Gelişmiş ve Gelişmekte Olan Ülkeler İkinci Dünya Savaşı’nın ardından gördükleri en büyük finansal kriz olan,kimi iktisatçılar tarafından 1929 Ekonomik Buhranı’ndan bile daha yıkıcı etkisi olduğu ifade edilen yüzyılın ekonomik krizini dolu dizgin yaşamaya devam ediyorlar.
Yüz yılın krizi, Amerika Birleşik Devletleri’nde geçtiğimiz yıl yaz aylarında ilk olarak Subprime Mortgage Krizi olarak baş göstermiş,konut kredilerinin donması ve geri dönüş oranlarının negatife yön çevirmesi ile başlamıştı.Takip eden zamanda kriz konut sektöründen finans sektörüne sıçramış,158 yıllık bir geçmişe sahip en ünlü 5 yatırım bankasından birisi olan Lehman Brothers’ın 2008 Eylül ayında iflasına izin verilmesi ile de geri dönüşü olmayan bir yola girmişti.
Yüz yılın krizi, Konut krizi olarak başlayıp,finans krizine dönüşen ve içinde bulunduğumuz günlerde Global Resesyon seslerinin yükselmeye başladığı ve artan İşsizlik Oranları’nın konuşulduğu bir hal almış durumda.Yer küre üzerinde ekonomik terimler açısından tüm bu olaylar gerçekleşirken Dünya Ülkeleri,özellikle de Türkiye krizi aşma konusunda neler yapmalı?
Açıkçası Türkiye krizi yönetme konusunda biraz geç kalmış durumda.2008 Mayıs’nda süresi dolan Stand-By antlaşması süratle değerlendirilmeli ve krizin önümüzdeki dönemde daha da derinleşeceği Ekonomi Kurmayları tarafından öngörülmeliydi.İçeride dalgalı döviz kurunun daima yeni tehlikelere gebe olduğu ve reel sektörün dış borç finansmanında 2009 yılının özellikle ilk iki çeyreğinde zorlanacağı mutlaka hesap edilmeliydi.Merkez Bankası’nın hali hazırda yayınlamış olduğu verilere göre Türkiye 100 Milyar $ civarı dış borç finansmanına ihtiyaç duyar durumda.Üstelik dolar kurunun geride bıraktığımız son 5 yılın aksine 1.15Ytl seviyelerinden 1.75Ytl seviyelerine doğru yukarı yönlü bir trend içerisine girdiği ve önümüzdeki dönem için henüz bir denge noktası bulamadığı unutulmamalı!
Tüm bu olaylar gerçekleşirken kriz henüz bu denli derinleşmemişken neler yapılmalıydı,şu anda neler yapılabilir kısaca bir bakalım.
Keşke Yapılsaydı Denilenler:
• 2008 Mayıs ayı içerisinde süresi dolan IMF ile imzanlanmış olan Standy-By antlaşması süratle yeniden gözden geçirilmeli,dalgalanmalara açık durumda ki döviz kurunun riski değerlendirilerek yola en az
25-30 Milyar $’lık yenilenen bir Stand-By ile devam edilmeliydi.
• Merkez Bankası’nın dolar bazında ki döviz rezervleri en az 100 Milyar $ seviyesinde hazır tutulmalıydı.Hızlı müdahale ve reel sektörün dış borç finansmanında yaşayacağı sorun göz önünde bulundurularak 1.15 Ytl seviyelerinden kademeli olarak piyasadan gerek doğrudan alım yapılarak,gerek döviz alım depo ihaleleri yoluyla rezerv biriktirilmeliydi.
• Türk Bankacılık Sektörü’nün özellikle yaz aylarında artan libor faizleri ve yurt dışından sağlanacak olan finansmanda olası bir sorun yaşanması riskinden etkilenmemeleri için Merkez Bankası bünyesinde tuttukları döviz (dth) hesaplarının munzam karşılık oranları önceden düşürülmeliydi.Ayrıca bunun yanında,Merkez Bankası’ndan döviz bazında borç alma faiz oranları mutlaka Para Politikası Kurulu’nca aşağı çekilmeliydi.
• Eğer yola IMF ile devam edilmemesi kararı alınması halinde ise Amerikan Merkez Bankası (FED)’ndan doğrudan Swap Hattı kurulmalı ve piyasaya döviz sağlanması konusunda güven aşılanmalıydı.
• Özellikle Gelişmekte Olan Piyasalardan net fon çıkışlarının olabileceği hesap edilmeli,İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nda açığa satışların yapılmasına bir süre için yasak konulmalıydı.
• Bono faizlerinde oluşabilecek yükselişin önlenmesi amacıyla mutlaka piyasaya önümüzdeki dönemde faiz indirimlerinin olacağı fikri aşılanmalı ve faizlerin yükselişi önlenerek Hazine’nin piyasadan borçlanma konusunda kolaylık yaşanmasının önü açılmalıydı.
• Krizin Gelişmiş Ülkeler’den Gelişmekte Olan Ülkeler’e sıçrayacağı ve bunun etkisinin çok sert olacağı öngörülmeli,gelecek dönemde işçi çıkarılması olasılıkları göz önünde bulundurularak 3-6 aylık süre ile Sosyal Güvenlik Primleri devlet tarafından karşılanmalı veya ertelenmesi durumu düşünülmeliydi.Özellikle de ihracat yapan sektörler düşünülerek adım atılmalıydı.
• Döviz kurunun yükseliş trendi içerisine gireceği olasılığı değerlendirilerek artacak olan ithal ara mal fiyatları göz önünde bulundurularak yerli malı tüketimi özendirilmeli,en az 6 aylık ithalat kotaları konulmalıydı.
Şu Anda Yapılabilir Denilenler:
• Finans piyasaları oyuncuları tarafından değerlendirilen Merkez Bankası Gösterge Faizi’nin piyasadan borç alma durumundan piyasaya borç verme konumuna teknik bir düzenleme ile getirilmesi ve nakit akışının sağlanması,vatandaşa yansıtılması açısından faiz oranlarının dikkatle değerlendirilerek düşürülmesi,
• Sıkıntı yaşanacağı öngörülen 2009 Yılı’nın ilk 2 çeyreği için iç piyasadan tüketimi canlı tutma düşüncesi ile KDV indirimlerinin bütçe hazırlıkları çerçevesinde değerlendirilmesi,
• Türk Bankaları’nın nakit akışkanlığının devamı ve kredi vermede vatandaşa sorun yaşatılmaması için Türk Lirası bazında Merkez Bankası’nda tuttukları zorunlu karşılık oranları düşürülerek,serbest kalacak olan paranın iç piyasaya geri dönüşünün sağlanması,
• Piyasada nakit sorunun aşılması düşüncesi ile vatandaşın kredi kartı kullanımının aşırı derecede artmasının önlenmesi ve batık oranlarının artmaması için nakit yapılan alışverişlerin cazip kılınması için gereken adımların atılması,
• Olası bir kredi kartı batıklarının oluşması durumunda ise Bankalar Birliği ile görüşülerek 12-24 ay arası taksit imkanı sağlanarak batıkların daha da derinleşmesinin önüne geçilmesi,
• İhracat yapan firmaların daralan Pazar koşullarından etkilenmesi ve sonucunda işçi çıkarmalarının oluşacağının öngörülmesi sonucu,krizden nispeten daha az etkilenecek olan Ortadoğu ve Afrika ülkelerine doğru ihracatın yönlendirilmesi ve yeni Pazar arayışlarının hızlandırılması,
• Teşvik paketleri çıkarılarak işçi alımları desteklenmeli ve vergiden 2 yıl süre ile muaf tutulmalarının sağlanması,
• Bankaların sendikasyon kredilerinin yenilenmesinde gereken tüm özenin gösterilmesi,
• Kobi’ler sadece devlet bankaları eliyle desteklenmemeli,bu sürece özel bankaların da katılımlarının sağlanması için girişimlerde bulunulması,
• Otomotiv sektörüne destek amacıyla net satışlarda KDV indirimleri gerçekleştirilmeli ve hurda araç indirimleri için gereken çalışmaların başlatılması,
Gibi iç pazardaki dinamizmin devamlılığını sağlayacak adımlar atılmalı ve ihracat rakamlarının 2009 yılı süresince olası düşüşlerinin en aza indirgenmesi için çalışılmalıdır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder