9 Aralık 2011 Cuma

Draghi'yi daha çok sevdim...

Herkese merhaba,

Trichet’li geçen ızdırap ECB yıllarından sonra Draghi’ye mesafeli yaklaşım sergilemeyi düşünüyordum ta ki 8 aralık toplantısında kameralar karşısına geçinceye dek..

Bence hiç kimse ne Draghi’ye ne de ECB’ye kızma hakkını kendinde saklı görsün.ECB kendi içerisinde kompleks bir yapıdan oluşuyor.Avrupa’nın yıllardır savunduğu demokrat yaklaşımın küllerinden oluşan bir merkez bankacılığı ancak bu derece yapılabiliyor.

ECB nin Avrupa’da krizin en sıcak döneminde “fiyat istikrarı ve enflasyon” bahanesiyle yaptığı 0,25 bp faiz artırımı fonlama güçlüğü çekmekte olan Yunanistan ve diğer bölge ülkelerini daha da zora düşürmüştü.Draghi ilk toplantısında 0,25 bp piyasadan geri alarak bir yerde günah çıkarmıştı.8 aralık toplantısında ise kameraların önünde çatır çatır dürüstçe doğruları söyleyerek piyasalarda spekülasyon nedeni olan bir çok bahaneyi de saf dışı bırakmış oldu.ECB’nin IMF’ye kredi kanalı açarak borç para kullandırması, IMF’nin aldığı bu borç para ile ECB’nin ikincil piyasada yetkisi olmadığı için yapamadığı sorunlu ülke tahvil alımlarını üstlenmesi, bu sayede borçlu ülkelerin gösterge tahvillerinde yaşanan faiz yükselişlerinin önüne geçilmesi, piyasalara güven aşılanması vb...Bir yerde Avrupa Merkez Bankası Başkanı sorumluluğu üstlenerek doğruları söyleme yolunu tercih etti.Aslında, ECB’nin Avrupa’nın ne denli bir çıkmazda olduğunu anlayıp bunu tüm dünya ile paylaşması kriz sürecinde bana göre bir adım ileri gidebildiklerinin işaretidir.(ECB olarak)

ECB’nin elinden gelenler bu aşamada ancak bu kadar...FED gibi sonsuz para basma yetkisine hiç bir zaman sahip olmadılar.Para basabilmeleri için Avrupa Komisyonu’nun oylama yaparak izin vermesi gerekir.Geçmişte yaşanan kriz tecrübeleri Türk insanına acı reçetelerin acı da olsa ne denli hızlı yazılıp yemeklerden sonra hemen uygulamaya konması dersini çıkarttırmıştır.08 krizinde Amerika Birleşik Devletleri’nde dönemin hazine bakanı Paulson ve Fed Başkanı Bernanke dışında hiç kimse kamera karşısına geçip açıklama yapmadı.

Bugünse gün içerisinde veri dağıtım ekranlarına hemen hemen her 15 dakikada 1 avrupa birliğinden “bir yetkili” nin açıklamaları geçiyor.Avrupa sözde birliğini maalesef dilde dahi gerçekleştirememiş durumda.Nerede kaldı ki mali birlik yolunda adımlar atsınlar!

9 aralık sabahına uyandığımda İngiliz Başbakanı Cameron’ın açıklamalarına ilk anda rüya gördüğümü düşünerek algılamada sorun yaşadım.Euro Zone olarak bilinen ortak para birimini kullanan bölüme dahil olmadıkları için Allah’a şükreder derecede konuşuyor ve asla dahil olmayacaklarının altını çiziyordu.Avrupa, haftalardır beklenen zirveye maalesef yine yeni yeniden birlik olmayı beceremeden, şarap kadehlerini tokuşturarak, Merkel ve Sarkozy’nin aşklarını tazelemesini izleyerek veda ediyor...

Açık konuşmak gerekirse Draghi kameralar önünde konuşmaya başlayana dek benim bile avrupaya dair az da olsa umudum vardı..36 aylık yeni likidite operasyonlarının başlatılması, munzam oranlarının düşürülmesi, faiz indirimlerinin yapılması...Tüm bunlar ilk anların olumlu kararlarıydı.Ama, faiz indirim kararının oy birliği ile alınmadığını söylemesi 2012 de 1% lik bir faiz haddinin geçerli olacağı düşüncesini bende oluşturdu.Yine, ikincil piyasada ülke borç kağıtlarının alımının daha fazla yapılamaması açıklaması az da olsa kalan umudumu da bitirdi.

Gerçek şu ki yaşlı kıta Avrupa krizde hala ve hala hantal davranmakta inat ediyor.Hantal davrandığı her 1 dakika dünya üzerinde FED’in ne kadar büyük ve kusursuz bir yapı olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.Çok net ki dolar uzun yıllar daha ülke merkez bankalarının rezerv para birimi olarak yerini almaya devam edecek.

Ekonomik krizlerde hızlı davranmak, acı da olsa reçeteleri uygulamak ilk kuraldır.Ülke borçlanma maliyetlerinin yükselmesi olasıdır.Devletler daha fazla para basma yoluna giderlerse bu abes karşılanmamalıdır.Ekonomik kriz içerisinde çok daha sıkı maliye ve para politikaları uygulamak depresyona açılan kapı demektir.Tabi ki sorunlu ülkelerin maliyelerini sıkmamaları ve sorumsuzca harcamaları gerektiği sonucu çıkarmamak gerekir.

Günümüz dünyasında borcu borçla çevirmek neredeyse bir gelenek halini aldı.Borç elbette başka bir borçla sonsuza dek çevrilemez.Hele ki ortak para birimi uygulamaya çalışılan bir ortamda!Ortak maliye politikaları uygulayıp, farklı refah düzeylerinde aynı vergileri toplamadan (!) aynı para politikasının uygulanma çabasının sitemkar cümlelerle bundan 15 yıl sonra iktisat kitaplarında “bkz:euro zone” olarak anlatılacağından hiçbir şüphem yok.

Son olarak, kredi derecelendirme kuruluşlarının alenen “ruhsatlı şantajcı” olarak çalıştıkları ortaya çıkmıştır.8-9 aralık zirvelerinin son gününün sabahında Moodys’in Fransız Bankalarının kredi notounu indirmesinin açıklaması = şakadır!

Avrupa çoktan ölmüş ağlayanı yok! Bari, helvasını kavuranı olsa...