Hükümetin içerisinden Merkez Bankası para politikasına yönelik gelen eleştirilere nihayetinde Başbakan'da katıldı ve Merkez'in yabancı para rezervlerinin dolar bazında en az 100 milyar$ olması gerektiği açıklamasını yaptı.Doğrudur,ekonomik krizlere karşı sağlam bir altyapı hazırlamak amacıyla dolar rezervleri artırılmalıdır.100 milyar$ rakamı,Türkiye ekonomisinin büyüklüğüne göre yeterlidir.Daha önceleri blog sayfam üzerinden bende rakam telafuz ederek bu hususa değinmeye çalışmıştım.Ancak,etik olarak bağımsız para politikasının uygulandığı bir ülkede hükümetinin başının direktif verir bir şekilde bu konuyu hatırlatması ne kadar doğrudur?
100 milyar$ rakamı üzerindeki bir diğer önemli konu ise,rezervin artmasını isteyenlerin aynı zamanda ihracatçıların mağdur olduklarını dile getirmelerinin ardından $/TL kurunun yukarı çekilmesi isteğidir.Yani,piyasaya müdahale isteğidir.Tecrübelerim,dolar piyasasına yapılan müdahalelerin günü kurtarıcı etkiler yarattığıdır.Hiçbir zaman uzun soluklu etkiler bırakamamıştır.Buradaki en büyük sebep ise,piyasanın kendi içerisinde dinamiğini sağlaması ve Euro/Dolar paritesininde ülke içerisinde etkili olmasıdır.Çünkü,Türkiye dışa açık ve entegrasyon sürecini hızla devam ettiren bir ülke konumundadır.
Türkiye'de para politikalarının uygulanmasından tek yetkili olarak Merkez sorumlu olduğundan herkes MB üzerine gitmekte.Mesela ihracatçılar...Kurun istenilen düzeyde olmamasından dolayı zarar ettiklerini her fırsatta beyan etmekteler.Peki ne yapmalı,neler yapılmalı?Tıpkı 1990'li yıllarda olduğu gibi kuru yükseltmeye çalışıp faizi mi serbest bırakmalı?Etkili para politikasından vaz mı geçmeli?Fed,Boj,Ecb tüm bu akıllara zarar yöntemleri uygulamayı bilmiyor mu?ABD Hazine Bakanı Geithner neden hala ısrarla $/Yen pasitesinden dert yanıp kuru sabitlemiyor?Dalgalı kur,Türkiye'nin stabilizasyon sürecinde en doğru atılan adımlardan birisidir.Merkez asla para politikasını yürütmekten vazgeçmemelidir.Bu sayede hazine üzerindeki aşırı borçlanma yükünü hafifletmekte,borçlanma maliyetini aşağı çekmektedir.
İhracat yapan şirketler Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası'nda işlem yaparak kendilerini "Hedge" etmektense Merkez'e savaş açma yolunu tercih ediyorlar.VOB'da işlem yapmak her gelişmiş ülke ekonomisinde yararlıdır.Yararlarından faydalanmak varken neden uzaktan bakmayı tercih ediyoruz,anlamak zor!
100 milyar$ rakamı piyasadan tamamlanırken (rezerv olarak) piyasaya verilen TL'nin aşırı likidite yaratma olasılığı üzerinde kafa yorulması gereken diğer önemli bir başlık.Piyasaya verilecek olan likiditenin enflasyon yaratma riski,2010 2.çeyreğinde iç taleple büyüme gerçekleştiren ekonomiz için bir diğer risk unsuru.Piyasadan likiditenin çekilmesi için politika faizlerinde artırıma mı gidilmeli?Artırım yapılması krizden çıkış sürecinde dış faktörleri beklemeden biraz zor gibi!
Türkiye gibi gelişme gösteren ekonomilerde portföy ve yatırım amacıyla ülke içerisine sürekli olarak yabancı para girişi olması,ülke parasının değerlenmesi sürecini devam ettirmektedir.2009 yılının 3.çeyreğinden bu yana bütçe disiplininin sağlanmış olması uzun vadeli istikrar yönetiminin en son yapılan "anayasa referandumu" ile yeniden güvenoyu almış olması ve her yıl yaz aylarında turizm gelirleri açısından ülkemize sermaye girmesi her daim TL'nin değerlenme sürecinin devamını sağlamaya yeterlidir.Bir ülkenin yerel parasının değer kaybetmesi demek,ülke içerisinde bazı şeylerin yanlış gitmekte olduğu anlamına gelmektedir.Geçtiğimiz haftalarda Japonya Merkez Bankası piyasaya 1$=83 Yen seviyesinden müdahale ederek Japon İhracatçı'lardan gelen tepkilere daha fazla sessiz kalamadı.Şu anda 1$=85 Yen seviyesinde ve operasyon üzerinden 2 hafta geçmiş durumda.Yani,operasyon Merkez Bankası'na yük olmaktan başka hiçbir getiri sağlamadı.
Kısaca Yunan ekonomisine de değinirsek,ülkede korkulan oldu ve dolarizasyon süreci yavaş yavaş kendisini göstermeye başladı.Euro bölgesinde olması sebebiyle Euro'yu kullanması Yunanistan'a krizden çıkış sürecinde işkence olmaya devam ediyor.Euro'yu kullanmasa,kendi parasını davalüe ederek değer kaybı yaşatabilirdi.Ancak,bu mümkün olmadığından ülkede Euro'ya güven giderek azalıyor.En son gelen haberler ev kiralarında yeniden Dolar'ın kullanılmaya başlandığı.Bu haber son derece ürkütücü bir senaryonun giriş kısmı gibi.Yunanistan Türkiye'nin 2001 yılında yaşadığı krizden çok daha ağırını geçirmekte.Toparlanması çok uzun zaman alacak.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder