Baştan söylemekte fayda var; bu yazı Merkez Bankası'nın 24 Şubat tarihinde gerçekleştireceği toplantıya dair herhangi bir teknik içeriğe sahip değildir. Aksine bu yazı dolmuşluğun, bardağın taşma halini ifade etmektedir.
Meslek yetilerinin birbirine geçtiği dönemler içerisindeyiz. Evet, üzülerek de olsa durum tam olarak böyledir. Misal, Merkez Bankası para politikaları, faiz koridoru uygulamaları, reel faiz seviyesi, yatırım yapılabilir faiz oranı seviyesi gibi kavramlar artık herkesin dilinde dolaşır oldu. Hem de o kadar kolay dolaşır bir hal aldı ki bankacılık sektörü içerisinde yer almanın, bu işin eğitimini almanın, lisanslarına sahip olmanın hiç bir anlamı kalmamaya başladı. Memleketin geldiği son noktada merkez bankacılığı sokakta sade vatandaş nezdinde gerçekleştirilir oldu. Yanlış anlaşılma olmasın, kavram karmaşasına hiç gerek yok. Herkes için ekonomi, kolay ekonomi tanımları ile anlatmak istediklerimin hiç bir ilgisi bulunmuyor. Mesaj doğrudan bir mühendisin beyin ameliyatı konusunda fikir belirtmesi, bankacının da baraj yapımı konusunda teknik alt yapıyı eleştirmesinin ne kadar abes kaçtığı ile alakalı.
Bugün gelinen noktada faiz koridorunun alt ya da üst bandının ne işe yaradığı ve/veya yaramadığı sokakta derbi maçın yorumlanması tadında eleştirilere maruz bırakılmış durumda. Bağımsız merkez bankacılığı tanımı yurt içinde ayrı bir boyut ile can bulma evresi içerisinde. Keşke bu konudaki merakımızı yıllardır gelişmeye aç, bakir kalmış yatırım fonu piyasasını anlama ve yorumlamaya yorup, tek bildiğimiz yatırım ürününü vadeli mevduat hesabı boyutundan bir adım öteye götürebilseydik. Ve yine keşke bu merakımızı halka açıklık, anonim şirket ortaklığı, hisse senedine yatırım yaparak gelecek inşasına dönüştürebilseydik. Bu adımları atmayı becermiş olsaydık bugün ülkede hala basit ve bileşik faiz konusunda master yapma derecesinde beceri kazanmış ve vadeli mevduat faiz oranlarını katalog şeklinde banka banka biliyor olur muyduk? (Vadeli mevduattan başka hiç bir ürünün yatırım olarak görülmemesi ve bilinmemesinde tek suçlu bilgisiz bankacılık sektörü çalışanlarıdır. Sonuçta kişi bilmediğini anlatamaz.)
Boşverin yarın Merkez Bankası'nın hangi faizi kaç puan indirip indirmeyeceği meselesini. Boşverelim de o işi yapması için atananlar bırakalım da bildiklerinin en iyisini yapmaya çalışsınlar. Bırakalım da siyaset yapar gibi merkez bankası yönetimi köşe başlarında eleştirilmesin artık. Kazananı olmayan, kaybedeni çok, ah vah dolu günler olabildiğince uzak olsun.
Mühendis mühendisliğini, doktor doktorluğunu, bankacı da sadece bankacılığını yapsın. Ama işinin en iyisini yapsın.
1 yorum:
Eğer bankacılık sektörü eskisi gibi yüksek kar marjlarıyla çalışabilseydi, hem sektöre hem de çalışana yatırım yapılır, çalışan da kendisine yatırım yapar, yatırım fonunu da dibine kadar öğrenir, egzotik opsiyonu, Black scholes modeli de yutar, gerçek varlık yönetimi ve alokasyonu nedir bunlara kafa yorar, böylece sokaktaki adama finans bilgisi konusunda tur bindirirdi. Ama mevcut noktada anca yeni mezunların izlediği wall street filmlerindeki triplerde dolaşmasından, konuşmasından,bıraksalar FED i de yönetirim tarzında takılmasından daha fazlasını beklemek gerçekçilikle bağdaşmıyor.
Yorum Gönder