Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından bugün yapılan açıklamaya göre yaklaşık 4 yıl sonra bankaların nezdinde tutmak zorunda oldukları Türk Lirası munzam karşılıklara faiz ödeme kararı aldı.
TCMB geçtiğimiz yıllarda hem döviz hem de yerel para cinsinden ayrılan munzam karşılıklara bir miktar faiz ödemesi gerçekleştiriyordu. Bu mesele ilk olarak 2001 krizi sonrası yapılan IMF stand-by anlaşması sonrası gündeme gelmiş ve dönemin merkez bankacıları ve IMF heyeti arasında oldukça hararetli tartışmalara neden olmuştu. O dönem bankacılık sektörünün batma risklerini en aza indirmek amacıyla yüksek munzam karşılık oranları uygulanıyordu. Buna karşılık sektörün karlılık sorunu yaşamaması açısından faiz ödemesi yapılmasından yana tavır konulurken, IMF heyeti bu duruma yüksek enflasyon oranı ortamında sisteme ekstradan likidite sağlanmasının tehlikeli olacağı tarafında duruş sergiliyordu. Sonrasındaki dönemde banka önce 2008 yılının Aralık ayında nezdinde tutulan yabancı para zorunlu karşılıklara faiz ödenmesinden, 2010 yılının Eylül ayında da yerel para cinsinden tutulan zorunlu karşılıklara faiz ödenmesinden vazgeçtiğini duyurmuştu. TL cinsinden munzamlara ödenen faizden vazgeçilmesi o dönem yayınlanan duyuru metninde şu şekilde yer alıyordu;
"Zorunlu karşılık oranlarının makroekonomik ve finansal riskleri azaltıcı araçlardan biri olarak daha aktif bir şekilde kullanılabilmesini sağlamak amacıyla Türk parası zorunlu karşılıklara faiz ödenmesi uygulamasına son verilmiştir."
2013 yılının Mayıs ayının son döneminden bu yana piyasalarda fiyatlanan senaryo gereği Federal Reserve (FED) 2015 yılı içerisinde yıllardır sürdürdüğü gevşek para politikasından vazgeçecek ve faizlerde artırıma gidecek. TCMB Başkanı Başçı bugün gerçekleştirilen munzam karşılıklara faiz verilmesi hamlesi ile FED'in sıkılaştırma hamlesine karşılık kendilerinin atacağı adımın ilanını yaptıklarını belirtti. Uygulamaya dair ilk önemli ayrıntı burada karşımıza çıkıyor; sistemden bol likiditenin çekilmesi sürecinde FED bankaların nezdinde tuttukları paraya ödenen faiz oranlarını politika aracı olarak kullanacağını daha öncesinde duyurmuştu. Yani, TCMB tıpkı FED gibi munzam karşılıklara faiz ödemesi ile yeni sürece girmeye hazırlanıyor. Basit mantık ile düşünecek olursak, TCMB genişlemeci para politikasından (yüksek enflasyon sürecine rağmen sürdürdüğünü belirtmekte fayda var) böylece vazgeçeceğini belirtmiş oluyor.
Başkan Başçı, Eylül ayında Kastamonu'da gerçekleştirdiği sunumda tasarruflarda düşük seviyenin ülke olarak en büyük handikapımız olduğunun altını çizmiş ve bankalara %50 mevduat %50 kredi gibi bir seviyenin uygun olduğunu belirterek mevduatlardaki artışın tasarruf oranının yükselmesine yardımcı olacağını belirtmişti. Bugün yayınlanan duyuru metninde çekirdek yükümlülük rasyosu adı altında yeni bir kriter getirildiği yer almakta. Buna göre, mevduat ve özkaynak toplamının kredilere oranı yoluyla hesaplanan bir rasyo ile faiz ödemesi gerçekleştirilecek. 3 ayda 1 yapılacak ödemeye göre zorunlu karşılık ayırmak zorunda olan kuruluşlar kendi içlerinde gruplandırılacak ve son ve ilk dönem arasındaki farka göre ortalama fonlama maliyetinden 500-700 puan fark çıkarılarak faiz ödemesi gerçekleştirilecek. Böylece, mevduatta büyüme gösteren banka bir adım öne çıkmış oluyor. Bugün atılan adım ile bir nevi Başçı'nın Kastamonu konuşmasının devamı niteliğini taşıyor. Tasarrufların artışı mevduat oranlarındaki niceliksel büyümeye bağlanıyor demek yanlış olmaz. Aslına bakıldığında banka bu hususta çok da haksız görülmüyor. Çünkü, sistem içerisine girecek kayıtlı her yeni paranın vadesi uzatılabildiği sürece likidite sağlanmış olacak ve bu da krediye dönüştürülebildiğinde faiz marjında düşüş gerçekleşmiş olacak. Yeni dönemde TCMB likiditenin zorlaşacağı ve pahalı hale geleceğinin bilincinde olacak ki mevduat artışı yani kaynak sağlanarak sisteme öncü bir mesaj vermeye çalışıyor; siz bugünden bilançonuzun pasif tarafını artırmaya başlayın ki önümüzdeki yıl çok zor geçmesin!
