17 Kasım 2010 Çarşamba

FED'in Kelebek Etkisi

   Amerikan Merkez Bankası FED'in uzun zamandır beklenen açık piyasa işlemleri komitesi toplantısından geçtiğimiz hafta 600 milyar dolar tutarında tahvil alım programı paketinin çıkması ve uygulamaya konulacak işlemin haziran 2011 tarihine dek sürecek olması kararının etkileri piyasalarda kendisini hızlı bir şekilde gösterdi.

   Toplantı sonrası global piyasalarda ilk 1 saat içerisinde bir şaşkınlık yaşanması ilginçti.Yatırımcılar adeta ne yapacaklarını bilemediler.Amerikan borsaları aşağı yönlü orta derece satışlarla karşılaştıktan hemen sonra toparlandılar ve altın,petrol gibi emtialarda global trende paralel olarak tarihi zirvelerini zorlamaya başladılar.Derken,takip eden zaman içerisinde açıklanan tahvil alım programının 2. para basma operasyonu olması nedeniyle fed tarafından piyasaya sürülecek fazla paranın amerika içerisinde etkilerini göstermesinden daha çok gelişmekte olan ülkelerde para birimleri üzerinde baskı oluşturacağı gerçeği tartışılmaya başlandı.
Bu tartışmaya göre,ülke sınırları içerisine girecek fazladan her 1 $'ın yerel paralarda değerlenme sürecini başlatacağı,bunu takiben ithalat oranlarında artışların yaşanmasının olası dış ticaret açıklarını yaratma etkisi ve enflasyonu tetikleyebilme ihtimali piyasalarda yıl sonu öncesi huzursuzluk çıkması için fitili ateşlemiş oldu.

   Güney Kore'de toplanan G20 liderler zirvesinden somut ve net bir ortak tavrın çıkmaması,dünyanın lokomotifi Çin ekonomisinde enflasyon korkularının son gelen verilerle desteklenmesi ve Avrupa Birliği içerisinde Yunanistan belası tam çözülmeden İrlanda bankalarına yönelik gelen iflas edebilir söylentileri rüzgarı bir anda ters yöne çevirdi.16 Kasım 2010 tarihi itibariyle Çin Borsası'nın son 3 işlem gününün 2'sini düşüş ile geçirmesi,Euro/Dolar paritesinde 1.41 tarihi zirvesinin denenmesi ve Euro Bölgesi kaynaklı olumsuz haberler ile zirveden aşağı yönlü 1.38 desteğinin kırılması ile iki kez 1.35'lerin test edilmesi,Dow Jones ve SP500 gibi gösterge endekslerin son 3 ayın en düşük seviyelerinden kapanışlar yapması durumun ciddiyetini açıklamaya yeterli.AB Maliye Bakanları toplantısından İrlanda meselesine dönük somut bir açıklamanın gelmemesi dahilinde paritede 1.32 seviyesininde aşağı doğru geçilerek 1.30 ların test edilme ihtimalini yüksek görmekteyim.Çin tarafında enflasyon korkusu nedeniyle faiz artırımı yönünde karar alınmasının etkisi,yatırımcılar tarafında global büyümenin frenleneceği ve emtia tüketiminin azalacağı şeklinde algılanıyor.Nitekim petrol kontratlarında 88 $'ın denenmesinden sonra %7'lik bir düşüş ile Ocak 2011 vadeli kontrat hali hazırda 82 $ seviyesinden geçmekte.

   Dışarıda tüm bunlar olurken TCMB Para Politikası Kurulu son toplantısında tarihi kararlar almaya devam etti.Fed tarafından global likiditenin dolar basılarak artırılması kararına yönelik sıcak paranın ülkeye girme hususundan rahatsız duyulduğu resmi olarak ifade edildi.Politika faizinde değişikliğe gidilmezken teknik faiz ayarlamasına gidildi ve gecelik bankaların merkez'e getirip yatırdıkları paraya verilen faizde 400 baz puan indirim yapıldı.Bunun açıklaması,eldeki fazla likiditenin merkez'in kasasına girmesi yerine bankalar arasında el değiştirmesi ve bu sayede bankaların birbirlerinden borçlanmasının sağlanmasıdır.Ülke içerisine giren sıcak paraya doğrudan bir etkisi olmamasına rağmen mutlaka göz dağı verilmesi yönünden önemli bir karardır.Merkez'e gelmek yerine para yön değiştirerek bono ve tahvillere girebilir.Mevduatlarda vadelerin uzamasının altına birkez daha ısrarla çizen PPK,TL munzam karşılık oranlarında da artırım yaparak kriz öncesi seviyeye gelmiş oldu.

   Değinmeden geçmek istemediğim son husus ise İstanbul'un Finans Merkezi olarak inşa edilmeye çalışıldığı bir süreçte,para piyasalarının bayram tatili nedeniyle 9 gün kapalı tutulması mevzusu.Dünya üzerinde en fazla 1-2 gün borsalar kapalı kalırken,içeride bu kadar uzun süre dışarısı ile irtibatın koparılması yabancı paranın ülke içerisine girmekte tereddüt etmesi için önemli bir neden.Likit olmayan bir piyasa asla tercih sebebi olmaz,olması da beklenmemeli.En azından vadeli işlemlerin elektronik platform üzerinden yapılabilmesi bile kafidir.Şayet yeterli teknolojik alt yapı yoksa acilen kurulmalı ve devreye sokulmalıdır.Yabancı yatırımcıya gelmeleri için tek sebep olarak hiçbir Türk bankasının son krizde iflas riski ile karşılaşmamış olması bir yerden sonra yeterli gelmeyecektir.Pazartesi piyasaların açılışı ile 5 günlük işlemlerin tek bir günde yapılıp,fiyatlanacağı unutulmamalıdır!

2 Kasım 2010 Salı

FED'i beklerken...

  
   Piyasada pozisyonu olsun,olmasın yaklaşık 1 aydır herkes nefeslerini tutmuş Amerikan Merkez Bankası FED'in tahvil alımı konusunda yapacağı açıklamayı bekliyor.Üzerine bir de İngiltere ve Japonya Merkez Bankalarınında FED tarafında pozisyon tutarak ortak hareket etme ihtimalide düşünülürse,olayın önemini açıklamaya gerek yok.

    Merkez bankaları piyasa oyuncularını yönlendirme,beklentileri yönetme misyonuna sahiptirler.Bu sayede geleceğe yönelik risk yönetilebilir bir seviyeye daha rahat indirgenmiş olur.Ancak,geçtiğimiz hafta FED bunun bir adım önünde hareket ederek amerikan bankalarına açıkça ne kadarlık bir tahvil alımı yapsam şeklinde bir soru yöneltti.Yapılan anket belki şeffaflık açısından saygı duyulası fakat piyasaya iplerin kaptırılması anlamında içler acısı.Dünyanın yönlendirmesine ihtiyaç duyduğu bir merkez bankası şahsi kanaatim bu kadar şeffaf olmamalıydı.

    Fed 6-7 Kasım para politikası toplantılarında şayet piyasanın beklentisi doğrultusunda karar alırsa bu piyasadan 500 milyar dolar ve üzeri tutarında tahvili satın alacağı anlamına gelmekte.Atılacak bu yönlü bir hareket sonucu doların zayıflama süreci devam eder ve hem eur/usd paritesinde hemde gelişmekte olan ülkelerin para birimlerinde değer kazanımları şüphesiz bir hal alır.Fed'in enflasyon ayağında hiçbir korku taşımaması hatta deflasyondan çekinmesi,para basmada elinin rahat olmasını sağlıyor.Daha önceki para basma operasyonlarında ortaya çıkan acı gerçek,basılan her 1 dolar'ın sadece 15 cent'inin gitmesi gereken kredi kanalına gittiğini,geri kalan 85 cent'in ise gelişmekte olan ülkelere yatırım fonları vasıtasıyla giriş yaptığı.Burası gerçekten önemli.Çünkü,bu vasıtayla içeride dolar kalmıyor ve enflasyon korkusu yaşatmıyor.

    İçerisinden geçtiğimiz zamanın sahte renklerden oluştuğunu anlamamız için gelişen ülkelere akan fazla paranın ülke yönetimlerini kandırmaması gerekir.İçeriye giren paralara uzun vadeli güvenerek gereğinden fazla borçlanma yapılması son derece yanlış olur ve sonuçları vahim gerçekleşmelere gebedir.

   Son birkaç gündür ABD ekonomisinin Ekim ayına yönelik gelen verilerine bakarak FED'in karar alması durumunda tahvil alım programı piyasanın beklentisi doğrultusunda gerçekleşmez ve borsalara kısa süreli düzeltmeler gelebilir.Dolar tersi yönde hareket ederek yükseliş gösterir ve yıl sonu öncesinde sert hareketlere şahit olabiliriz.

    Kasım ayı FED toplantısı,sonrasında çok sular kaldırabilir.Çünkü banka içerisinde ayrık görüşler olduğunu hepimiz biliyoruz.Bugüne kadar yapılan tüm niceliksel gevşemelerin,halkın tasarruflarını artırması ve bankaların kredi kanallarını hala dar tutmalarından ötürü etkisinin beklenenden az olması,atılacak yeni adımların ölü doğabilme ihtimalini göz önünde tutmamızı mecbur kılıyor.

    Son olarak,FED'in her parasal genişlemesinin gelişen ülke merkez bankaları için mecburen parasal sıkılaştırmaları beraberinde getirmesi son derece normal karşılanmalı!