Dünyanın en büyük ekonomisi geçtiğimiz ay toplam 321 bin yeni kişiyi tarım dışında herhangi bir sektör içerisinde istihdam edebilme başarısına ulaştı. Rakam, son 3 yılın en iyisi! İşsizlik oranı ise ülkede %5.8 seviyesinde gerçekleşti.
Verinin ABD'den daha çok bizim de ülke olarak içerisinde değerlendirildiğimiz gelişen ülke ekonomileri sepetine kısa ve orta vadede önemli yansımaları söz konusu olabilir. Hatırlayacağınız üzere geçtiğimiz ay paylaştığım blog yazımda TCMB'den Aralık ayı toplantısına atıf yapmasını ve 25-50 baz puan aralığında faiz indirimi hamlesini yıl sonunda gerçekleştirmesini beklediğimi belirtmiştim. O gün aynı yazıda gelecek yılın özellikle ilk yarısında gerçekleşmesi kuvvetle muhtemel olan enflasyon ve baz etkisi faktörüne değinmiş, bunun aynı zamanda bankaya manevra alanı sağlayabileceğinin altını çizmiştim. Enflasyona dair düşünce ve beklentilerimde herhangi bir farklılık söz konusu değil. Düşüş belki beklenenden daha yavaş gerçekleşiyor olacak. Ancak çekirdek enflasyon göstergelerinin son 3 aylık ortalaması mevsimsel etkilerden arındırıldığında gerileme net bir şekilde gözlemlenebiliyor. Bu da merkez bankasına büyümeyi desteklemek amacıyla atmak istediği parasal genişleme ve faiz indirim adımlarında kolaylık sağlayabilecek bir faktör. Fakat şu aşamada resmi değiştirebilecek güçte önemli bir gelişme söz konusu; ABD Merkez Bankası (FED)'nın faiz artırım sürecine daha erken girebileceği ihtimali!
İş gücü piyasasındaki olumlu gelişmeler kriz sonrası dönemde FED'in yakından izlediği en önemli data konumunda. Bunu bir çok kez bankanın bir numarası olan başkanı dahil tüm yetkilileri dile getirdi. Gerileyen işsizlik oranı, artan istihdam rakamı, istenildiği düzeyde olmasa da yükselmeye çalışan saatlik kazançlar... Bunlar ve benzeri sayısal değerler bankayı hazırlığı içerisinde bulunduğu faiz artırım sürecine her geçen gün biraz daha yakınlaştıran gelişmeler. Söz konusu olaylar gelişen ülke para ve sermaye piyasalarında Mayıs 2013 sonrası dönem kadar olmasa da oynaklık düzeyini artırabilecek güçlü nedenler. Bunu Cuma günü veri sonrasında ABD 10 yıllık tahvil faizindeki yükseliş, para birimi doların değerlenmesi ve gelişen ülke para birimlerinin hızlı bir şekilde değer kaybetmesi ile bir kez daha hatırlamış olduk. Geçtiğimiz hafta bölgesel FED başkanlarından Fisher yaptığı açıklamada "considerable time" yani kayda değer zaman ifadesini toplantı metninden çıkarmaya yakın olduklarını belirtti. Söz konusu ihtimalin gerçekleşmesi gelişen ülkeler için alarm niteliğinde. Buna paralel panik satışlarının gerçekleşeceği ve doların yeniden güvenli liman arayışına girdiği bir dönem ile karşılaşabiliriz. Gelişmeler bizler açısından şu anlama geliyor; merkezin faiz indirimi eğer zamanlama hatası yaparsa lira yeniden baskı altında kalır ve değer kaybeder. Bu sürecin devamı ülkede varlık fiyatlamasının yeniden denge arayışına girmesi ve faizlerin ikincil piyasada yükselmesini sağlar. Artan maliyetler ile birlikte de enflasyonda negatif yönde bozulma yeniden başlar.
Amerika'nın istihdam verisinin bize etkisi ne ola ki sorusunun cevabını olabildiğince basit bir şekilde anlatmaya çalıştığım bu yazı "köprüden önce son çıkış" arayanlara yardımcı olabilir. Normal şartlar altında (NŞA) kaidesini koruyabildiğimiz süre boyunca bizim açımızdan ekstra bir durum söz konusu değil. Her zaman olduğu gibi son sözü bir kez daha FED yılın son toplantısında söylüyor olacak. TCMB ve diğer gelişen ülke merkez bankaları da kendilerine bırakılan yarı sahada oyun kurmaya çabalayacaklar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder