Avrupa Merkez Bankası ya da hepimizin bildiği ismiyle ECB'yi nacizane en fazla eleştiren insanlardan birisi olarak görüyorum kendimi...
Amerika'dan patlak verip tüm dünya global finans sistemini sarmalı içine alan ekonomik kriz sürecinde çift kutuplu bir düzene doğru gidişat başlamıştı.Bu çift kutuplu yeni düzen soğuk savaş yıllarını hatırlatabilir belki...
Ekonominin çift kutuplu yeni düzeninde artık FED ve diğerleri vardı.Neden mi?
*Daha proaktif düşünebilen bir FED
*Daha hızlı aksiyon alabilen bir FED
*Daha çok apolitik bir FED
*Daha fazla para basabilmeyi göze alan bir FED
*Daha fazla enflasyon isteyen bir FED
*Daha, daha, daha...
Trichet'nin ECB Başkanlığı'ndan emekliye ayrılması ile başlayan yeni süreçte Draghi ve ekibi Avrupa'nın uğraştığı sorunların temeline yakın bir politika izleme çabasında görünüyor.Yunanistan'ı asıl mesele yapan durum belirsizliğin yarattığı korku ve endişeydi.Finansal kesimin pimi çekilmiş bir bomba misali sağdan sola sallandığı günlerde gecelik fonlamaların sıkıştığı noktada Yunanistan, Portekiz, İspanya, İtalya gibi sorunlu ülkelerin tahvil piyasaları ağır satış baskısı altında kalıyor, bir nevi nakite dönme aracı olarak kullanılıyordu.ECB bu duruma ilkini 2011 yılı Aralık ayında yaptığı LTRO ihaleleri ile el atıp kontrol altına alma çabasına girdi.Peki bugünlerde herkesin konuştuğu LTRO nedir?
LTRO (long term refinancing operation) yani "uzun dönem refinansman operasyonu"!
Yani;
Gecelik fonlamada birbirlerine güven problemi yaşayan ve bu yüzden euribor piyasaları kilitlenen Avrupa Bankaları'nı 3 yıl 1% faizden Avrupa Merkez Bankası ihale yöntemi ile fonlayacaktı.
Yani;
Avrupa Merkez Bankası bedava para yöntemine geçiş yapıyordu.
Yani;
Amerika da FED in bir zamanlar bilançosunu büyütürken maruz kaldığı eleştirelerin aynısı şimdilerde olmasa da ileride ECB için de geçerli olacaktı!
Aralık ayı LTRO'sunda ECB avrupa finans kesimine 500 milyar euro tutarında bir fonlama yaptı.Amaç, bankaların nakit ihtiyaçlarını kontrolsüz bir şekilde tahvil piyasalarını satarak sağlamalarının önüne geçmek, bu yolla verilen nakitin reel ekonomiye bankalar vasıtası ile akışını sağlamak, ekonomileri yeniden canlandırmaktı.Beklenen etki ilk LTRO da tıpkı FED'in bilanço büyüttüğü operasyonlarda olduğu gibi başta değerli metaller olmak üzere diğer tüm emtia piyasalarına hedge fonların girişi olarak gözlendi.Yani bol para yatırımcıların uzun zamandır biz Türk'lerin tabiriyle "yastık altında" sakladıkları diğer nakitleri ile birlikte varlık fiyatlarında yükselişler sağladı.Piyasalar bol ve ucuz nakitin bayramını yaşadı!
2012 yılının Şubat ayındaki LTRO ihalesinde ise ilkinden biraz daha fazla bir teklif gelerek 530 milyar euro finans piyasalarına giriş yaptı.Yani, ECB bir zamanlar eleştirdiği FED'İn yolundan giderek 2 ay arayla piyasaya toplam 1 trilyon euro yeni para sürdü.Elbette bu paranın hepsi ne borsa ve emtia piyasasına giriş yaptı, ne de sorunlu Avrupa Bankaları'nın tüm problemlerini halleder oldu.Ama kuşkusuz mevcut stresin azalmasına büyük bir katkı sağladı, paraşütsüz düşüşe stop-loss oldu!
Kişisel olarak aklımdaki soruyu merak edenlere cevabım;
"Ya LTRO olmasaydı?"
Evet ECB, LTRO ihalelerini düzenlemeseydi 2012 yılında hali hazırda yaşamakta olduğumuz sahte bahar havası yaşanmayacak, sorunlu avrupa birliği üyesi ülkeler kendilerini borçlanma ihaleleri yoluyla fonlamada daha fazla can yakan bir derecede sıkıntı yaşayacaklardı.
Kanaatim; fırtına tamamen dinmiş değil, sadece ara verdi dinleniyor.Bu piyasa kaç LTRO yu daha fast food tadında tüketir, kaç QE (?) 'yi tek nefeste içine çeker bilemiyorum.
Yani, " bas bas paraları leyla'ya " durumu...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder