Global bazda yaşanan ekonomik krizin ardından Türkiye'de çok daha aktif ve piyasaları eskisinden daha yakından izleyen bir Merkez Bankası ile karşılaşacağımızın sinyalleri alınan radikal faiz indirim kararları ile kendisini iyice belli etmeye başlamıştı.
Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz 3.Enflasyon Raporu'nu açıkladığı gün Para Politikası Kurulu'nun önümüzdeki 3 yıllık perspektifde faiz artırım düşüncesi olmadığını belirterek tüm piyasa oyuncularını ters köşeye yatırmıştı.Banka yönetimi açıkça tek haneli faiz rakamlarının sahneyi aldığı yepyeni bir Türkiye yaratması düşüncesini alenen ilan etmişti bir bakıma...Bahsettiğimiz yeni bir Türkiye'nin sağlam temellere dayanmasının olmazsa olmaz koşulu tüm iktisatçıların hem fikir olacağı gibi,geçmişte yapılan hataların tam aksine değersiz bir Türk Lirası pozisyonunun alınmasıdır.
Bu bağlamda 3 Ağustos Pazartesi sabahı beklenen açıklama Ankara merkezli olarak tüm kamuoyu ile paylaşıldı.Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından yapılan açıklamada güçlü döviz rezervi sahibi olmanın banka'nın bir politikası olduğu belirtilerek,olumlu beklentilerin ve risk iştahındaki artışın son zamanlarda giderek güçlendiği,sermaye akımlarının gelişmekte olan ülke ekonomilerine doğru yeniden artmaya başladığı ve döviz piyasasının göreceli olarak yeniden istikarara kavuştuğunun gözlemlendiğinin altını çizerek;Ekim 2008'de ara verilen döviz alım ihalelerine 4 Ağustos 2009 tarihinden itibaren yeniden başlanmasına karar verildiğini bildirdi.Alınan karar doğrultusunda yapılacak ihalelerde günlük alım tutarı ise opsiyon hakkı ile birlikte toplam 60 Milyon$ olacak.
Tabiki bankayı bu kararı almaya doğru götüren süreçte global bazda meydana gelen pozitif gelişmelerin etkisi tartışılmaz.Cuma günü krizin başlangıç yeri olan Amerika'dan gelen 2.çeyrek büyüme rakamının bekleti olan %1.5 daralma değerinin altında %1.0 olarak gerçekleştiğinin açıklanması,ülke ekonomi yönetimlerinin çok daha rahat uzun perspektifli düşünebilmelerinin önünü de açmış oldu.Uzun zamandır Euro/Dolar paritesinde gözlemlenen Dolar aleyhine gelişmeler tüm dünyada risk iştahının yeniden artmaya başladığı düşüncesinin oluşmasının ilk sinyallerini vermişti.Bu süreç kapsamında uzunca bir zamandır 1.52-1.57 TL bandında sıkışan $/TL paritesi de ilk adımda 1.50 seviyelerini tes etmiş,daha sonraki süreçte de 1.47'li rakamlara doğru hareketlenmeye başlamıştı.Yani Dolar gelişmekte olan ülke paralarına karşısında olduğu gibi TL karşısında da değer kaybetmeye başladı.Geçmiş yıllarda ihracatın rekorlar kırdığı süreçte ülkedeki tüm sanayiciler ile birlikte hükümetten de bazı isimlerin TL'nin mutlaka değer kaybetmesi gerektiği yönündeki görüşlerini kamuoyu ile defalarca paylaşmışlardı.
Görülen o ki,Merkez Bankası geçmişten gereken derslerin tümünü oldukça fazlası ile çıkarmış.Alınan bu kararın parite üzerinde kısa vadede çok güçlü bir etkisi olması beklenmemeli.Döviz satım ihalelerinde de öncelikle dolar/türk lirası kuru 1.83 seviyelerine doğru hareket etmiş daha sonra değer kaybetme süreci içerisine girmişti.Bu süreçtede ters bir hareket yaşanması ilk safhada olumsuz olarak görülmemeli.Burada önemli olan nokta Merkez'in piyasalara verdiği psikolojik mesajdır.Açıkça,ben ilerideki süreçte $/TL'nin bu değerlerin altına inmesini istemiyorum mesajı verilmesi kayde değerdir.
Yaz aylarında turizm sektöründe yaşanan pozitif hareketlilikten ötürü Türkiye Ekonomisi döviz piyasası açısından her yıl rahat bir dönem geçirmektedir.Alınan bu kararın ileriki süreçte yaşanabilecek olumlu yansımalarının arasında turizm'den kazanılan döviz gelirlerinin türk lirası ile ödenmesinin sektöre verdiği zararların önüne geçilmesi ve dış ticarete de destek vereceği unutulmamalı.Cari açık tarafında ihracat daralmasının da önüne geçilebilecek olması ilk akla gelenler arasında.Ayrıca,iç piyasada türk lirası sıkışıklığı yaşanmasının günlük piyasadan alınan 60Mİlyon $ ile vatandaşa rahat bir nefes aldıracağı da karşı karşıya kalınacabilecek pozitif gelişmeler arasındaki yerini almaktadır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder