Merkez Bankası Temmuz ayı olağan Para Politikası Kurulu toplantısının sonuçlarını yarın saat 14:00 itibariyle açıklamış olacak. Tahmin edebileceğiniz üzere piyasada bir kez daha “öğretilmiş faiz indirimi” beklentisi mevcut. Tahvil piyasası ve borsa endeksi fiyatlamalarında bu beklenti ağır basarken, yerel para birimi üzerinde henüz somut bir gelişme söz konusu değil. Piyasa iktisatçısı ve Merkez Bankası iktisatçısı ikileminde kalmış para ve sermaye piyasası oyuncuları da kendilerine bu yorumlar arasında yer bulma çabasındalar.
Dilerseniz büyük resme bakmaya çalışırken birkaç önemli noktanın üzerinden tekrar geçelim.
• Enflasyon
Hepimizin beklediği ve Merkez Bankası’nın da yönlendirmesi ile birlikte Haziran ayı fiyat gelişmelerinde aşağı yönlü büyük bir düşüş piyasalar tarafından fiyatlanmaktaydı. Buradaki en büyük argüman ise baz etkisi denilen yıllık bazda karşılaştırmaydı. Fakat, beklenildiği ve fiyatlandığı şekilde tüfe verisi açıklanmayınca tahvil piyasasında özellikle getiri eğrisi tarafında hafif yukarı yönlü, devamındaki süreçte de yatay bir hareket ile karşı kaşıya kalmıştık. Çekirdek enflasyon gelişmelerinde yerel para birimi üzerindeki değer kaybının gecikmeli etkileri azalmakla birlikte devam ederken, manşet enflasyonda yüzde 9,16 seviyesi hali hazırda Merkez Bankası’nın orta vadeli hedefinin oldukça üzerinde bulunuyor.
• Tüketici Güveni
Tüketici Güveni cephesinde Şubat döneminden bu yana ilk kez geçtiğimiz ay, aylık bazda gerileme ile karşılaştık. Hatırlayacak olursak, Türk Lirası’nın aşırı değer kaybı gördüğü 17 Aralık sonrası dönemde endeks 75,0 seviyesinden 69,2 seviyesine dek gerilemiş ve ilk kez Mart ayında yükseliş göstermişti. Haziran ayı ile birlikte yeniden gerileyen endeksin son rakamı 73,7 seviyesinde bulunuyor.
• Enflasyona dair beklentiler
İlk maddede enflasyonun manşet ve çekirdek türlerinde gelişmelerinden bahsemiştik. Merkez Bankacılığı’nda politika faizi belirlenirken özellikle enflasyon hedeflemesi uygulaması kullanan ülkelerde geleceğe yönelik beklentiler büyük önem kazanıyor. Türkiye’de resime bu taraftan baktığımızda yıl sonu tüfe beklentisi Haziran ayı sonu itibariyle yüzde 8,29 seviyesinde bulunurken, 12 ay sonrasının tüfe beklentisi ise yüzde 7,19 seviyesinde gerçekleşiyor. Kısaca, bu cephede de hala Merkez Bankası’nın belirlediği hedefin üzerinde bulunuyoruz.
• Ülke risk primi fiyatlaması
TCMB’nin Mayıs ayında faiz indirimlerine başladığı dönemden bu güne dek risk primi fiyatlaması olan 5 yıllık Dolar cinsi CDS’in de 193’ten 181 seviyesine yaklaşık %6’lık bir gerileme gerçekleşti. Burada, ECB tarafından bankalara kredi vermeleri amacıyla açılan yeni ihaleler ve sağlanan kolaylıklar, FED’in güvercin mesajları risk primindeki gerilemenin öne çıkan nedenleri arasında. Ayrıca, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde piyasa oyuncularında herhangi bir gerginlik fiyatlamasının gerçekleşmemiş olması da düşüş nedenleri arasında gösterilebilir.
• Yurt içi ve yurt dışı genel değerlendirecek olursak…
En son kamuoyuna açıklanan FOMC tutanaklarından FED’in “exit strategy” kapsamında kullanmayı planladığı iki önemli para politikası aracını öğrenme imkanımız oldu.Bunlar, banka ve kredi kuruluşlarının FED nezdinde tuttukları/park ettikleri gecelik paralara ödenen faiz oranı ve ters repo işlemlerinde kullanılan faiz oranı. İlk etapta “federal funds” olarak tanımlanan gecelik borç verme faiz oranında yukarı yönlü bir faiz ayarlamasını tercihleri arasında bulundurmayan banka, likiditenin piyasadan ters yönde transferi konusunda bu araçları kullanacak gibi duruyor. Bu da, bol likidite döneminde özellikle gelişen ülke piyasalarının zorlu bir sürecin eşiğinde olduğu anlamına geliyor. Öte yandan, ECB tarafından bölge bankalarına sağlanan yeni kredi kanalı koşullarının istenilen düzeyde başarıya ulaşmama riski de hala masadaki yerini koruyor. Bunlar elbette ihtiyatlı davranılması gereken konular.
Yurt içinde ise özellikle siyasi taraftan gelen sert faiz indirimi söylem ve beklentileri Merkez Bankası’nı kredibilite sorgulanması riski ile karşı karşıya bırakıyor. Her ay gerçekleştirilecek toplantılar öncesi böyle bir beklenti piyasalarda sağlıklı fiyatlamaların oluşmasını engelliyor. 24 Haziran PPK toplantısından bu yana Lira Swap Piyasası’nda 1 yıla kadar olan vadede yaklaşık 0,25-0,30 puan arası bir geri çekilme bankadan gerçekleşmesi muhtemel faiz indirimini bizlere gösterirken bu ay önemli bir dönüm eşiğinde olabiliriz.
Hatırlayacağınız üzere ülke para politikasında uzun bir dönem Türk Modeli Para Politikası olarak yorumlanan “faiz koridoru” uygulaması sürecini yaşadık. Hem yaşadık, hem de bizler de yabancı yatırımcılar gibi tecrübe ettik. Bankanın gecelik borç alma ve borç verme faiz oranlarında esnek bir yapı olarak tanımladığ bu yeni ürün Ocak ayı acil PPK toplantısı ile birlikte yeniden sadeleşme süreci kapsamında vazgeçildi ve haftalık repo faizi yeniden politika faizi olarak tanımlandı. Bugün, faiz koridorunun alt kısmında yüzde 8 – üst kısmında ise yüzde 12 seviyesinde bulunurken, haftalık repo faiz oranımız ise yüzde 8,75. Şayet, bu toplantıda haftalık repo faizinde 50-75 bp gibi bir sert indirim gerçekleşirse koridorun alt kısmı ile aynı seviyede eşitlenmiş olacak. Bu da politika faizinde karışıklığa yol açabilir. Ayrıca, daha önceki banka beyanlarından anladığımız kadarıyla koridorda hareket edilmesi zamanlama olarak enflasyonda kesin ve net bir düşüş sürecine girmemiz ile birlikte başlayacak. O yüzden politika faizinde 25 bp indirim bu aşamada daha olası bir ihtimal dahilinde değerlendirilebilir. Bu indirimde gerekçe olaraksa sanayi üretiminde gerçekleşen gerileme ve tüketici güvenindeki zayıflama piyasalara gösterilebilir.
Sabrınız için teşekkürler.