Amerika Birleşik Devletleri’nde ilk bankacılık krizi 1907 yılında baş göstermiştir.
1907 yılında bir bakır şirketinin iflası ile mevduat sahipleri bu şirkete yüksek kredi vermiş olan mevduat bankalarına hücum etmiş ve mevduatlarını çekmeye başlamışlardır.Bu olay,tüm bankalara sıçramaya başladığında olay Bankacılık Krizi adını almıştır.
Kriz,JP Morgan şirketinin kredi veren bankaların tüm mevduat geri ödemelerini garanti altına aldığını açıklaması ile sonuçlanmıştır.Bunun sonunda son likidite başvuru mercii olarak
Ulusal Para Komisyonu (National Monetary Commission) kurulmuş ve Amerikan Merkez Bankası (FED) bu komisyondan türeyerek 1913 yılında Federal Reserve kanununun kabulü ile görevine başlamıştır.
Bugünkü krizin temeli ise 2005-2006 yıllarında düşük ev kredisi piyasasının
(Subprime Mortgage Market)gelişmeye başlamasına dek uzanmaktadır.2006 yılında bu piyasanın değeri 1.2 Trilyon $ büyüklüğünü bulmuştur.
Yoksulların ev sahibi yapılmaya başlanması ile krizin tohumları atılmıştır.Olay,yoksulların ev sahibi yapılması amacıyla kredi açılması olayı değildir.Açılan kredilerin riskinin şeffaf bir biçimde ortaya konmamış olmasıdır.Buradan sonra bankalar birbirlerini fonlarken risk derecesi bilinmeyen bu kredilerin risklerini de birbirlerine satmışlardır.Daha sonra ki aşamalar da ise olayın adı güven bunalımı olmuş,iyi bankalar kötü bankaları fonlama işlemine son vermiş ve bankacılık piyasasında likidite sorunu ortaya çıkmıştır.Ortaya çıkan likidite sorununu çözmek amacıyla Merkez Bankaları devreye girmiş ve piyasayı fonlama işlemlerini yerini getirmişlerdir. Bankalar bizlerden topladıkları paraları hemen bir başka köşede likidite halinde hazır tutarak daha sonra bize faiz ödemesi yapmazlar.Aksi takdir de faiz geliri elde edemezler.Toplanan mevduatlar bankaların birbirlerine açtıkları fon kanalları vasıtasıyla kendi aralarında pompalanır ve bu yolla faiz geliri elde edilir.
İpotekli ev kredileri,özellikle bunların Subprime olmaları,menkul kıymet haline dönüştürülerek yeniden satılmasıdır.Peki bu işlem nasıl yapılmıştır?
Kredilerin dönemsel ödemeleri bir havuzda toplanmış,bu havuzda toplanan gelir akımları dönemsel ödemeli bir menkul kıymet haline getirilerek satılmıştır.Yapılan olay bir nevi önceden kredi plasmanı yapıp,daha sonradan mevduat toplanmasıdır.
Adım Adım Kriz
* Mevduatı yatıran,havuzda toplanan gelir akımlarının bir bütün olarak ne kadar sürdürülebilir olduğunu bilmemektedir.
* Mevduatı yatıran aslında satın aldığı menkul kıymeti bir başka yatırım fonunun içine varlık olarak koymaktadır.O yatırım fonunun katılım belgesini alan başka bir kimse ise neyi aldığını hiç ama hiç bilmemektedir.
* Bu havuzun içinde hem Subprime olan hem de olmayanlar bir arada bulunmaktadır.Ama işi ilk satış yapandan başka kimse bilmemektedir.
* Bu havuz mevduat sigortası kapsamında değildir.
* Bu havuzun tamamını bugün batmış olan Yatırım Bankaları oluşturmaktadır.
* Sigorta şirketleri ise bu havuzun gelir akımlarının garantörüdür.
* Havuzu inşa eden,mali sorumluluk taşımasa bile moral açıdan sorumlu olanlar banka dışı aracı kurumlardır ve onlarda enkazın altında kalmışlardır.
Bugün kongrede bekleyen tasarı ise sorunlu olan tüm varlıkları kamu eliyle satın almak ve zehirli atıkları temizlemeyi ön görmektedir.Miktar 700 Milyar $ tutarındadır.
Yeterli midir?Bilinmez!Amerikan vergi mükellefine kişi başına 2500 $ ek maliyeti söz konusudur.Amerika Birleşik Devletleri’nin GSYH yıllık 13 Trilyon $ gibi devasa bir rakama eşittir.Uluslararası Para Fonu (IMF)’na göre krizin büyüklüğü 1.3 Trilyon $’dır.Yani GSYH’nın %1’ ne yakın bir rakama denk gelmektedir.Kurtarma Paketi’nin ne kadar etkili olacağı ise şu an için tam olarak bilinmemektedir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder