1.9230 rakamı Türk Lirası'nın Amerikan Doları karşısında tarihinde gördüğü en yüksek seviyeyi temsil etmekte.
Bahsi geçen tarihi seviyeler test edilirken uzun zaman sonra yurt içerisinde yerli yatırımcının dövizi türk lirasına karşı tercih ettiğine bizzat şahit olmuştum.Liranın faizi dövize nazaran daha yüksek olmasına rağmen belli ki beklentilerin yönetiminde bir miktar sıkıntı yaşanmış, içeride tl'nin algısı bozulmuştu.
Peş peşe gelen yabancı yatırım bankalarının raporları gün içinde mail kutularına düştüğünde ilk cümle "cari açık" tanımı ile başlıyordu.Evet, ülke olarak cari açık tarafında sıkıntı yaşadığımız gün gibi aşikar.Rakamları tekrar tekrar burada yazıp akılları iyice karıştırmanın anlamı olmadığı düşüncesindeyim.Kabaca ürettiğimizden fazlasını tükettiğimizi milletçe bilmemiz yeterli.Cari açık / Gayri safi yurt içi hasıla oranı 2011 yılında yaklaşık 10 % seviyesinde.Yani, Amerika Birleşik Devletleri'nden sonra en fazla cari açık veren 2.ülkeyiz.Sıralamada yüksek sıralarda yer almamız bu sefer maalesef ki kimseyi mutlu edemez, etmemeli de...
Doğrudur, cari açık verilmesi ulusal bir ekonomi için sıkıntıdır, problem yaratabilecek bir nedendir.Bazılarının söylediği gibi "finanse edildiği sürece sıkıntı yaratmayan cari açık problem değildir" tanımlamasına karşıyım.Maalesef, iç tasarruf oranı düşük bir ülkeyiz.Kimi zaman resesyondan çıkış süreçlerinde güçlü iç talep avantajımıza da olsa mevzu bahis cari açık olduğunda tersi bir süreci başlatıyor.Japonya ekonomisi yüksek iç tasarruf oranına yenik düşüp problem yaşayan ekonomilere örnektir.1990 lı yılların başından bu yana 0 % faiz ve genişlemeci para politikası izlemesine rağmen ekonomik olarak büyüyemekte, güç kaybetmektedir.Bugün, Çin Halk Cumhuriyeti ekonomisine geçilmiş, güç olarak 3. sıraya gerilemiştir.Demek ki aşırı yüksek oranlarda seyreden iç tasarrufun yüksek olması durumu pek de hayırlı değildir.Her şeyin yeteri kadar olanı tercihdir.
2010 yılının Aralık ayında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası cari açık ile mücadelede kimse elini taşın altına sokmayınca bir şekilde sürece mecburen dahil olmak zorunda kaldı.Para politikasını genişleterek yurt dışından yabancı kaynağın girme nedenini bir nebze kırmayı hedefledi.Finansal kesimde bankalara yüksek tl munzam oranları uygulayarak vatandaşın kredi kullanımının önüne geçmeyi, buna paralel cari açığı kısmayı hedefledi.Aynı süreç içerisinde Türk Lirası'nın bir miktar "kontrollü değer kaybı yaşamasına da göz yumuldu."Yapılan tüm politikaların 2011 yılının son çeyreğinde sonuç vereceği beklentiydi.Kişisel görüşüm hala somut hiç bir olumlu sonucun elde edilemediğidir.
Evet, Türk Lirası değer kaybı yaşamasına yaşadı ama kantarın topuzu oyuna yabancı fonlarında dahil olması ve euro zone da iflas korkuları ve resesyon beklentileri ile bir miktar kaçtı.Aynı süreç içerisinde hak vermek gerekir ki Amerika Birleşik Devletleri 3A kredi notunu SP tarafından kaybetti, Dolar değerli liman olarak kabul edildiğinden tüm dünyada değer kazandı.
2008 krizinden bu yana Merkez Bankası'nı şahsen bulunduğum her ortamda elimden geldiğince desteklemeye çalıştım.Krizden çıkış sürecinde kendisini aşan derecede akıllı politikalar izlediğini hep vurguladım.Bana göre FED'in de önüne geçecek şekilde proaktif bir para politikası izledi.Ekonomi ve piyasalar ile bir şekilde içli dışlı olan bir Türk olarak merkez bankamız ile gurur duydum.Ama, 2011 yılında asıl görevi olan fiyat istikrarı ve beklenti yönetimi konusunda geri kaldığı düşüncesindeyim.Ve bu düşüncemi cari açık ile mücadeleye mecbur bırakılması ve fazlaca kafa yormasına bağlıyorum.
Erdem Başçı'nın Bursa da yapmış olduğu konuşmasında Türk Lirası'nın 2012 yılında değerleneceğini ve bunu bir kenara yazmamızı söylemesini şüpheyle karşılıyorum.Şüphe ile karşılama nedenim önümüzde koskoca 1 yıl olması ve bu yılın bana göre tarihin en yüksek belirsizlikleri ile dolu olmasıdır.Euro Bölgesi içine düştüğü borç krizinde henüz nasıl bir yol izleyeceğine karar verebilmiş değil.Siyasi birlik hala daha maalesef parasal birlik olmayı başaramadı.Ve Türk Lirası'nın değer kazanmasını FED'den 2012 yılı içerisinde gelebilecek bir 3.niceliksel gevşeme programına bağlayarak dolar'ın değer kaybetmesi, emtiaların ve emerging markets paralarının değerlenmesini esas alan bir senaryoya bağlamak bana göre modern çağın göle maya çalarak tutmasını beklemektir.Merkez Bankamız haklı çıkamaz mı?Tabi ki çıkabilir...Kuşkusuz ellerinde ekonomik aktiviteyi gösterir doneler hepimizden fazla ve erken bildirim yapan verilerdir.Sadece kuşku ile yaklaşıp her zamanki gibi sorgulayan bir noktadayım...
2012, 2008 krizinin sarmala dönüştüğü, ABD'nin kendi krizini ultra geniş para politikası izlemesi ile Avrupa ve Dünyaya transfer ettiğine şahit olduğumuz bir yıl olmaya aday.Ve bana göre yurt dışı pozitifse Merkez Bankası haklı, değilse maalesef...
Bol şans...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder