10 Mart 2010 Çarşamba

Bu Sevda Bitmez Derken...

 


  Mayıs 2008
...
  IMF ile imzalanmış olan stand-by anlaşmasının son bulma tarihi...
  Mali piyasalarda yangın henüz soluksuz yanmıyor...

  Mart 2010...
  IMF'den gelen bir açıklama:
  "Türkiye ile artık Stand-By üzerinde çalışmıyoruz!"

  Türk Hazinesi'nden başka bir açıklama:
  "Uluslararası Para Fonu madde IV kapsamında olağan ziyaretini Mayıs ayı içerisinde gerçekleştirecek."

  Tüm bu açıklamalar IMF ile yaklaşık 2 yıldır süregelen müzakerelerin,karşılıklı açıklamaların,piyasadaki beklentilerin,fiyatlanmış pozisyonların son bulduğunun resmidir.Zamanlama doğru mudur diye düşünürsek eğer,piyasalar için anlaşmanın imzalanmayacağının bu denli hazır olduğu başka bir zaman dilimi henüz hatırlamıyorum.Zira,uzunca bir süredir artık IMF konusunda herhangi bir agresif tutum içerisine girilmeyeceği kabul edilmişti.Piyasada fiyatlamalar bu düşünce üzerinden yapılmaktaydı.Belkide gelebilecek bir anlaşma haberi,beklentinin gerçekleşmiş olmasından dolayı olumsuz olarak değerlendirilecek ve piyasa üzerinde satış yönlü bir baskı yaratacaktı.Anlatmaya çalıştığım işin sermaye piyasası ayağı.Diğer taraftan ise,Merkez Bankası'nın yılın ikinci çeyreğine kadar faiz artırımlarına başlama ihtimalinin özellikle yüksek gelen Şubat ayı enflasyonu ve yıl sonu beklenti anketlerinin olumsuz yönde bozulmalarına paralel olarak yükseldiği bu zamanda olumsuz bir IMF haberi bono-tahvil piyasasında negatif bir hareket yaratabilir ve piyasada etkin bir rol sergileyen yerli bankalar satış tarafında yer alırlarsa,faizler yükselebilir.Hazine'nin iç borçlanma oranının zaten yüksek oluşu ise bir diğer korktuğum taraf.Buna paralel olarak ülke dış borç riskinin artık "çıpa" olmadan artış göstermesi içeride dolar/tl kuru üzerinde kısa vadelide olsa baskı unsuru olabilir.

  2010 yılı büyüme rakamının %4-4.7 arasında gelme ihtimali artık daha yüksek.Eğer stand-by anlaşması imzalansaydı büyüme üzerine etkisi kabaca 1-1.5 puan olabilirdi.
Türkiye ekonomisi orta vadeli ekonomik programda açıklanan kriterlere sıkı sıkıya sadık kalarak kamu borcunu düşürür ve sıkı maliye politikalarına yeniden başlayabilirse eğer 2010 yılını fazla zorlanmadan atlatabileceğini düşünüyorum.Global çapta büyüme hızınıda arkasına aldığı takdirde artan ihracat rakamları ve üretim verileri IMF'siz bir senaryoyu karanlık olmaktan çıkarır.Bu noktada tek korkum,2011 genel seçimleri ve artması muhtemel kamu borcu.Geride bıraktığımız yerel seçimlerdeki tablonun yeniden sergilenmesi halinde önüne geçilemeyecek bir bütçe açığı verilir ve toparlanması çok zor olur.Hazine çok dikkatli davranarak borçlanmalı ve borç çevirme oranlarına önem göstermelidir.Haberin borsa üzerindeki etkisi ise kısa vadede olumsuz olacaktır.Ancak,piyasa oyuncularının uzun bir zamandır anlaşma olmayacağı yönündeki düşünceleri dahlinde açmış oldukları pozisyonların uzun vadeye yayılacağını düşünmüyorum.

  Panik yapacak bir durum olduğunu düşünmüyorum.Orta Vadeli Ekonomik Program Türk Ekonomisi için pusula niteliğindedir.Doğru okunmalı ve ona göre uygun adımların atılması yeterli olacaktır.Sadece çok dikkatli olmalıyız.Global ekonomi toparlanma sinyalleri vermekte fakat beklendiği kadar sağlıklı ve ayakları yere basar düzeyde değil.Temkinli davranmakta her zaman fayda vardır.Türk ekonomisi artık hiçbir kurumun çatısı altında değil ve suyun üzerinde tek başına yol almaya çalışıyor.

Hiç yorum yok: