23 Haziran 2012 Cumartesi

s&p ile giden moody's ile gelir mi?

Yazmaya çalışacağım tüm cümlelerden önce belirtmek isterim ki bu yazı bir "türkiye'nin notu neden yatırım yapılabilir düzeyde değil?" yazısı değildir, bilgilerinize... Mayıs ayına içeride SP kararı ile hızlı giriş yapan Türk Sermaye Piyasası Haziran'ı bitirmeye hazırlandığımız bu günlerde arkasına Moody's rüzgarını almış gibi görünüyor. Peki SP den Moody's ne değişti de rüzgar tersten esmeye başladı? Sp 1 Mayıs tarihinde TR'nin görünümünü pozitiften durağana çevirmiş,gerekçe olarak da daha düşük dış talep ve kötüleşen ticaret haddini göstermişti.Karar şaşırılmayacak şekilde içeride hükümet başta olmak üzere son derece olumsuz karşılanmış, gerekirse sp ile kredi derecelendirme yolları ayrılabilir noktasına gelmişti.Sp de bu reste karşılık olarak TR anlaşmayı iptal etse dahi biz yine derecelendirmemizi yaparız cevabını vermişti.Sp, Avrupa kaynaklı dış şokların TR nin ticaret manevrasını daraltacağını, buna bağlı dış ticaret rakamlarının kötüleşeceği varsayımı altında bu tip bir karar aldığını belirtmişti.Ekleme olarak da, beklenen zayıf dış talebin yüksek petrol ithalat fiyatları ve dış finansman maliyetlerinin iç talepte keskin bir düşüşe neden olabileceği öngörüsü ile kararının arkasında durmaktaydı. Sp kendi çizdiği geleceğe bakış çerçevesinde geçtiğimiz yıl (2011) gayri safi yurt içi hasılasının yaklaşık 10 % u kadar cari açık veren bir ülkeyi ve dinamiklerini baz alarak değerlendirme yapmıştı.Yaklaşık 800 milyar dolar civarında bir ekonomi için 80 milyar dolar'a yakın bir tasarruf açığı verilmesi elbette ki normal karşılanması beklenen bir durum olmasa gerek.Avrupa ülkelerinde bankacılık sektörleri ve kamu borç rasyolarının zora düşmesini takiben türk bankacılık sisteminin yurt dışından yüksek maliyetle borçlanabileceği ihtimali hesaba katılarak, içeride bu maliyet artışının tüketiciye nihai yansımasının artacağı ve iç talebin kredi bacağında kesilmesi ile makro görünümde bozulma olacağı düşünülmüştü.Şapkamızı önümüze koymamız gerekirse, EVET doğrudur, hak vermek gerekir ki cari açık türkiye de bir tür tasarruf açığı sorunudur.Ülke olarak ürettiğimizden fazlasını tükettiğimiz için böyle bir finansman açığımız oluşmakta bunu da yurt dışından özellikle kısa vadeli yurda giriş yapan "sıcak para" ile finanse etmeye çalışmaktayız.Doğrudur, bu durum ekonomik açıdan kırılganlık yaratmaktadır.Ayrıca, yine doğrudur ki Merkez Bankası ve Hükümet cari açığın finansmanı konusunda yaklaşık 1,5-2 senedir belli adımlar atmaktalar ve bu kronikleşen sorunumuz akşam yatıp sabah uyandığımızda geçen vakit arasında oldu bitti ile hal olabilecek bir türden sorun değildir.Bireysel Emeklilik Sistemi'nde atılan pozitif adımlar geleceğe dönük olarak vatandaşların tasarruf oranlarını artırmalarını teşvik edici adımlardır, sonuçları 5 - 10 yıl arasında yakından gözlenmelidir.Yine ara malı üretimi konusunda ( cari açığın en önemli kalemi ) açıklanan teşvik paketleri de yine yakından gözlenmeli, analiz edilmelidir. 20 Haziran'a geldiğimizde ise bir diğer kredi derecelendirme kuruluşu olan Moody's ise TR nin notunu yatırım yapılabilir seviyenin bir basamak altına kadar yükseltmiş, görünümü de pozitifde tuttuğunu açıkladı.Yani 6-12 ay arasında muhtemel bir not artış olasılığına kapıyı açık bırakmış durumda.SP den Moody's e değişen fotoğrafa baktığımızda ise Moody's in gerekçeleri; yukarıda anlatmaya çalıştığım bireysel emekliliğe yönelik atılan adımların enerji, madencilik ve otomotiv sektörüne yönelik pozitif ayrışmayı yarattığı ve güçlü kamu maliyesinin ve gelecekte daha da düşmesi beklendiği kamu borç yükünün etkilerinden bahsediyor.Yani Moody's bizim amerika'dan başlayıp Avrupa'yı kasıp kavuran ekonomik krizde en belirgin ayrışma noktamız olarak bahsettiğimiz, hepimiz ortak düşüncesi olan güçlü kamu dengesinden bahsediyor, bunu fiyatlıyor, fiyatların içerisine sokuyor.Ucundan kenarından da diyor ki, BES e yapılan değişiklikler ülkenin geleceği için görünüm olarak pozitif bir durum ama her şey henüz bitmiş değil, tasarrufunuzu artırmaya devam edin. Şu bir gerçek ki, 2008 krizinin en büyük bedelini herkesin eleştirilerinin odağına oturan kredi derecelendirme kuruluşları ve ülkelerin yerel bankacılık denetleme otoriteleri ödedi, ödemeye de devam ediyor.Her bir kredi derecelendirme şirketinin kendisine temel olarak aldığı belli ölçümleme ve hesaplama yöntemleri var.Her biri ayrı bir pencereden dünyaya bakıyor.Birisi dış talebin bozulmasının iç talebe ve finans sektörüne maliyetlerinden bahsederken diğer cesar'ın hakkını cesar'a vermeye çalışıyor, övünülen başarı hikayesi güçlü kamu maliyesi dengesinden bahsediyor.Şirketlerin notu A yada B yapıp, görünümü nerede tuttuklarına bakmaktansa kendi eksiklerimizi kabul edip yolumuza doğru adımlar atarak devam edebilirsek zaten piyasa denilen şey gerek CDS fiyatlamaları gerekse de ülke sermaye ve para piyasalarına yabancı girişi ile gereken notu verecektir, gösterecektir.Moody's haberi gelmeden önce geride kalan 2 haftalık süreçte imkb'nin yurt dışı piyasalardan pozitif ayrışması da bu öngörümü destekler nitelikte...

Hiç yorum yok: