Uzun bir zamandır dünya üzerinde Fed'in genişlemeci para politikasından çıkış haritası üzerine akıl yoruluyordu. En son Eylül ayı FOMC toplantısı sonrasında banka bir strateji metni yayınladı ve algı yönetimi politikası çerçevesinde kendince belirlediği bir takım aracın kullanım detaylarını yayınladı. Ne gibi? Mesela, finansal kuruluşların banka nezdinde tuttukları karşılıklıklara ödenecek faiz oranı ve ters repo işlemleri ile sterilizasyonun sağlanması gibi. İlk etapta büyüyen Abd ekonomisi ve 2013 Mayıs ayından bu yana geçen sürede iyi kötü pozisyon ayarlamalarının gerçekleştirilmesi ile birlikte önümüzdeki sürece dair volatil fiyatlamalar gerçekleştirilmedi. Hatırlayalım, toplantı sonrası geçen süre zarfında endekslerde rekorlar kırılmaya devam ederken, Dolar'ın güçlenme süreci de devam etti.
Ancak, Ekim ayı ile birlikte fiyatlama davranışlarının rengi değişmeye başladı.
Avrupa Merkez Bankası'nın düzenlemiş olduğu ilk T-LTRO ihalesine beklenilen düzeyde başvurunun gelmemesi,
Bölgenin itici gücü Almanya ekonomisine dair ikinci çeyrekte ilk çeyreğin devamı bir şekilde resesyon ihtimalinin belirmesi,
Afrika kıtasında başlayan ve Abd sınırlarında da görülmeye başlayan Ebola virüsü ve ulaşım sektörü hisselerinin görmüş olduğu ağır satışlar,
Ecb cephesinden beklenilen düzeyde genişleme hamlesinin rakamsal olarak gerçekleşmemiş olması,
Çin ekonomisinde devam eden düşük üfe süreci ve ekonomideki zayıflayan ivme,
Abd'de açıklanan beklentiden kötü gelen perakende satışlar ve üfe verisi,
Yunanistan'da bir kez daha beliren siyaseten radikal partilerin Şubat ayında iş başına gelme ihtimali ve Euro Bölgesi'nden çıkılacağına dair beliren endişe,
Ve global ekonomide artan durgunluk beklentilerinin Abd büyümesini de etkileyeceğine dair endişelerin bir araya gelmesi gelişmiş ülke borsa endekslerinde sert satışlar görülmesine neden oldu. Kimileri son 2-3 günlük süre zarfını riskli varlıklardan kaçış ve trendin kırılımı şeklinde yorumluyor. Benim bu tezler karşısında savunduğum düşüncelerim ise şu şekilde :
Global çapta bir trend kırılımı ve riskli varlıklardan çıkış, risksiz varlıklara giriş süreci içerisinde isek burada 2008 krizinden bu yana tercih edilen en güvenli limanın bir kez daha Abd Dolar'ı olması gerekir. Süre içerisinde bunun aksine Dolar, Euro karşısında değer kaybederek 1.28 seviyesinin üzerini test etti.
Şayet risksiz varlıklara giriş olacaksa burada en son tercih sanırım ons altın olmalı. Yatırım fonlarının gerçekleştirdiği satışlar ve yaşanan para çıkışları sonrası değerli metale hala bir güven duyan kesim var mı merak içerisindeyim. Aksine 1250 Dolar seviyeleri metal fiyatlamasında test edildi.
Bugün belki de yer küre üzerinde görülen en güvenli devlet tahvili Abd'ye ait olsa gerek. Çarşamba günü ülkenin 10 yıllık tahvili üzerinde görülen volatilite yani oynaklık sıradan bir ülke tahvili üzerinde görülen günlük fiyatlama davranışlarından geri kalır gibi değildi. 2008 krizinin en derin zamanlarında dahi ülke tahvilleri ilk sırada tercih edilir ve portföylerdeki yerini alırdı. Güne %2.2 seviyesinden başlayan on yıllık ülke tahvili seans içerisinde %1.86 seviyesine kadar düşerken sonrasında tekrar %2 seviyesinin üzerine yükseldi. Tahvilin gelecekte beklenen opsiyon volatilitesini ölçümleyen endekste görülen değer bir yıl önce Fed'in meşhur Eylül ayı toplantısındaki dönem rakamına eşitlenmişti.
Bir diğer ayrıştığım nokta ise gelişmekte olan ülkelerin borsa endeksleri ve para birimlerinin görece pozitif ayrıştığı ve likiditenin gelişmiş ekonomilerden çıkarak gelişmekte olan ülke piyasalarına giriş yaptığı konusu. Aksine, gelişmekte olan ülkelerden Eylül ayından bu yana para çıkışı yaşanmakta. Mesela Türkiye borsasında yabancı payı takas oranı düşerken, sermaye çıkışları da buna paralel devam etmekte. Eğer ki global çapta bir durgunluk fiyatlamasının içerisinde isek gelişmekte olan ülkelerin ürettiği ve üretmesi beklenilen malların alıcısı konumundaki gelişmiş ülkelerin durumunu yakından bir kez daha tahlil etmek gerekir. Likiditenin kriz ortamlarında gördüğü fiyat seviyesinde tercih yapmaksızın ilk çıkış yaptığı piyasalar daima gelişen ülkelere aittir. Bunu geçmişte 2008 krizi ve Mayıs 2013 Bernanke döneminde tecrübe ile öğrendiğimiz kanaatindeyim. Gelişen ülke para birimlerinde pozitif anlamda Dolar'a karşı büyük çapta bir ayrışma olduğunu düşünen taraf değilim.
Ve son olarak devam eden yükseliş trendinin kırıldığı ve piyasaların yeni bir niceliksel gevşeme paketini yani QE4'ü Abd cephesinde fiyatladığı senaryosu. Fed, ülke ekonomisini son derece sağlıklı bir konumda görmeye devam ediyor. GSYH açısından yıl sonu için piyasa konsensusu %3 civarı bir büyüme ve %6'nın altında bir işsizlik oranına gelmişken Abd için yeni bir niceliksel gevşeme paketinin en azından bu safhada masada olması ihtimalini maalesef akıl ve mantık dışı buluyorum.
Unutmamak da fayda var; Fed'in önceliği her zaman için kendi ülke ekonomisi konumunda. Bu cephede beklentilerinin dışına doğru bir negatif sapma görmeden genişleme anlamında bir adım atılması neredeyse imkansız. En fazla yapılması muhtemel olan para politikası hamlesi çıkış stratejisinin uygulamaya sokulma sürecinin uzatılması olur. Euro Bölgesi ya da Çin ekonomisi için bir genişleme hamlesi beklemek suya yazı yazmak gibi bir şey olsa gerek.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder