Merkez Bankası Para Politikası Kurulu 2009 yılının son toplantısını 17 Aralık tarihinde gerçekleştirdi.
Merkez Bankası,yaklaşık bir yıldır global ekonomilerdeki sorunlara paralel olarak diğer ülke merkez bankaları ile eş güdüm içerisinde piyasaları fonlamaktaydı.Bu doğrultuda faizler tarihi dip seviyelere çekilmiş,likidite pompalanması yapılarak ekonomilerdeki daralmanın önüne geçilmeye çalışılmıştı.Kanunda yazılı olarak kendisine atfedilen enflasyon ile mücadele görevi ise tüketicilerin kendi bütçelerini kısması,ham madde fiyatlarındaki maliyet düşüşleri ve ithalat/ihracat rakamlarındaki gözle görülür decedeki azalışlara paralel olarak ikinci plana itilmişti.Kısaca enflasyon bir süre için öncelikle içeride daha sonra ise tüm dış ülkelerde olmak üzere "canavar" olmaktan çıkmıştı.
Ta ki Merkez Bankası tarafından Aralık ayından başlamak üzere 2010 perspektifine dikkat çekilinceye dek.Yanlış anlaşılmalara mahal vermemek adına belirtmekde fayda görüyorum;Enflasyon bir süre daha "canavar" olmaktan çok uzak bir görüntü çizecek.Ancak "baz etkisi" nedeniyle Merkez Bankaları artışların sınırlıda olsa görülebileceğini kestirmiş olduklarından mali oyuncuları ve vatandaşları bu konuda uyarmaya başladılar.Zaten uyarmak da görevleri!
Aşağı yukarı 1 yıldır akıllara zarar derece pompalanan likiditeler 2010 yılı ile beraber "exit strategy" kapsamında piyasalardan çekilmeye başlanacak.Bu da faiz indirimlerinin bir çok ülkede sonuna gelindiğinin işareti.Elbette Türkiye'de de! Merkez Bankası son PPK ile politika faizlerinde değişikliğe gitmeyerek borçlanma faiz oranını %6.50 seviyesinde bıraktı ve benden bu kadar mesajı verdi.İstihdam piyasasındaki toparlanmanın kalıcı olmasının uzun zaman alacağı belirtilerek,enflasyondaki gelişmelere paralel faiz oranlarının yeniden gözden geçirilebilir olduğunun ancak uzun bir süre daha düşük seyrini koruyacağının beklentiler dahilinde olduğunun altı çizilmiş oldu.
Şahsi düşüncem %6.00 seviyesine hatta %5.85'lere kadar faiz indirimlerine imkan olduğundan yanaydı.Ancak,MB elindeki kapsamlı veri tabanını kullanarak ve öncü göstergeleride yorumlayarak bu yönde karar aldı.
2010 yılı aslında bir çok açıdan zor bir yıl olacak.Bir yandan "exit strategy" olarak adlandırılan çıkış stratejileri tartışılıyor olacak bir yandan da 2009 yılına kıyasla baz etkisinden ötürü enflasyon oranları yüksek çıkacak.Bir çok şirkette ,global olarak bahsediyorum, yüksek karlar büyük ihtimalle 2009 kadar görülmeyecek ve buda karar vericileri çelişkilere sürükleyecek.Acaba krizden çıkış noktasında neredeyiz soruları çok daha yüksek sesle dile getirilecek.Büyüme oranları,sanayi üretim verileri ve kapasite kullanım oranları her ülkede dikkatle takip edilecek.Beklentilerin altında gelen ülkelerin risk primleri süratle yükselecek ve ulusal paralarında değer kayıpları yaşanacak.
Amerikan Doları ülkenin krizden çıkışta gösterdiği performansa bağlı olarak azalış/artış gösterecek.Hızlı bir büyümenin gözlenmesi halinde Dolar başta Euro karşısında olmak üzere tüm değer kayıplarını telafi edecek ve hareket gelişmekte olan ülke ekonomilerinin paraları üzerinde baskı unsuru oluşturacak.
Değerli dostlar kısaca bitirmek gerekirse yarın bugünden belki daha parlak olacak ancak daha zor ve algıda seçiciliğin artacağından hiç kimsenin şüphesi olmasın.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder