Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz'ın 3.enflasyon raporunu açıklamasının ardından soru-cevap kısmında verdiği yanıtlar ekonomi gündemine adeta damgasını vurdu.Başkan hükümete yönelik seslenerek:"Tek haneli faizlerin sürmesi kapsamlı bir orta vadeli ekonomik program ve mali disiplin ile mümkün olabilir" dedi ve vergi indirimlerinin etkisinden arındırılmış değerlerin ana eğilimin enflasyonda aşağı yönlü olduğunu gösterdiği sonucunu da kamuoyu ile paylaştı.
Bu bağlamda Merkez Bankası 2009 yıl sonu enflasyon tahmininde revizyon yaparak %5,9 olacağı varsayımında bulundu.Önümüzdeki 3 yıllık perspektif çerçevesinde enflasyon oranlarının öncelikle 2010 yılı sonunda %5,3,2011 yılı sonunda %4,9 ve son olarakda 2012 ylı sonunda %4,8 olmasını beklediklerini belirterek kriz döneminde uzun dönemli beklenti yönetimi hususunda geminin dümenine geçen ilk Merkez Bankası oldu.
Durmuş Yılmaz'ın toplantıya asıl damgasını vuran açıklaması ise,bu tahminlerin politika faizinde bu yıl bir miktar indirim ve 2010 sonrasında sabit kalacağı varsayımı altında yapıldığı hususu idi.Başkan'ın tüm bu olumlu açıklamalarının ilk yansıması aylardır 8.50 baz puan net bir faiz indirimine gidilmesine rağmen yaprak kıpırdamayan ikinci el bono faizlerinde görüldü.Gösterge faiz %11 bileşik değerinin altını hızla görerek tarihi dip seviyelerini test etme sürecine girmiş oldu.
Teknik olarak Durmuş Yılmaz ve Merkez Bankası yönetiminin kriz esnasında takındıkları tutumu oldukça cesaretli ve pozitif olarak yorumlamak lazım.Hatta biraz daha ileri gitmek gerekirse,kriz süreci boyunca ülkede üzerine düşen görevden çok daha fazlasını üstlenmeye çalışan tek kurum olduklarını da söylemek pek de yanlış bir ifade olmasa gerek.Bu bağlamda akıllardaki düşünce kendi görüşüm,bir zamanlar dünya'nın en yüksek devlet faizini veren ülkeler sıralamasında ilk 5'de ki yerini asla bırakmayan Türkiye imajını yıkma düşüncesidir.Ve bu düşünce tarzı oldukça doğrudur!Buradan yola çıkıldığı takdirde,hükümete açıkca seslenerek faizlerin tek rakamlı hanelerde kalması,yayınlanmasında oldukça geç kalınmış olan orta vadeli program ve size bağlıdır diyerek bir bakıma serzenişte bulunmuştur.
Başkan ve yönetimini tebrik etmek gerek.Tüm piyasa oyuncuları faiz indirim sürecinde artık sona gelindiğini düşünmeye başladığı bu zamanda herkesi ters köşeye yatırarak akıllardaki faiz artırım kararları ne zaman başlar sorusunun da yanıtını kameralar karşısında vermiş oldu.3 yıllık perspektif açıklayarak "ben faizleri indirme hususunda kendime yeterince güveniyorum.Sizlerde bu duruma göre pozisyonlarınızı almaya başlasanız gayet iyi olur"telkininde bulunarak beyin frtınası yaratmayı başarabilmiş oldu.
Şayet kriz sonrası dönemde yaratılmak istenen ekonomik kapsamda çok daha güçlü ve sağlam bir yapıya sahip Türkiye ise atılması gereken adımlar bu ve bunun gibileridir.Faizlerde tek rakamlı hanelerin görülmesi ve bu durumun uzun soluklu bir hal alması borçlanma maliyetlerinde eş zamanlı bir düşüş yaşatırken,faiz dışı fazla verilmesi ve kamu borç stoku yönetiminde pozitif yönlü hareketler yaşanmasının önünü açar.
Unutulmaması gereken faize ödenen her bir kuruşun yatırımlardaki milyonlarca lira azalmaya neden olabilecek bir etki yaratmasıdır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder