30 Eylül 2008 Salı

Dünya Ekonomisi

“Hükümet "Yatırım Bankacılığı" olayını sonlandırmak da kararlı gözüküyor.Çünkü kredi krizinin patlak vermesinden bu yana geçen süreçte 11 banka battı ve bunların arasından büyük çapta hiçbir banka bulunmuyor.Batan şirketler yerel bankacılık hizmetinin yürüten bankalar ve yatırım bankaları.Aslında krizin sorumlusu olarak da yatırım bankaları gösteriliyor.Çünkü yatırım bankalarının kullandığı kaldıraç oranları yasa gereği diğer bankalardan daha fazla ve bu da daha çok riskin alınmasını tetikliyor.Şu anda ülkede 2 büyük yatırım bankası kaldı.Krizin altın çocuğu Goldman Sachs ve Morgan Stanley.Ekonomistlere göre bu 2 bankanın da tek başlarına ayakta durarak bu krizden sağlıklı bir şekilde çıkmaları imkansız gözüküyor.”

Yukarıda ki paragraf benim 21/09/08 tarihli yazımdan!Dünya ekonomisinin,dünya ekonomisine yön veren şirketlerin,dünya finans sisteminin nereye doğru gitmek de olduğunu anlatmaya çalışmıştım kendimce.Gelin beraberce bir hafta içerisinde neler olduğuna dair bir beyin fırtınası yapalım.

Dilerseniz fırtınamıza krizin altın çocuğu “Goldman Sachs” Yatırım Bankası’ndan başlayalım.Geçtiğimiz hafta Amerikan Merkez Bankası (FED) Yatırım Bankası statüsünde işlem yapan Goldman Sachs ve Morgan Stanley’nin yola Mevduat Bankası statüsünde devam etmeleri için izin verdiğini açıkladı.Yüksek derecede kaldıraç oranları kolaylığından yararlanarak işlem yapan bu iki banka artık bir mevduat bankası gibi işlem yapmaya başlayarak Amerika da yatırım bankacılığı döneminin de kapandığını ilan etmiş oldular.Kaldıraç oranı avantajından faydalanabilmenin anlamı şudur:
Banka her 1$ için yaklaşık 11-12$ borçlanabilmektedir.Fakat aynı 1$ için mevduat bankası statüsünde bulunan başka bir kurum yaklaşık 3-4$ borçlanabilmektedir.Yani,artık bankalar yüksek değerlerle borçlanma koşullarını terk ederek deyim yerindeyse kapı kapı gezinerek sermaye toplayacaklardır!Peki aynanın bir de diğer tarafından bakarsak olaya…
Tüzüğü gereği FED’in yatırım bankalarına kredi kullandırabilme imkanı bulunmuyor.Eğer bu iki yatırım bankasına gereken sermaye imkanı sağlanamasaydı sıradaki kim olacak sorusu kısa bir süre sonra bunlar için sarfedilmeye başlanacaktı.Yani FED piyasalarda tsunami etkisi yaratacak olası bir krizi statülerini değiştirmelerine izin vererek önceden engellemiş oldu.

Hazine Bakanı Henry Paulson tarafından hazırlanan ve hükümetin 2 yıl süre ile sorunlu tüm Mortgage varlıklarını almasını içeren 700 Milyar $’lık kurtarma paketi Amerikan Temsilciler Meclisi’nde tartışıldığı sıralarda Amerika Birleşik Devletleri’nin en büyük mevduat bankası olan “Washington Mutual” 2 Milyar $ karşılığında JP Morgan Chase’e satıldı ve banka aktif büyüklüklerine bakıldığında Citi Grubun ardından ABD’nin en büyük 2.bankası oldu.Hatırlanacak olursa,JP Morgan 2008 Mart ayında Bear Sterns şirketini yine çok ucuz bir rakam ödeyerek bünyesine katmıştı.

ABD´nin varlıklarda en büyük bankası Citigroup yaklaşık 2.16 milyar$’a Wachovia´nın bankacılık operasyonlarını devraldı.

ABD´de varlıklarda 6. sırada olan Charlotte merkezli bankanın hisseleri anlaşmaya göre hisse başına 1 dolarla devredildi. Cuma göre hisseler 10 dolardan kapanmıştı. ABD TMSF´si FDIC´in kontrolünde yapılan anlaşmaya göre göre tüm mevduat sahipleri korunacak.
New York merkezli Citigroup temmüttüsünü yarıya indirmeyi ve Wachovia´nın borçlarının bir kısmını üstlendiğinden 10 milyar dolarlık sermaye arttırımına gitmeyi planlıyor.Satınalmayla Citigroup 21 eyalette 3.300 şube devralacak.

Kredi krizinin ateşinin yanmaya başladığı ilk yer olan Amerika da tüm bunlar olurken acaba ateşin dalga dalga yayılarak gittiği Avrupa kıtasında neler oldu?

İngiltere’nin en büyük bankası olan HSBC’nin sözcüsü Gareth Hewett yaptığı açıklamada ekonomik durum ve 2009'a yönelik temkinli duruşları nedeniyle banka bünyesinde çalışmak da olan 1100 kişiyi işten çıkaracaklarını ve bu işlemin yarısının İngiltere’de ki istihdamlarından olacağını duyurdu.



Dünya’nın en büyük 20 bankası arasında Belçikalı “FORTİS” sermaye sıkıntısı içerisine düştü ve batma sinyalleri vermeye başladı. Hollanda, Belçika ve Lüksemburg, geçen hafta sonunda mali güçlük içine düşen Fortis;in bankacılık faaliyetlerinin yüzde 49;luk bölümünün 11 milyar avro karşılığı satın alınmasını kararlaştırdığını ve Hollanda;nın bu operasyona 4 milyar avro ile katıldığı bildirdi.Sermaye sıkıntısı yaşadığı söylentileriyle Brüksel borsasında yüzde 29,65 gerileyerek piyasa değerinin neredeyse 3’te birini kaybeden Dexia için acil önlem arayışına giren Belçika hükümetine bu kez Flaman, Valon ve Brüksel otonom bölgelerinden destek geldi.

Almanya’da ise zordaki Emlak Kredisi Bankası “Hypo Real Estate”, bir bankalar konsorsiyumuyla son dakika anlaşması yaparak, iflastan kurtuldu.

İngiliz hükümeti, ülkenin en büyük emlak kredisi bankalarından “Bradford and Bingley”i kamulaştıracağını açıkladı.
Bu kapsamda, Hazine Bakanlığı, ülkedeki ekonomik istikrarı koruyabilmek için, bankanın 50 milyar sterlinlik kredi ve borçlarını üstlenecek.Ayrıca bankanın, perakende bankacılık mevduatlarını ve bazı birimlerinin İspanyol Bankacılık Grubu ‘Banco Santander’a satışı için de 18 milyar sterlin kaynak sağlayacak.

İskandinav ülkelerindeki bankalar da sıkıntıda. İsveç'in Nordea AB ve Danimarka'nın Spar Nord Bank ile Arbejdernes Landsbank, mali sıkıntıdaki Danimarka bankası Roskilde Bank'ın 21 şubesini 108 milyon dolara, mevduat hesabıyla, bankanın kredi hesabını da 3 milyar dolara satın alacakları belirtildi. Bankadan yapılan açıklamada, global finans krizi gerekçe gösterilerek global bankacılık ve piyasa operasyonları biriminin yüzde 4'ünün işten çıkarılacağı duyuruldu.
Dünya bankacılık sisteminde bunlar gerçekleşirken,dünya borsalarının nefeslerini tutarak oylanmasını bekledikleri kurtarma paketi ise Temsilciler Meclisi’nde 29 Eylül 2008 tarihinde 205’e karşı 228 oyla reddedildiğinin ilanından önce tasarının kabul edilmeyeceğinin anlaşılmaya başlamasıyla borsa hızla inişe geçti ve Dow Jones önce 705 puan düştü, ardından düşüş sürdü ve endeks 777.68 kayıpla yüzde 7 yitirdi. 777 puanlık düşüş Dow Jones tarihindeki en büyük kayıp olarak tarihe geçti ve endeks 10.365,45 puandan kapandı. Bundan önceki rekor düşüş 11 Eylül terör saldırılarının ardından gelen günde meydana gelen 721 puanlık kayıptı.Oylamanın hemen ardından yapılan son dakika açıklamalarında paketin 2 Ekim tarihinde yeniden görüşüleceği ve antlaşma sağlandığı takdirde oylanmasına geçileceği bildirildi.

Tüm bunlardan anlaşıldığı üzere ismini Subprime Mortgage Krizi olarak duyduğumuz kriz dünya genelinde Global Kredi Krizi olma yolunda ilerliyor ve konut sektöründen sonra mali sektör şirketlerini de zor durumlara düşürmeye başladı.Reel sektör şirketlerine ise ne zaman sıçrayacağı henüz belli değil.Krizin Türkiye tarafındaki boyutu ise endişe verici boyutlara ulaşmaya başladı.Zira,Dexia ve Fortis gibi kredi krizindne etkilenen bankaların tüm bankacılık sektöründe de iştirakleri bulunmakta ve nakit sıkıntısı çekmeleri durumunda içeride de söylentilerle beraber satış yönlü baskılar oluşabilir.Bizimse dünya da olan tüm bu gelişmelerden biraz gecikmeli olarak etkilenecek olmamız şüphesiz.Şimdi merakla 3 günlük bayram tatili ardından Cuma günü endeks de nasıl bir seyir izleneceği bekleniyor.Perşembe günü yeniden paketin temsilciler meclisi’nde görüşüleceği ise unutulmamalı…

27 Eylül 2008 Cumartesi

Bankacılıkda krizin 100 yılı

Amerika Birleşik Devletleri’nde ilk bankacılık krizi 1907 yılında baş göstermiştir.

1907 yılında bir bakır şirketinin iflası ile mevduat sahipleri bu şirkete yüksek kredi vermiş olan mevduat bankalarına hücum etmiş ve mevduatlarını çekmeye başlamışlardır.Bu olay,tüm bankalara sıçramaya başladığında olay Bankacılık Krizi adını almıştır.

Kriz,JP Morgan şirketinin kredi veren bankaların tüm mevduat geri ödemelerini garanti altına aldığını açıklaması ile sonuçlanmıştır.Bunun sonunda son likidite başvuru mercii olarak
Ulusal Para Komisyonu (National Monetary Commission) kurulmuş ve Amerikan Merkez Bankası (FED) bu komisyondan türeyerek 1913 yılında Federal Reserve kanununun kabulü ile görevine başlamıştır.

Bugünkü krizin temeli ise 2005-2006 yıllarında düşük ev kredisi piyasasının
(Subprime Mortgage Market)gelişmeye başlamasına dek uzanmaktadır.2006 yılında bu piyasanın değeri 1.2 Trilyon $ büyüklüğünü bulmuştur.

Yoksulların ev sahibi yapılmaya başlanması ile krizin tohumları atılmıştır.Olay,yoksulların ev sahibi yapılması amacıyla kredi açılması olayı değildir.Açılan kredilerin riskinin şeffaf bir biçimde ortaya konmamış olmasıdır.Buradan sonra bankalar birbirlerini fonlarken risk derecesi bilinmeyen bu kredilerin risklerini de birbirlerine satmışlardır.Daha sonra ki aşamalar da ise olayın adı güven bunalımı olmuş,iyi bankalar kötü bankaları fonlama işlemine son vermiş ve bankacılık piyasasında likidite sorunu ortaya çıkmıştır.Ortaya çıkan likidite sorununu çözmek amacıyla Merkez Bankaları devreye girmiş ve piyasayı fonlama işlemlerini yerini getirmişlerdir. Bankalar bizlerden topladıkları paraları hemen bir başka köşede likidite halinde hazır tutarak daha sonra bize faiz ödemesi yapmazlar.Aksi takdir de faiz geliri elde edemezler.Toplanan mevduatlar bankaların birbirlerine açtıkları fon kanalları vasıtasıyla kendi aralarında pompalanır ve bu yolla faiz geliri elde edilir.

İpotekli ev kredileri,özellikle bunların Subprime olmaları,menkul kıymet haline dönüştürülerek yeniden satılmasıdır.Peki bu işlem nasıl yapılmıştır?

Kredilerin dönemsel ödemeleri bir havuzda toplanmış,bu havuzda toplanan gelir akımları dönemsel ödemeli bir menkul kıymet haline getirilerek satılmıştır.Yapılan olay bir nevi önceden kredi plasmanı yapıp,daha sonradan mevduat toplanmasıdır.

Adım Adım Kriz

* Mevduatı yatıran,havuzda toplanan gelir akımlarının bir bütün olarak ne kadar sürdürülebilir olduğunu bilmemektedir.

* Mevduatı yatıran aslında satın aldığı menkul kıymeti bir başka yatırım fonunun içine varlık olarak koymaktadır.O yatırım fonunun katılım belgesini alan başka bir kimse ise neyi aldığını hiç ama hiç bilmemektedir.

* Bu havuzun içinde hem Subprime olan hem de olmayanlar bir arada bulunmaktadır.Ama işi ilk satış yapandan başka kimse bilmemektedir.

* Bu havuz mevduat sigortası kapsamında değildir.

* Bu havuzun tamamını bugün batmış olan Yatırım Bankaları oluşturmaktadır.

* Sigorta şirketleri ise bu havuzun gelir akımlarının garantörüdür.

* Havuzu inşa eden,mali sorumluluk taşımasa bile moral açıdan sorumlu olanlar banka dışı aracı kurumlardır ve onlarda enkazın altında kalmışlardır.


Bugün kongrede bekleyen tasarı ise sorunlu olan tüm varlıkları kamu eliyle satın almak ve zehirli atıkları temizlemeyi ön görmektedir.Miktar 700 Milyar $ tutarındadır.
Yeterli midir?Bilinmez!Amerikan vergi mükellefine kişi başına 2500 $ ek maliyeti söz konusudur.Amerika Birleşik Devletleri’nin GSYH yıllık 13 Trilyon $ gibi devasa bir rakama eşittir.Uluslararası Para Fonu (IMF)’na göre krizin büyüklüğü 1.3 Trilyon $’dır.Yani GSYH’nın %1’ ne yakın bir rakama denk gelmektedir.Kurtarma Paketi’nin ne kadar etkili olacağı ise şu an için tam olarak bilinmemektedir.

21 Eylül 2008 Pazar

Bırakınız "Batsınlar" Teorisi...

Adam Smith tarafından söylenen Liberalizmin simgesi haline gelen "laissez faire, laissez passer" cümlesi bu günlerde sıkça kullanılır oldu.Neden mi?

Çünkü Dünya'nın en büyük ekonomisi,en büyük tüketicisi,en büyük petrol ithalatcısı ve tartışmasız piyasalara yön veren tek ülkesi olan Amerika 1929 ekonomik buhranından sonraki en büyük krizini yaşıyor.Tıpkı 1929 buhranında olduğu gibi piyasalar yine tek başlarına bırakıldı ve yine
bırakınız batsınlar teorisi gerçekleşmiş oldu.2000'li yılların başında yaratılan Nasdaq balonunun patlamasının ardından içinde yaşadığımız son 1 yıldır da önce adını Subprime Mortgage Krizi olarak duyuran daha sonra giderek Küresel Kredi Krizi adını alan Emlak Balonu patladı.Bütün bu balonlar neden mi patladı?Çünkü liberal sistemde piyasa yapıcılar piyasada olanların ta kendileridir.Piyasalara devlet müdahelesi asla söz konusu değildir.Eee çobansız bir sürünün başına elbet günün birinde birşey gelmesi de kaçınılmaz bir durumdur!Önce 2008 17 Mart'ında kara pazartesi yaşandı.Amerikan hükümetinin ülkenin en büyük yatırım bankalarından Bear Sterns' e el koyması ile dünya borsaları bir günde çöktüler.O zamanlar kimse krizin bu noktalara geliceğini tahmin bile edemiyordu.Herkes acaba bu ilk mi yoksa son mu tartışmasını yaparken dağın başından gelen kar topunun çığ etkisi yaratması aslında sanılandan o kadar da uzak değildi...
Bu o kadar büyük bir krizdi ki 12 Trilyon $ tutarında büyüklüğe sahip Amerikan Mortgage Piyasası tamamen krizden etkilenmekteydi.Krizin boyutu ve nerelere ulaşabileceği konusunda bugün de dahil olmak üzere hiçbir ekonomist tahminden öte hiç bir yorum yapamıyor.Mortgage Piyasası'nın 2 büyük ismi
Fannie Mae ve Freddie Mac devlet eliyle kurtarıldılar.Ki eğer kurtarılmamış olsalardı bugün böyle bir sistemin ismini dahi anıyor olmazdık.Bu iki şirket ülkedeki Mortgage Piyasası'nın %50sini sadece tek başlarına karşılamaktaydılar.Yani batmaları durumunda düğümün çözülmesi aylar belki de yılllar alıcaktı!Amerikan Merkez Bankası (FED) piyasalara devamlı likidite enjekte etmekte fakat her yeni gelen enjeksiyon paketi bir diğerinden fazla olmakta.Şimdi akıllarda ki soru bir gün FED kurtarılma ihtiyacı duyacak mı acaba?

15-19 Eylül tarihleri arasında İngiltere de işlem gören
Libor faizleri FED'in hedeflediği %2 lik faiz' in üzerine kat be kat çıktı ve bankalar birbirlerine borç vermeyi kestiler.Yani kredi krizi güven krizine dönüşmeye başladı.Dünya'nın önde gelen 5 büyük Merkez Bankası bir araya gelerek piyasalara kısa bir süre içerisinde para pompaladılar ve krizin daha da derinleşmesini önlediler.Şimdilik!
FED in çok hızlı bir şekilde faizi indirerek %2 seviyelerine çekmesi ile Amerikan Ekonomisi alınan önlemlerin de etkisiyle EURO Bölgesi'nden çok daha güvenilir bir hale geldi.EURO Bölgesi ülkelerinden
İngiltere,İspanya,İtalya gibi büyük ekonomiler bugün resesyonun eşiğinde.Bölgenin tartışmasız en büyük sanayiisi Alman Ekonomisinde üretim 2008 rakamlarına göre düşmekte!Çok inatçı bir faiz politikası yürüten Avrupa Merkez Bankası (ECB) bu politikasında daha da fazla inat etmeye devam ederse asıl kurtarılması gereken ekonomi haline gelmesi kuşkusuz!
Tüm bunlar olurken elbette ki Amerikan halkının etkilenmemesi imkansızdı.Her yeni batan bankanın,her yeni devlet eliyle kurtarılan şirketin maliyeti halka vergi borcu olarak geri dönücekti.Hükümet üzerinde ki baskıların git gide arttığı bir dönemde aslanların önüne bir şirketin atılması artık kaçınılmazdı.Kaçınılmazdı çünkü bu yıl Amerika'da seçim yılı.Yani ekonomik krizin bir de siyasi boyutu var!!!!
158 yıllık bir finans devi,asyadan avrupaya iştirakleri olan bir şirket "Lehman Brothers" kurtarılmadı ve iflas bayrağını çekmeye zorlandı.Aslında bu davranış biz de ki açıklaması ile ibret-i alem olsun diye kurtarılmadı.Hükümet piyasalara siz batın ben kurtarırım anlayışı artık bitti demeye getiriyordu işi.Piyasaların tepkisi elbette ki çok sert oldu!Aslında işin komik yanı 13-14 Eylül tarihlerinde Lehman Brothers 'ı kurtarmak için biraraya gelen kuruluşların arasından 2 bankanın birleşme kararı almasıydı. dünyanın en büyük yatırım bankalarından Bank Of America Merrill Lynch'i 50 Milyar $ tutar kaşılığında satın aldı.

Hikaye ilginç,ilginç olduğu kadar da sistemin nerelere geldiğinin bir kez daha tartışılması gerektiğinin göstergesi niteliğinde.Olay Amerika'da şuraya gelmekte.Hükümet "
Yatırım Bankacılığı" olayını sonlandırmak da kararlı gözüküyor.Çünkü kredi krizinin patlak vermesinden bu yana geçen süreçte 11 banka battı ve bunların arasından büyük çapta hiçbir banka bulunmuyor.Batan şirketler yerel bankacılık hizmetinin yürüten bankalar ve yatırım bankaları.Aslında krizin sorumlusu olarak da yatırım bankaları gösteriliyor.Çünkü yatırım bankalarının kullandığı kaldıraç oranları yasa gereği diğer bankalardan daha fazla ve bu da daha çok riskin alınmasını tetikliyor.

Şu anda ülkede 2 büyük yatırım bankası kaldı.Krizin altın çocuğu
Goldman Sachs ve Morgan Stanley.Ekonomistlere göre bu 2 bankanın da tek başlarına ayakta durarak bu krizden sağlıklı bir şekilde çıkmaları imkansız gözüküyor.Zaten Morgan Stanley'den birleşme de dahil olmak üzere tüm seçeneklerin masada değerlendirildiği haberleri hergün gelmekte.
Amerikan Borsasında
3 Ekim tarihine kadar açığa satış yasaklandı.Hem bu kez sadece mali sektör kağıtları için değil tüm işlem gören kağıtlar için getirildi bu yasak.Yangının biraz olsun sönmesi için önlemler peşpeşe gelmekte ve Amerikan Merkez Bankası (FED) ders kitaplarına konu olucak bir biçimde krizin yönetiminde Hazine Bakanlığı ile beraber inanılmaz bir ortak çalışma yürütüyor.Çalışmayı sadece ülke içerisi ile sınırlamıyor dünyanın diğer büyük merkez bankalarını da çalışmalara dahil ediyor.İşte Amerika da bu nokta da kazanıyor zaten.Olaylar sonuçlanmadan gelmek yerine bizzatn olay sırasında sahanın içerisinde olmayı tercih ediyor.İngiltere de açığa satış Ocak 09 tarihine kadar yasaklandı.Lehman Brothters gibi bir yatırım bankasının batması elbetteki Amerika kadar İngiltere'yi de etkiledi.Çünkü Londra Borsası'nda en çok işlem yapan tek yabancı kuruluşun ismi "LEHMAN BROTHERS" idi...

Peki küresel kredi krizinde gelinen son nokta ne?Amerikan Hazine Bakanlığı tıpkı Türkiye'de 2001 krizinin ardından kurulan TMSF tarzı bir şirket kurarak sorunlu tüm mortgage alacaklarını üzerine alarak sorunu çözmeyi planlıyor.TMSF'den farkı ise bu kuruluş uzun süreli olmuyor Amerika'da.Kriz bittikden,sorunlar çözüldükten sonra kendisini tasfiye yoluna gidiyor tıpkı 89 da olduğu gibi.Şirketin büyüklüğü ise
700 Milyar $ değerinde olucak.Dünya borsaları cuma gününü ralli havasında geçirdi ve tavan yaptılar.Türkiye de bu havaya katıldı ve Vadeli Kontrat tarihinde bir ilk yaşanarak fiyatlar tavan yaptı!İMKB-100 tarihinin 7.büyük yükselişini göstererek %12.89 artışla kapadı 19 Eylül 08 tarihini. Kuşkusuz bu krizden etkilenmememiz makro ekonomi çapında imkansız.Çünkü,ihracatımızın büyük çoğunluğunu AB ekonomosi ülkelerine yapmaktayız ve bu ülkelerin ekonomileri daralmakta.Daralan bir ekonomiye ihracatın bir noktaya kadar yapılması ve bu durumdan dış ticaret açığımızın etkilemmesi kaçınılmaz.

Son söz:Karşıdan gelen her kar topunun çığ olma riski vardır!