle işe koyuldu.Bir zamanlar dış ticaret açığı veren ekonomi zamanla toparlandı ve dış ticaret fazlası verme noktasına geldi.Devlet parası ülke içerisinde ki tüm yabancı paralara karşı kurda değer kazandı ve faizler merkez bankası tarafından hızlı bir şekilde aşağı doğru çekildi.
Veee son olarak filmin esas oğlanı durumunda olan TÜRKİYE...
Tek parti iktidarı olarak başa gelen AKP ile ülke ekonomisi dünya konjoktürünün de etkisi ile yeniden toparlanma süreci içerisine girdi.%125 gibi olağanüstü rakamları gören bono faizi
%15'nde altına geriledi ve ülke parası Dolar ve Euro gibi yabancı paralar karşısında değer kazandı.Ülkenin en büyük şirketleri hızlı bir özelleştirme süreci içerisine girdi ve mali piyasalara döviz enjekte edildi.Fakat ülke ekonomisi hızlı bir şekilde dış ticaret açığı vermeye başladı.Son olarak 2008 yılı tahminleri 50 Milyar $ civarında açık konusunda.Elbette ki son yılllarda anormal bir artış gösteren hammade enerji fiyatlarından Türkiye'de nasibini aldı.Enflasyonun hızlı bir düşüş sürecine girmesi ile beraber ne yazık ki Merkez Bankası'nın aynı hızla faizleri aşağı çekmemesi nedeniyle yurtdışına ihracat yapan yerli firmalar kur riski ile karşı karşıya kaldılar ve başını tekstil sektörünün çektiği bir çok firma bu savaşta yenik düşerek kepenklerini kapatmak zorunda kaldılar.İç pazara yönelik tüm dünyayı iyice etkilemeye başlayan ÇİN tehlikesi de bir diğer unsur oldu.
Dünya ekonomilerinde tüm bunlar olurken dünyanın en büyük tüketicisi olan Amerika'da bazı işlerin aslında o kadar da yolunda gitmediği anlaşılmaya başlandı.Sorunun adı "Subprime Mortgage Krizi" idi.Amerika da yatırım bankalarının uçsuz bucaksız dağıttıkları Mortgage Kredileri karşılık bulmamaya başladı ve kredi batakları oluştu.Ülke tarihinde 1929 ekonomik buhranından sonra görülen en büyük krizdi bu.8 yatırım bankası devlet eliyle kamulaştırıldı.İçeride yükselen enflasyon ve resesyon korkuları iyice gün yüzüne çıkmaya başladı ve Amerikan Merkez Bankası FED %5 olan borçlanma faizlerini %2 seviyelerine kadar çekti.İç piyasaya bir şekilde nakit enjekte etmeye çalıştı ve açıkçası bunda da başarılı oldu.Yangın henüz söndü mü?Hayır!Fakat büyümesi önlendi.Bir çok ekonomiste göre yangının 2010 yılına kadar kontrollü bir şekilde sürmesi bekleniyor.Dünya'nın en büyük yatırım bankalarından Merrill Lynch ve Lehman Brothers'ın batma söylentileri çıktı.Arap,Körfez ve Asyalı yatırımcılar iki büyük bankanın sermaye yeterliliğini karşılamaya devlet eliyle davet edildiler.
Peki tüm bunlar olurken biz neler yaptık?Biz aslında bu süreçte tıpkı biz gibi davranmaya devam ettik,kaldığımız yerden...Yabancı yatırımcıya %0,yerli yatırımcıya %10 stopaj getirdik mali piyasalarda.Yabancı payı İMKB de %70 seviyelerine yükselirken zaten 90'lı yılların sonunda dili yandığından hızlı ve öfkeli bir şekilde kaçan yerli yatırımcıları bir de biz elimizle itledik,gelmeyin dedik.İçeri de devam eden siyasi güç savaşlarını hiç saymıyorum bile.
Ülke borsamız tarihi rekorları üst üste kırarken Almanya da vatandaş ekonomisine güvenmeyince önce bizim borsamız düştü.Amerika da Mortgage Kredileri karşılıksız kalıp ödenemez hale gelince yine önce bizim borsamız düştü.Yanisi en kırılgan,hassas ruhu okşanası hale geldi bizim kıymetli borsamız.Borsada ki son durum ne mi şimdi?Kapanış 39,703!Tarihi zirvemiz ise 59 binli seviyeler...