Zor bir yıl geçiren bankacılık sektöründe karlılıkların düşmesine karşılık bugün atılan adımın küçük de olsa olumlu bir yanı var; o da %1 ile %3 arasında karlılığa pozitif etki yapacağı 2015 yılı için. Bu da sektöre yaklaşımı bozulan yatırımcının yeniden pozitif yaklaşmasına neden olabilir.
Zorunlu karşılıkların yüksek olması sisteme giren her yeni paranın belirli bir kısmının merkez bankası nezdindeki hesaplara götürülüp zorunlu olarak park etmesi demektir. Dünya üzerinde bu uygulama eskisi kadar popüler olmasa da klasik merkez bankacılığının temelini oluşturan en önemli unsurlardan birisidir. Uygulamayı aktif olarak kullanan ülkelerin bazılarında karşılıklara faiz ödemesi yapılmazken, bazılarında da bir miktar telafi faizi ödenmektedir. FED'in efsanevi başkanı Greenspan 1992 yılında ABD'de de vadesiz mevduatlardan ayrılan %12 karşılık oranını %10 seviyesine indirdiğinde oldukça eleştirilmişti. Bu adımı atmayı neden tercih ettiğinin sorulması üzerine sisteme yeni likidite sağlamaktan daha çok karlılığın artırılmasının hedeflendiği cevabını vermiş ve herkesi şaşırtmayı bir kez daha başarabilmişti.
Enflasyon oranında uzun zamandan sonra yatırımcı algısının bozulması ile birlikte faiz indirimlerine ara veren TCMB bugün aynı zamanda büyümede problem yaşıyor muyuz acaba sorusunun sorulduğu bir ortam ile karşı karşıya bulunuyor. Faiz indirimlerinin devamı halinde Türk Lirası'nın spekülatif ataklara karşı savunmasız kalabileceği ve değer kaybı sürecinin yeniden yaşanması halinde kurdaki geçişkenliğin enflasyonu pozitif yönde yukarıya doğru baskılayabileceği riskinden ötürü banka sisteme yeni likidite girişini munzam karşılıklara faiz ödemesi yaparak sağlama düşüncesinde. Zorunlu karşılık oranlarında doğrudan bir indirim yapılması halinde daha büyük bir likidite sağlanabileceği ihtimali masadaki yerini korurken bunun kamuoyuna anlatılmasında güçlük yaşanabilirdi.
Son olarak toparlayacak olursak;
* TCMB, önümüzdeki yıla dair karşılaşılabilecek risklerin bilincinde olduğunu gösterdi.
* Bu riskler karşısında öncü bir adım atarak piyasaya yönlendirme amaçlı bir mesaj vermek istediğini belli etmiş oldu.
* Bankacılık sektörüne mevduatlarınızı artırın, kontrollü kredi artışı ile birlikte büyümeyi desteklemeye devam edin dedi.
* Tasarruf artışına giden yol olarak kayıtlı paranın artırılması ve mevduatlardaki büyümeyi gördüğünü açıklamış oldu.
* Üzülerek de olsa kabul etmek zorundayız ki, bankacılık sektöründe yeni ürünlerin gelişmesinin önündeki en büyük engel mevduatın ürün olarak sürdürdüğü güçlü hükmüdür. Ve bugün atılan adım sonrası bu hükmün orta vadede kalkması veya zayıflaması söz konusu değildir. Ayrıca, en yetkili merci tarafından yüksek mevduat faizinin tasarruf artışına neden olabileceği fikri yatırımcıya yansımıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder