17 Temmuz 2010 Cumartesi

İlk Yarı Değerlendirme Notları...

   Son 1 aydır mali piyasalarda yaşanan türbülansın ardından yapılan yorumlarda en göze çarpan nokta ikinci dip olasılığının yanı başımızda bizi bekliyor olduğuydu.Ülke hazinelerinin genişlemeci maliye politikalarının,merkez bankalarının para politikaları yoluyla desteklenmesi piyasalara gereğinden fazla likidite pompalanmasına neden olmuştu.Geçtiğimiz yıla ait baz etkisi;büyüme rakamlarında,sanayi üretim verilerinde ve ithalat-ihracat rakamlarında başını Türkiye'nin çektiği birkaç ülke ekonomisinde kendini gösterdi.G-20 ülkeleri arasında Çin'den sonraki en büyük büyüme oranını gösteren Türkiye 2010 yılına ait pozitif sinyaller verdi,umutların yeniden yeşermesine neden oldu.İkinci dip tartışmalarına gelecek olursak,kendi düşüncem atlatmaya çalıştığımız krizin şiddetinde bir ekonomik durgunluk yaşanma ihtimalinin olmadığı.Ancak,mutlaka 2009 baz etkisinden ötürü yüksek gelen 1. ve 2. çeyrek rakamlarının yılın geri kalan kısmında sürdürülebilirliğinin zorluğu göz ardı edlilemez.

   Amerika'nın önderliğinde krizden çıkış formülleri aranırken,yaşlı kıta Avrupa'nın kendi içerisinden su alması,Yunanistan'a dair haberlerde son 1 ayda eur/usd paritesinde 1.20 seviyelerininde altının test edilmesine neden oldu.Takip eden süreç içerisinde tüm Avrupa bankalarına stres testlerinin uygulanacağının yarattığı olumlu düşüncelerle parite kendini 1.25'nde üzerine atarak 1.30 sınırına dayanmış oldu.Paritedeki değer kaybının en fazla yaraladığı ülkelerden biri konumundaki Türkiye'de ise ihracat rakamlarındaki azalma göze battı.Dolar ile borçlanıp Euro ile işlem yapan Türk ihracatçısı içeride zarar etmiş oldu.1.30-1.37 arasındaki paritenin  içeriye etkisinin olacağı görüşümü hala taşımaktayım.

   Anlatmaya çalıştığım zorlu 1 ay içerisinde gösterge borsa niteliğindeki Dow Jones Sanayi Endeksi'nin 10 bin puan seviyelerini aşağı yönlü kırarak 9 bin'lere indiği süreçte,İMKB-100'ün en dip olarak 54 bin'lerde tutunmuş olmasını son derece olumlu buluyorum.Altını koyu renkli bir kalemle çizerek ihtimali düşük olsada 2010 yılında Türk ekonomisine ilişkin gelebilecek bir not artırım haberinin borsayı 65.000-67.000 puanlara kadar taşıyabileceği görüşündeyim.65 bin senaryosunun desteklenmesinin dış konjoktürün fazla bozulmamasına ve referandumun sorunsuz atlatılmasına bağlamayı da unutmadan belirtmek istiyorum.

   Son açıklanan enflasyon verileri ışığında,2010 yılında beklediğim faiz artırımı haberlerini belki yeniden gözden geçirilebilir şeklinde değiştiriyorum.H ve I endekslerinde henüz bozulma olmaması ve mevcut durumun enflasyon tarafında henüz bozulma olmaması ve orta vadeli planlara paralel hareket etmesi mevcut durumun enflasyon tarafında Merkez'i fazla sıkıştırmadığını da düşünürsek,yılın son çeyreğinde olumsuz bir durum yaşanmadığı takdirde faiz artırım sürecini 2011 yılında göreceğimiz ufukta gözükmekte.Enflasyonda yaşanan bu gelişmeler gösterge faizin de %8 seviyelerine yakın seyrinin gözlenmesine neden oldu.Buralardan belki bir miktar kar satışı gelebilir ancak tek haneli rakamların korunacağı kanısındayım.

   Maliye Bakanlığı'nın son açıkladığı verilerde faiz dışı fazla kaleminde göze batacak bir atışın yaşandığı,bütçe disiplininden taviz verilmediğini bizlere anlatıyor.Referandum sürecinde de disiplin anlayışı korunabilirse Türkiye Avrupa'nın önde gelen ekonomileri arasından mutlak suretle sıyrılacaktır.Ekonomik toparlanmanın paralelinde,vergi gelirlerindeki düzenli artış da düşüncemi desteklemekte.Türk bankacılık sektöründe yurt dışından sağlanan sendikasyon kredilerinde sorun yaşanmaması,önde gelen devlet bankalarından birisinin balkanlarda banka almak için arayışta olduğu haberleri 2001 sonrası ne denli düzenli bir yola girdiğimizin adeta resmidir.

   Yurt dışında Avrupa ve Amerika'da 2 farklı temel senaryo izleneceği görüşündeyim.Amerika'nın olası büyümesinin yavaşlasada  devam edeceğinin,konut sektöründeki sorunların ise henüz bitmediğini düşünüyorum.Mali reform eğer yasalaşabilirse,yatırımcı üzerinde abartıldığı kadar baskı yaratmayacağının altını çizmek istiyorum.Konunun Avrupa ayağında ise  hala sorunlar var.Balkanlardan,Portekiz ve İspanya'dan gelen negatif sinyaller 2010 yılının sorunlu geçeceğini göstermekte.Alınan bütçe kısma önlemleri,kredi notu indirimlerini engellesede gelecek açısından sürdürülebildiği takdirde olumlu.Ancak 2010 yılında büyümeyi vurmadan etkisini göstermesi imkansız.

Hiç yorum yok: