9 Eylül 2010 Perşembe

Mali Kural Nerede?

   Türk ekonomisinde birkez daha bir seçim sürecine daha herhangi bir disipline bağlı kalınmadan girilmekte.Ortada hükümeti mali disipline bağlayacak ne bir IMF anlaşması var ne de bağlayıcı bir Mali Kural!

   Mali kuralın ilk açıklandığı tarihleri hatırlıyorum.Kendimde büyük bir heyecan yaratmıştı.Hele ki peşpeşe iki sandık sürecinin yaşanacağı böyle bir zamanda.Önce referandum,sonra 2011 genel seçimleri...Dünya ekonomisi tarihi günler yaşamakta.Geleceğin ekonomi kitaplarının sayfa sayfa başlıkları gün be gün yazılmakta.Türkiye'de iflas etmiş tek bir mali kurum (banka) yok.Yönetilemez hale gelmiş bir hazine politikası yok.Ülkenin yerel parası hala dış paralara karşı güçlü duruşunu korumakta.Oluşan kayıp ise euro/dolar paritesinin içeriye yansımasından meydana gelmiş.Derken hükümet mali kuralı gündeme getiriyor.Ama ne olduysa önce Ekim ayına erteleniyor.Daha sonrada peşpeşe gelen açıklamalarla 2010 yılında yasalaşması zor gibi görünüyor.Yani birkez daha Türkiye kendi kendini disiplin etmekten aciz bir görüntü çiziyor.Hemde bu tutumunu ısrarla sergilemeye devam ediyor.Oysaki ne gerek var bu gibi davranışlar içerisine girmeye?İlla ki dışarıdan birileri gelip bizlere nasihat mı etmeli,karşılığında yasalar çıkarmamızı mı beklemeli?Elimiz kolumuz bağlı mı kalmalı?İstenilen,özlenilen tablo bu mudur?Türkiye gereken kudreti gösterecek güçtedir.Ama ne oluyorsa bir yerlerde birşeyler yarım kalıyor.Tam da bu noktada insanın aklına ister istemez acaba "seçim ekonomisi" mi uygulanmaya çalışılıyor sorusu geliyor.Düşünmek istemiyorum!Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları 2010 yılında Türk ekonomisini Avrupa kıtasında en hızlı büyüyecek ülke olmasından dolayı dikkatle izliyorlar.Not artışları,görünüm düzeltmeleri gündeme geliyor...Elimizin tersiyle itip,eski usul devam etmeye çalışıyoruz.

   Kriz sürecinde izlenmesi elzem bir politika olmasından ötürü Maliye genişlemeci bir tavır takındı.Akabinde Merkez Bankası para politikası tarafında faizlerde aşağı yönlü bir siyaset izledi.2010 yılında ülkenin ekonomik görünümünde toparlanmamanın olması sebebiylede önce halktan toplanan vergiler tarafında artış gözlendi.Bütçe toparlanmasında hızlı bir döneme girildi.Tüm bu yaşanan gelişmelerin Mali Kural ile desteklenmesi not artışı hususunda elimizi güçlü kılabilirdi.Hem içeride hem dışarıda ülkeye yatırım için bekleyen kesimlerin sisteme girişlerini hızlandırabilirdi.Ama yapamadık!

   Son olarak referandum öncesi ve sonrasında bütçe gerçekleşmelerinin dikkatle takip edilmesinin altını çizmek isterim.Dünyada 2.dip olasılıklarının tartışmalarının tam da ortasında vakit kaybına tahammülümüz olduğu düşüncesinden uzakta,yaşanacak gelişmeleri merakla bekliyorum.