5 Ağustos 2016 Cuma

Enflasyonda Olağan Şüpheli Kim?

3 Ağustos tarihinde her ay bir klasik olduğu üzere TÜİK tarafından aylık enflasyon gerçekleşmeleri açıklandı. Kısa özet ile; Temmuz ayında bir önceki aya göre enflasyon artışı %1.16, bir önceki yılın aynı dönemine göre %8.79, üretici fiyatları endeksi ise aylık %0.21, yıllık bazda ise %3.96 düzeyinde artış gösterdi. 

Türkiye'de enflasyon kelimesi kullanıldığında akla genellikle TÜFE, yani tüketicinin karşı karşıya kaldığı fiyat artış düzeyi gelmektedir. Bunun nedeni, yıllar itibarıyla üretici tabanlı fiyat artış düzeyinin tüketici cephesinde gerçekleşen yüksek seviyeler kadar rahatsız edici derecede gerçekleşmemesidir.

Temmuz ayı enflasyon gerçekleşmesine dair birkaç önemli ayrıntıdan bahsetmek gerekiyor. Yaz ayları itibarıyla genellikle olumlu hava koşullarının da etkisi ile enflasyonda düşük seviyelerde gerçekleşme takip edilir-di. Ancak bu yıl bahsettiğimiz durumun hayata geçmedi görüldü. Temmuz ayı enflasyon rakamı son 3 yılın ortalamasından 0.88, 5 yılın 1.12, 10 yılın ise 1.09 yüzde puan sapma gösterdi. Bahse konu rakamlar 2015 yılının aynı döneminde sırasıyla -0.09, 0.14 ve 0.09 düzeyinde sapma takip edilmişti. Yani, geçmiş dönem ortalamalarından pozitif bölgede ne kadar uzağa gidersek o derece aylık enflasyonda sapma olduğu sonucuna ulaşıyoruz.

Aylık enflasyon gerçekleşmesinde şu kalem şu kadar arttı, şu kalem şu kadar azaldı ayrıntılarından ziyade olaya farklı bir açıdan yaklaşmak için bu yazıyı yazmak istedim. Türkiye'de enflasyon konusunda artık uzlaşmamız gereken iki önemli nokta olduğu konusuna uzun zamandır gerek blog üzerinden, gerekse de hazırladığım araştırma raporlarında bahsetmeye çalışıyorum: 1-Enflasyona yönelik mücadelede tek haneye düşüş gösterdiğimiz 2004 yılından bu yana (ortalama TÜFE %8.60) bu yana başarısız oluyoruz. Nedeni, metal yorgunluğu misali uzun yılların verdiği çift haneli mücadelesinin ardından bir kısım kesimde tek hanede kalmanın verdiği kısmi rahatlık ve büyüme odaklı politikaların nispeten ön plana çıkarılması. 2-Mücadele konusunda enflasyona yönelik algımızı kaybetmiş olmamız. Toplumun her kesiminde aynı derecede yüksek algı olmadıkça enflasyonda kalıcı aşağı yönlü hareket gerçekleşmesi maalesef mümkün değil.

Öte yandan artık ciddi ciddi tartışmamız gerektiğini düşündüğüm bir diğer önemli hatamız ise bence enflasyonda asıl suçlunun kim olduğu konusu. Gıda ve alkolsüz içecekler grubunun TÜİK tarafından takip edilen 12 adet ana harcama grubu üyesi arasında yıllar itibarıyla sürekli en yüksek paya sahip olması nedeniyle "olağan şüpheli" arandığında akla ilk gelen isim olması nedeniyle herkesin aynı konuda -çoğunluğun detaylı bilgisi olmadan fikir belirtmesi ağırlıklı- yanlış analiz yapılıyor. Kendimce bazı hesaplamalar yaptım, paylaşmak isterim.

2005-2015 yılları arasında ana harcama grubu üyelerinin yıllık ortalama artışlarından ulaştığım rakamlara göre en yüksek artış %1.02 alkollü içecekler ve tütünde, %0.92 ile lokanta ve oteller ve üçüncü olarak da %0.78 ile gıda ve alkolsüz içecekler grubunda gerçekleşmiş. Yani, ortalama artışa bakarak seyir konusunda fikir sahibi olmak istediğimizde "olağan şüpheli" konumundaki gıda ve alkolsüz içeceklerin ilk sırada yer almadığını görüyoruz. Aynı dönem için hesaplamayı ortalama üzerinden değil de kümülatif üzerinden yaptığımızda (% değişime göre) farklı bir sonuç çıkıyor mu? Alkollü içecekler ve tütün grubu %135 artışla ilk sırada yer alırken, lokanta ve oteller %121, gıda ve alkolsüz içecekler ise %104 ile yine üçüncü sırada yer alıyor. Demek ki neymiş? Problemin ana çıkış noktasında kimi suçlayacağımız konusunda henüz emin değilmişiz. (Sadece gıda fiyatlarının kümülatif artış rakamı %105.)

2005 yılının Ocak ayında ortalama sepet kur seviyesi 1.56 seviyesinde iken, 2015 Aralık döneminde ortalama seviye 3.05'e yükseldi. Başlangıç ve bitiş dönemi arasındaki % değişim 95.5. Yani, Türk lirasının 0.5 ABD doları ve 0.5 eurodan oluşan yabancı para döviz sepeti karşısındaki değer kaybı neredeyse 2 katına yakın. Kurda gerçekleşen değer kaybının volatilite olarak sert ve hızlı gerçekleştiği dönemlerin akabinde çekirdek enflasyona geçişkenlik ve hizmetler kaleminde meydana gelen yapışkanlık olarak gerçekleşmesini doğal karşılamak gerek.

Bu noktada hedeften uzak enflasyon gerçekleşmesi için her yıl başlangıcında ve zaman zaman yıl ortasında kamu eliyle gerçekleşen zamları da -fiyat ayarlaması- atlamamak gerekiyor. Alkollü içecekler ve tütün kaleminin kümülatif artışta ilk sırada yer alması sürpriz olmasa gerek.

Enflasyona dair mütemadiyen yazı yazmam konusunda affınıza sığınıyorum. Temel para politikası duruşumuzu enflasyon odaklı hale getirdiğimiz gün ekonomide arzu edilen büyüme ve kaliteli gelişimin kendiliğinden geldiğine tanık olacağız. Evet, şu tartışmayı da kabul ediyorum; bugün dünya genelinde büyüme konusu temel kaygı. Şayet bu odakta ilerlemek istiyorsak da enflasyon hedeflemesi rejiminden tamamen ayrılıp bunu da ilan edelim derim. Böylece en azından neden enflasyon hedefi tutmuyor, bu yıl da şu kadar sapma oldu gibi tartışmalardan sıyrılmış oluruz.

Sabrınız için teşekkürler.

Hiç yorum yok: