Rusya Merkez Bankası’nın verilerine göre ülkenin ulusal rezerv rakamı (altın dahil) 5 Aralık tarihi itibariyle 416.2 milyar dolar büyüklüğünde bulunuyor. Ulusal rezervler içerisinde altının payı ise yaklaşık %11 seviyesinde, 45.2 milyar dolar.
Son 1 yıl içerisinde para birimi rublenin dolar karşısında değer kaybetmesi ile birlikte ülkenin rezerv rakamı Merkez Bankası’nın doğrudan müdahaleleri ile birlikte %18 gerileme gösterdi.
2015 yılı için ülkenin finans ve finans dışı şirketlerinin ödemesi gereken dış borç yükümlülüğü 161 milyar dolar olarak hesaplanıyor. Önümüzdeki iki yıllık periyoda baktığımızda ise daha dramatik bir rakam ile karşılaşıyoruz, 390.5 milyar dolar.
Ruble için ülkede alınan önlemlerin ne derece etkili olacağı şu an için merak konusu. Politika faizinin %17 seviyesine acil bir toplantı ile yükseltildiği gecenin sabahında yerel para birimi değer kaybetmeye kaldığı yerden devam etti. Gün içerisinde dolar/ruble paritesi 79.16 seviyesi ile rekor tazelerken, sepet kur 89.09 seviyesinden dönüş yaptı. Putin’in yaşı, dolar/ruble kuru ve brent petrolün seviyeleri 62 rakamında eşitlenir mi espirileri bir yana yapıla dursun, euro/ruble kuru bugün 99.55’den dönüş yaptı.
Şimdi herkesin aklındaki asıl soru şu; dolar/ruble kuru 100 seviyesine ulaşabilir mi? Anlaşılan o ki, yabancı yatırımcının rubleye dair spekülasyon isteği bir süre daha devam ediyor olacak. 2015 yılı ise ülkenin dış borç ödemelerinin sıklıkla konuşulduğu bir yıl olacak.
paylaşılan her düşüncem tarihe kendi adıma düştüğüm bir nottur.düşüncelerim kendimi bağlamakta olup, yatırım tavsiyesi taşımamaktadır.
17 Aralık 2014 Çarşamba
15 Aralık 2014 Pazartesi
28 Ocak'a iki günde geri mi döndük?
Gün olur faiz indirimi beklentisinin fiyatlandığı ortamda, koşulların hazır olmaya başladığı sırada rüzgar tersine döner, fırtına olur eser.
Tanımlama, içinden geçtiğimiz son bir haftaya, özellikle de son iki işlem gününe o kadar uyuyor ki... Neler konuşuyor, tartışıyorduk.Pozitif ayrışmanın yurt içi piyasalara yansıması, gerileyen petrol fiyatlarının cari açık ve enflasyon üzerindeki olumlu algılanması, enflasyonda baz etkisinin gelecek yılın ilk yarısında etkili olmasının beklenmesi ve koşulların Merkez Bankası'na faiz indirim alanı yaratması. Bu ve benzeri bir çok hikayeyi tartışırken geldiğimiz nokta yeniden yükselen hazine kağıdı faizleri ve değer kaybeden yerel para birimi.
Gelişen ülkeler sınıfının en önemli üyelerinden birisi olan Rusya, Haziran ayından bu yana gerileyen petrol fiyatlarının büyük etkisi ile birlikte zor günler yaşıyor. Rublenin dolar karşısındaki değer kaybı her geçen gün yeni bir "all time low" tanımı ile karşılaşıyor. Petrol ihracatçısı ülkelerin gerileyen enerji fiyatlarından olumsuz ayrıştığı ortamda tam tersi ithalatçı ülkeler ve piyasaları pozitif ayrışma içerisindeydi, ta ki 1 hafta öncesine dek. Pozitif ayrışan ülkelerin başında ise Ekim ayından bu yana Türkiye geliyor. Ancak rüzgar terse dönmüş durumda. 17 Aralık tarihinde gerçekleşecek olan FED/FOMC toplantısı öncesinde yurt içinde siyasi tansiyonun yükselme eğilimi içerisine girmesi yabancı yatırımcının panik ortamı fiyatlaması yapmasına neden oluyor. Mikro/makro açıdan ülke ekonomisinin yerel parası üzerinde iki işlem gününde yaklaşık 15 kuruşluk bir değer kaybı olmasını açıklayacak bir negatif durum söz konusu değil, varsa da ben göremiyor ve o şekilde yorumlamıyorum. (2.25-2.40 $/₺)
Liradaki değer kaybına ilk etapta piyasalar cephesinde gösterilen tepki MB tarafından gecelik faizlerin yükseltilmesi yoluyla parasal sıkılaştırmaya gidilmesi oldu. İnterbank gecelik repo ortalama faizi gün sonunda %11.24 seviyesinden geçerken, 2 yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi yeniden 10 yıl vadeli hazine kağıdının üzerine yükseldi. Bunun anlamı şu; parasal sıkılaştırmada kısa vadeli faizler hem gerçekleştirilen satışların hem de düşen hacim nedeniyle kıpırdamanın fazlaca mümkün olmaması nedeniyle uzun vadeli faizlere nazaran daha fazla tepki gösterdi. Bunu aynı zamanda kısa vadeli swap oranları üzerinden de görebilmek mümkün. Yabancı yatırımcının çıkışı esnasında likite dönebildiği hazine kağıdını swap yoluyla yani lira satıp döviz alarak gerçekleştirmesi işleminden de anlayabilme şansımız oldu. Dolar/lira kurunda çok kısa bir sürede 28 Ocak seviyelerine gelmiş olmamız sağlıklı bir fiyatlama değil maalsesef. Ancak belirtmekte fayda var; bugün görülen seviyeler ile o günlerde görülen seviyelerin anlamı aynı değil. Panik ortamında anlamlı bir fiyatlama olduğundan bahsetmek çok doğru değil. En azından global çapta gelişen ülke para birimlerine yapılan bir ağır satış baskısı veya trend ile karşılaştığımızı söyleyemeyiz. Evet, bugün bir miktar baskı oldu ama en büyük negatif ayrışma ruble ve lirada gerçekleşti. Diğer ülkelerde ise ortalamaya yakın kayıplar yaşandı.
Bugün sonrasında bize has sıkıntılarımızın devam ettiği günler ile karşı karşıya kalmaya devam edecek olursak baskının artarak devam etmesi kuvvetle muhtemel. Buna karşılık MB'nin faizleri ve likiditeyi sıkıştırmak vasıtasıyla lirayı savunmayı sürdürmesi de karşılaşmaya devam edeceğimiz diğer unsurlar olarak öne çıkacak. Hareketin yurt dışındaki hareketten ayrışması ve sertleşmesi durumunda ise bankanın günlük döviz satım ihalesinde tutarı artırması hatta doğrudan müdahale edeceği bir ortam ile karşılaşabiliriz. Doğrudan müdahalenin son tercih olacağı, faizler ve likidite ayarlaması yoluyla savunmanın devam edeceği beklentisi içerisinde olduğumu belirtmek istiyorum. FED/FOMC toplantısı sonrasında "kayda değer süre" ifadesinin metinde korunması halinde ise bir miktar rahatlama ve nefes alma durumu söz konusu olabilir. Yurt içine ait nedenleri ayırıp bir kenara koyduktan sonra unutmayalım ki likiditenin global çapta azaldığı ve yavaştan yeni yıl moduna geçtiğimiz günlere giriyor olacağız. Yabancı yatırımcı sermayeyi bir süreliğine "kar realizasyonu" şeklinde ana vatanına doğru yola çıkarıyor olacak.
Panik ortamında en doğru yatırım aracının likiditenin korunması olduğunu hatırlatarak...
7 Aralık 2014 Pazar
Söz bir kez daha FED'de...
Cuma günü ABD ekonomisinde Kasım ayına ait iş gücü piyasası verileri yayınlandı. Verilerin git gide globalleşen ve her geçen gün bir adım daha yaklaşarak birbiri içerisine entegre olan piyasalar için bir kaç önemli başlığı var.
Dünyanın en büyük ekonomisi geçtiğimiz ay toplam 321 bin yeni kişiyi tarım dışında herhangi bir sektör içerisinde istihdam edebilme başarısına ulaştı. Rakam, son 3 yılın en iyisi! İşsizlik oranı ise ülkede %5.8 seviyesinde gerçekleşti.
Verinin ABD'den daha çok bizim de ülke olarak içerisinde değerlendirildiğimiz gelişen ülke ekonomileri sepetine kısa ve orta vadede önemli yansımaları söz konusu olabilir. Hatırlayacağınız üzere geçtiğimiz ay paylaştığım blog yazımda TCMB'den Aralık ayı toplantısına atıf yapmasını ve 25-50 baz puan aralığında faiz indirimi hamlesini yıl sonunda gerçekleştirmesini beklediğimi belirtmiştim. O gün aynı yazıda gelecek yılın özellikle ilk yarısında gerçekleşmesi kuvvetle muhtemel olan enflasyon ve baz etkisi faktörüne değinmiş, bunun aynı zamanda bankaya manevra alanı sağlayabileceğinin altını çizmiştim. Enflasyona dair düşünce ve beklentilerimde herhangi bir farklılık söz konusu değil. Düşüş belki beklenenden daha yavaş gerçekleşiyor olacak. Ancak çekirdek enflasyon göstergelerinin son 3 aylık ortalaması mevsimsel etkilerden arındırıldığında gerileme net bir şekilde gözlemlenebiliyor. Bu da merkez bankasına büyümeyi desteklemek amacıyla atmak istediği parasal genişleme ve faiz indirim adımlarında kolaylık sağlayabilecek bir faktör. Fakat şu aşamada resmi değiştirebilecek güçte önemli bir gelişme söz konusu; ABD Merkez Bankası (FED)'nın faiz artırım sürecine daha erken girebileceği ihtimali!
İş gücü piyasasındaki olumlu gelişmeler kriz sonrası dönemde FED'in yakından izlediği en önemli data konumunda. Bunu bir çok kez bankanın bir numarası olan başkanı dahil tüm yetkilileri dile getirdi. Gerileyen işsizlik oranı, artan istihdam rakamı, istenildiği düzeyde olmasa da yükselmeye çalışan saatlik kazançlar... Bunlar ve benzeri sayısal değerler bankayı hazırlığı içerisinde bulunduğu faiz artırım sürecine her geçen gün biraz daha yakınlaştıran gelişmeler. Söz konusu olaylar gelişen ülke para ve sermaye piyasalarında Mayıs 2013 sonrası dönem kadar olmasa da oynaklık düzeyini artırabilecek güçlü nedenler. Bunu Cuma günü veri sonrasında ABD 10 yıllık tahvil faizindeki yükseliş, para birimi doların değerlenmesi ve gelişen ülke para birimlerinin hızlı bir şekilde değer kaybetmesi ile bir kez daha hatırlamış olduk. Geçtiğimiz hafta bölgesel FED başkanlarından Fisher yaptığı açıklamada "considerable time" yani kayda değer zaman ifadesini toplantı metninden çıkarmaya yakın olduklarını belirtti. Söz konusu ihtimalin gerçekleşmesi gelişen ülkeler için alarm niteliğinde. Buna paralel panik satışlarının gerçekleşeceği ve doların yeniden güvenli liman arayışına girdiği bir dönem ile karşılaşabiliriz. Gelişmeler bizler açısından şu anlama geliyor; merkezin faiz indirimi eğer zamanlama hatası yaparsa lira yeniden baskı altında kalır ve değer kaybeder. Bu sürecin devamı ülkede varlık fiyatlamasının yeniden denge arayışına girmesi ve faizlerin ikincil piyasada yükselmesini sağlar. Artan maliyetler ile birlikte de enflasyonda negatif yönde bozulma yeniden başlar.
Amerika'nın istihdam verisinin bize etkisi ne ola ki sorusunun cevabını olabildiğince basit bir şekilde anlatmaya çalıştığım bu yazı "köprüden önce son çıkış" arayanlara yardımcı olabilir. Normal şartlar altında (NŞA) kaidesini koruyabildiğimiz süre boyunca bizim açımızdan ekstra bir durum söz konusu değil. Her zaman olduğu gibi son sözü bir kez daha FED yılın son toplantısında söylüyor olacak. TCMB ve diğer gelişen ülke merkez bankaları da kendilerine bırakılan yarı sahada oyun kurmaya çabalayacaklar.
Etiketler:
enflasyon,
fed,
tarım dışı istihdam,
tcmb
Kaydol:
Yorumlar (Atom)