9 Mayıs 2009 Cumartesi

Nerede Kalmıştık???

Uzun zaman oldu siz dostlarla görüşlerimi paylaşmayalı,bir şeyler yazıp karalamayalı…Kimseler sanmasın bu süre zarfı içerisinde ekonomiden,Bernanke’den,ECB’den uzakta bir yaşam sürdüğümü.
Zaten istesem de bu durum şu an için zor bir ihtimal.Ne ekonomi beni bırakır,ne de ben ekonomiyi…Neyse gelelim biz asıl konumuza!

Oldukça sancılı,bitmek bilmeyen bir sonbahar ve kış geçirdi bu yıl dünyamız.Dünya lokomotifi ülke ekonomilerinin tarihi rakamlara şahit olduğu işsizlik,kapasite kullanımı,sanayi üretim verileri gibi bir dizi ekonomik gösterge ardı sıra gelerek görmekte olduğumuz kabusu daha da korkulur hale getirdi.Adeta kilitlenen para ve sermaye piyasaları,uçsuz bucaksız yükselen libor faizleri ve hiçbir bankanın bir diğerine güven beslemediği bankalararası piyasa fotoğrafının ardından 2009 yılı panikle karşılanan ve krizde en kötünün geride bırakıldığı umudu ile karşımıza çıktı.

Aslında 2009 yılı ilk çeyrek rakamları hali hazırda dünya ülkelerinin yaşamış oldukları türbülansın devam etmekte olduğunu bizlere çok net gösterir durumda.Ancak özellikle Nisan ayından itibaren yansımakta olan veriler ülke ekonomilerinin yavaşlamaya devam ettiğini fakat bu yavaşlamanın eskiye göre bir toparlanma süreci içerisine girmekte olduğunu bizlere göstermekte.Bu da herkesin aklında olan “en kötü geride kaldı mı?” sorusunu bir bakıma cevaplamakta.Şahsi görüşüm 2008 Kış’ında alınan ekonomik tedbirlerin ve uçsuz bucaksız bir şekilde indirilen Merkez Bankaları faizlerinin etkilerini 2009 ilk çeyreğinden itibaren göstermeye başlayacağı,bir yerde dibin görüldüğü yönünde.Ama sakın ola bu sözlerim bir bahar havasının gelmekte olduğu veya ekonomilerin akşamdan sabaha düzelme süreci içerisinde olduğu yönünde düşünülmemeli.

Krizin asıl çıkış noktası olan Amerika Konut Piyasası’nda rakamlar hala daha kötü gelmekte.Gelen veriler kötüye gidişin bir nebze soluk kestiğini ve yavaş yavaş sakinleşme sürecinin başlamakta olduğunu bizlere gösteriyor.Zaten çıkış öncelikle konut piyasası rakamları ile gün yüzüne çıkacak ve bunu da artış trendi içerisine girecek olan enflasyon verileri takip edecek.Tüm bu olaylar ise henüz 2010 yılından önce gerçekleşecek gibi gözükmüyor.FED ve Amerikan Hazinesi’nin sorunlu varlıkların alımına yönelik başlatmış oldukları girişim,bankaların belli koşullar altında stres testine tabi tutulmaları ve de bir nebze düzelme gösteren tüketici güveni ile Wall Street’te başlayan rüzgar diğer dünya borsalarını da arkasına alarak özellikle Mart ayının ikinci yarısından itibaren oldukça sert bir şekilde esmekte.Bu da üst seviyeye gelen risk iştihanı artırmakta,bunun sonucunda da uluslararası sermaye hareketliliği son iki aydır yeniden hız kazanmış durumda.Bu hareketliliğin içeriye yansıması ise bitmek bilmeyen IMF Antlaşması ile desteklenmekte bu da yatırımcıları bir beklenti havası içerisine sokmakta.

Stres testi sonuçlarının kamuoyuna sızan haberler doğrultusunda açıklanmış olması dışarıda meydana gelen hareketliliği beklentilerin gerçekleşmesi ile son buldurabilir.İçeride ise piyasada fiyatlanan rakamların altında imzalanan bir IMF Antlaşması veya piyasa beklentileri doğrultusunda gerçekleşen bir IMF Antlaşması beklentinin gerçekleşmesi ile borsayı yön bulması konusunda zor bir duruma düşürebilir.Dikkat edilmesi gereken husus,2009 yılının yatırımcılara kurda ve borsada yepyeni fırsatlar sunmaya devam edeceği.Kurda hareketlilik mutlaka sürmeye devam edecektir.Euro/Dolar ve Dolar/yen pariteleri ise dikkat edilmesi gereken diğer hususlar olarak not edilmeli

Hiç yorum yok: