Malumunuz, Türkiye ekonomisinde belirli konu başlıklarına toplumun önemli kesimleri hakimdir. Bu konuda ne denli başarılı olduğumuz geçmiş dönem örnekleri ile tecrübe edilmiş, başarıya ulaşılmıştır. Faiz tartışmasına milli futbolcu nezdinde katılır, enflasyonu iliklerimize kadar her sohbetimizde enine boyuna ölçer biçeriz. Bankacıyım der, bileşik faiz hesaplamasını yapamayız.
O günlerden birisinde miyiz bilinmez ama enflasyonu konuşmak için doğru gün bugün olabilir.
Türkiye ekonomisi enflasyonun düşüşünü kutluyor! İki ay gibi kısa bir sürede tüketicinin enflasyonu çift hane sınırından döndü, yaklaşık 2 puan gerileyerek bir kez daha resmi gerçekleşme aralığının orta noktasının üzerinde kaldı. Özetle, TÜFE kaleminde Şubat ve Mart aylarında negatif gerçekleşmeler söz konusu. Efendim, deflasyon mu dediniz? Hayır, bunlar hep kavram karmaşası.
Manşet enflasyona yani fiyatlar genel düzeyindeki yıllık karşılaştırmaya bakarsak enflasyonumuzda hızlı bir gerileme söz konusu. Az gittik, uz gittik, iki ay gibi kısa bir sürede atılması gereken tüm altyapı adımlarını atarak başarıya ulaştık. Peki, doğrudan para politikası ile müdahale edilerek yönlendirilebilen, adına da çekirdek enflasyon denilen göstergelerde de aynı başarı söz konusu mu?
Manşet enflasyonumuz düşerken çekirdek enflasyon göstegelerimiz gerilemekte inatçı davranıyor. Dikkatinizi çekerim; gerilemiyor demiyorum, inatçı davranıyor diyorum. Neden mi? Çünkü epey ciddi bir zamandır enflasyonda beklenti yönetimi denilen kavramı unuttuk da o yüzden. Enflasyonu "faiz düş" dediğimizde düşen, söz dinleyen, efendi, aklı başında bir çocuk zannettik, o yüzden.
Çekirdek enflasyonumuz biraz inatçı. Çünkü geçmiş dönem kur maliyetlerinin yansımaları geldiği kadar hızlı geri dönmek istemiyorlar. Üzerine bir de enflasyonda gelecek döneme dair ikna kabiliyetimizi kaybetme eşiğindeyiz. Enflasyon hedeflemesi rejimini resmen uygulayan, fiiliyatta gereken önemi vermeyen bir para politikası uyguluyoruz, uygulamakta da ısrar etmeye devam ediyoruz. Çekirdek enflasyonumuz, manşet enflasyon rakamının yıllık 1 puan üzerindeyken paranın maliyetini belirleyen politika faiz oranımızda indirime gidiyor, gelecek dönem için de kapıyı açık bırakıyoruz. Üzerine bir de sıkı duruş anlamına geldiğini iddia ettiğimiz ortalama fonlama maliyetinde kademeli düşüş sergilenmesine izin veriyoruz. Neydi, çekirdek enflasyonumuz inatçı mıydı? Siz olsanız ne yapardınız?
Gelelim enflasyonumuzu nelerin yükselttiğine... Her savaşta bir düşman ilan edilecek ki savaşın nedeni sorgulanmasın, tartışılmasın. Bizim enflasyonla savaşımızda düşmanımız gıda ürünlerinin fiyatı olarak lanse edildi. Doğrudur, fiyat oynaklıklarının fazla, maliyetin gereğinin üzerinde tüketiciye yansıtıldığı bir kalemdir. Peki, diğer kırılımlarda başarılı mıyız? Hizmet enflasyonumuz nerede? Yıllık çift hanede. Neden? Buyrun size beklenti yönetimi.
Mart ayı enflasyonunda fiyatı çıkan, düşen, sabit kalan ürün rakamlarını tek tek yazmayacağım. Benim de aralarında olduğum birçok araştırma raporlarında zaten yer verilmiştir. Sepetin içerisindeki ürünlerin sayısı baskın bir şekilde düşmüyor değerli arkadaşlar. Aksine ciddi oranlarda artış ve sabit kalma söz konusu.
Türkiye'de enflasyon konusunda resmi makamların yeterince mücadele etmediği tartışması bir yana konunun bir diğer acı tarafı da bu konu üzerine kafa yoran kesimin azlığı, o kesimin de sığlığıdır. Kabul edelim, enflasyon rakamları bu ülkede çok ciddi tartışmalara gebe kalmıyor, teknik bilgiler araştırma raporlarında yer almıyor, evet, evet, toplum bilinci her geçen gün giderek artan bir şekilde kayboluyor. Yeni trend ne mi? Enflasyon = Gıda fiyatları kısır döngüsü.
Ekonomide mikro/makro bazda her türlü başarının ilk çıkış noktası olarak enflasyon yaklaşımını gören bir iktisadi zihniyetteyim. Bu nedenle de bu konuya belki de "gereğinden fazla" önem veriyorum. Problem değil, memnunum.
Bir örnek; 2015 yılı, para politikalarında önemli bir kavşak noktasıydı. Nasıl mı? Büyüme ya da enflasyon ayrımı masaya geldi, tercih büyümeden yana kullanıldı. Kurun hareketi sertleşmedikçe serbest bırakıldı, bir miktar enflasyona katlanma düşüncesi ile büyüme rakamlarında ortalamaya yaklaşma tercih edildi. Dünyanın sonu ya da büyük bir ekonomik düşünce hatası değildir. Saygı duymak gerekir. Sonuçta seçilmişler halka sandığa gidildiğinde matematik ile hesap vermek zorundadırlar. Eleştirdiğim nokta ise şu; enflasyon hedeflememiz neden hala var? Öyle bir kavram olmasa bu tartışma da masada olmayacak, bu yazı da yazılmayacaktı.
Sabrınız için teşekkürler.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder