Küresel Ekonomik Krizin geçtiğimiz yılın Eylül ayından itibaren etkisini sert bir biçimde dünya ekonomileri üzerinde göstermeye başlaması ile Mayıs ayında süresi dolan IMF Antlaşması yeniden gündeme gelmişti.İlk zamanlarda hükümetin antlaşmanın imzalanmasından çok da yana bir tutum izlememesi nedeni ile İMKB diğer ülke borsalarının gördüğü satışlardan çok daha fazla bir satış baskısı ile karşı karşıya kalmış ve özellikle yabancı yatırımcıların aklında bazı soru işaretleri oluşmaya başlamıştı.Ayrıca içeriden gelen makro ekonomik verilerin 2009 yılında ülke dışından gelecek olan sıcak para miktarında azalış olacağını da göstermesi ile tüm bu nedenleri de göz önüne alarak yapılan değerlendirmeler sonucunda antlaşma imzalanmasının zaruri olduğu düşünülerek IMF ile bazı görüşmelere başlandığı duyurulmuştu.
Yapılan karşılıklı görüş alışverişleri nihayetinde kamuoyuna ilk olarak kısa bir süreliğine görüşmelere ara verildiği duyurulmuş,daha sonrasında ise verilen bu aranın düşünüldüğünden daha uzun olduğu ortaya çıkmıştı.İç siyaset açısından çok büyük bir önem taşıyan Mart ayı Yerel Seçimleri’nin atlatılmasının ardından IMF ile beklenen antlaşmanın imzalanacağı düşüncesi yatırımcılarda bahar havası estirmeye başlamış ve İMKB karşılaştırmaya tutulduğu gelişen ülke borsaları içerisinde kendisinden beklenenin oldukça üzerinde bir performans sergileyerek öncelikle 30bin puan sınırını aşmış,daha sonrasında ise 33bin seviyelerine doğru bir yükseliş trendi içerisine girmişti.
Bugünse gelinen noktada neredeyse Mayıs ayının ortalarındayız ve hali hazırda IMF Antlaşması imzalanmış değil.1.80TL seviyelerine doğru atak yapan Dolar kurunun seçimlerin ardından antlaşmanın imzalanacağı beklentisi ile 1.53TL seviyelerine kadar yaptığı geri çekilme de göze alınarak gelebilecek bir IMF haberinin iç piyasaya ne kadar pozitif etkileri olacağı göz ardı edilemez.
Elbette Dolar kurunda yaşanan aşağı yönlü hareketin sebepleri arasında özellikle G-20 Toplantısı ardında Amerikan Borsaları’ndan başlayan risk alma iştahında ki artışın gelişen ülke borsalarını da arkasına alarak katlanarak artması,beklenen bankacılık stres testi sonuçlarının beklentilerden kötü gelmemesi ve de krizde dip görüldü mü sorusunun yavaş yavaş yanıt bulmaya başlaması gibi nedenler unutulmamalı.
Kabul etmek gerekir ki Hükümet IMF antlaşmasında beklentileri yönetme konusunda epey bir çaba harcadı.Ne zaman piyasalar sıkışsa dolapta bekleyen antlaşma haberini ısıtarak tekrardan masaya koydu ve beklentilerin satın alınmasını sağladı.Ancak bu noktadan itibaren piyasalar bu yön içerisinde bir tavrı olumlu karşılamayabilir.Şahsi görüşüm imzalanacak olan bir IMF Antlaşması’nın 2009 yılından daha çok 2010 ve sonrası için faydalı olacağı yönünde.Ayrıca,sonbahardan itibaren görülmesi muhtemel bir toparlanma hareketinde bono ve tahvillerden çıkacak olan paranın ekonomisi güvenilir limanlara doğru yelken açacağı da unutulmamalı.
paylaşılan her düşüncem tarihe kendi adıma düştüğüm bir nottur.düşüncelerim kendimi bağlamakta olup, yatırım tavsiyesi taşımamaktadır.
14 Mayıs 2009 Perşembe
9 Mayıs 2009 Cumartesi
Nerede Kalmıştık???
Uzun zaman oldu siz dostlarla görüşlerimi paylaşmayalı,bir şeyler yazıp karalamayalı…Kimseler sanmasın bu süre zarfı içerisinde ekonomiden,Bernanke’den,ECB’den uzakta bir yaşam sürdüğümü.
Zaten istesem de bu durum şu an için zor bir ihtimal.Ne ekonomi beni bırakır,ne de ben ekonomiyi…Neyse gelelim biz asıl konumuza!
Oldukça sancılı,bitmek bilmeyen bir sonbahar ve kış geçirdi bu yıl dünyamız.Dünya lokomotifi ülke ekonomilerinin tarihi rakamlara şahit olduğu işsizlik,kapasite kullanımı,sanayi üretim verileri gibi bir dizi ekonomik gösterge ardı sıra gelerek görmekte olduğumuz kabusu daha da korkulur hale getirdi.Adeta kilitlenen para ve sermaye piyasaları,uçsuz bucaksız yükselen libor faizleri ve hiçbir bankanın bir diğerine güven beslemediği bankalararası piyasa fotoğrafının ardından 2009 yılı panikle karşılanan ve krizde en kötünün geride bırakıldığı umudu ile karşımıza çıktı.
Aslında 2009 yılı ilk çeyrek rakamları hali hazırda dünya ülkelerinin yaşamış oldukları türbülansın devam etmekte olduğunu bizlere çok net gösterir durumda.Ancak özellikle Nisan ayından itibaren yansımakta olan veriler ülke ekonomilerinin yavaşlamaya devam ettiğini fakat bu yavaşlamanın eskiye göre bir toparlanma süreci içerisine girmekte olduğunu bizlere göstermekte.Bu da herkesin aklında olan “en kötü geride kaldı mı?” sorusunu bir bakıma cevaplamakta.Şahsi görüşüm 2008 Kış’ında alınan ekonomik tedbirlerin ve uçsuz bucaksız bir şekilde indirilen Merkez Bankaları faizlerinin etkilerini 2009 ilk çeyreğinden itibaren göstermeye başlayacağı,bir yerde dibin görüldüğü yönünde.Ama sakın ola bu sözlerim bir bahar havasının gelmekte olduğu veya ekonomilerin akşamdan sabaha düzelme süreci içerisinde olduğu yönünde düşünülmemeli.
Krizin asıl çıkış noktası olan Amerika Konut Piyasası’nda rakamlar hala daha kötü gelmekte.Gelen veriler kötüye gidişin bir nebze soluk kestiğini ve yavaş yavaş sakinleşme sürecinin başlamakta olduğunu bizlere gösteriyor.Zaten çıkış öncelikle konut piyasası rakamları ile gün yüzüne çıkacak ve bunu da artış trendi içerisine girecek olan enflasyon verileri takip edecek.Tüm bu olaylar ise henüz 2010 yılından önce gerçekleşecek gibi gözükmüyor.FED ve Amerikan Hazinesi’nin sorunlu varlıkların alımına yönelik başlatmış oldukları girişim,bankaların belli koşullar altında stres testine tabi tutulmaları ve de bir nebze düzelme gösteren tüketici güveni ile Wall Street’te başlayan rüzgar diğer dünya borsalarını da arkasına alarak özellikle Mart ayının ikinci yarısından itibaren oldukça sert bir şekilde esmekte.Bu da üst seviyeye gelen risk iştihanı artırmakta,bunun sonucunda da uluslararası sermaye hareketliliği son iki aydır yeniden hız kazanmış durumda.Bu hareketliliğin içeriye yansıması ise bitmek bilmeyen IMF Antlaşması ile desteklenmekte bu da yatırımcıları bir beklenti havası içerisine sokmakta.
Stres testi sonuçlarının kamuoyuna sızan haberler doğrultusunda açıklanmış olması dışarıda meydana gelen hareketliliği beklentilerin gerçekleşmesi ile son buldurabilir.İçeride ise piyasada fiyatlanan rakamların altında imzalanan bir IMF Antlaşması veya piyasa beklentileri doğrultusunda gerçekleşen bir IMF Antlaşması beklentinin gerçekleşmesi ile borsayı yön bulması konusunda zor bir duruma düşürebilir.Dikkat edilmesi gereken husus,2009 yılının yatırımcılara kurda ve borsada yepyeni fırsatlar sunmaya devam edeceği.Kurda hareketlilik mutlaka sürmeye devam edecektir.Euro/Dolar ve Dolar/yen pariteleri ise dikkat edilmesi gereken diğer hususlar olarak not edilmeli
Zaten istesem de bu durum şu an için zor bir ihtimal.Ne ekonomi beni bırakır,ne de ben ekonomiyi…Neyse gelelim biz asıl konumuza!
Oldukça sancılı,bitmek bilmeyen bir sonbahar ve kış geçirdi bu yıl dünyamız.Dünya lokomotifi ülke ekonomilerinin tarihi rakamlara şahit olduğu işsizlik,kapasite kullanımı,sanayi üretim verileri gibi bir dizi ekonomik gösterge ardı sıra gelerek görmekte olduğumuz kabusu daha da korkulur hale getirdi.Adeta kilitlenen para ve sermaye piyasaları,uçsuz bucaksız yükselen libor faizleri ve hiçbir bankanın bir diğerine güven beslemediği bankalararası piyasa fotoğrafının ardından 2009 yılı panikle karşılanan ve krizde en kötünün geride bırakıldığı umudu ile karşımıza çıktı.
Aslında 2009 yılı ilk çeyrek rakamları hali hazırda dünya ülkelerinin yaşamış oldukları türbülansın devam etmekte olduğunu bizlere çok net gösterir durumda.Ancak özellikle Nisan ayından itibaren yansımakta olan veriler ülke ekonomilerinin yavaşlamaya devam ettiğini fakat bu yavaşlamanın eskiye göre bir toparlanma süreci içerisine girmekte olduğunu bizlere göstermekte.Bu da herkesin aklında olan “en kötü geride kaldı mı?” sorusunu bir bakıma cevaplamakta.Şahsi görüşüm 2008 Kış’ında alınan ekonomik tedbirlerin ve uçsuz bucaksız bir şekilde indirilen Merkez Bankaları faizlerinin etkilerini 2009 ilk çeyreğinden itibaren göstermeye başlayacağı,bir yerde dibin görüldüğü yönünde.Ama sakın ola bu sözlerim bir bahar havasının gelmekte olduğu veya ekonomilerin akşamdan sabaha düzelme süreci içerisinde olduğu yönünde düşünülmemeli.
Krizin asıl çıkış noktası olan Amerika Konut Piyasası’nda rakamlar hala daha kötü gelmekte.Gelen veriler kötüye gidişin bir nebze soluk kestiğini ve yavaş yavaş sakinleşme sürecinin başlamakta olduğunu bizlere gösteriyor.Zaten çıkış öncelikle konut piyasası rakamları ile gün yüzüne çıkacak ve bunu da artış trendi içerisine girecek olan enflasyon verileri takip edecek.Tüm bu olaylar ise henüz 2010 yılından önce gerçekleşecek gibi gözükmüyor.FED ve Amerikan Hazinesi’nin sorunlu varlıkların alımına yönelik başlatmış oldukları girişim,bankaların belli koşullar altında stres testine tabi tutulmaları ve de bir nebze düzelme gösteren tüketici güveni ile Wall Street’te başlayan rüzgar diğer dünya borsalarını da arkasına alarak özellikle Mart ayının ikinci yarısından itibaren oldukça sert bir şekilde esmekte.Bu da üst seviyeye gelen risk iştihanı artırmakta,bunun sonucunda da uluslararası sermaye hareketliliği son iki aydır yeniden hız kazanmış durumda.Bu hareketliliğin içeriye yansıması ise bitmek bilmeyen IMF Antlaşması ile desteklenmekte bu da yatırımcıları bir beklenti havası içerisine sokmakta.
Stres testi sonuçlarının kamuoyuna sızan haberler doğrultusunda açıklanmış olması dışarıda meydana gelen hareketliliği beklentilerin gerçekleşmesi ile son buldurabilir.İçeride ise piyasada fiyatlanan rakamların altında imzalanan bir IMF Antlaşması veya piyasa beklentileri doğrultusunda gerçekleşen bir IMF Antlaşması beklentinin gerçekleşmesi ile borsayı yön bulması konusunda zor bir duruma düşürebilir.Dikkat edilmesi gereken husus,2009 yılının yatırımcılara kurda ve borsada yepyeni fırsatlar sunmaya devam edeceği.Kurda hareketlilik mutlaka sürmeye devam edecektir.Euro/Dolar ve Dolar/yen pariteleri ise dikkat edilmesi gereken diğer hususlar olarak not edilmeli
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
