17 Eylül 2015 Perşembe

Neden FED ve Parasal Sıkılaştırmayı Konuşuyoruz?

2008 yılında Amerikan Merkez Bankası (FED) tarafından başlatılan parasal genişleme programının sonuna gelindiğine ve olası sıkılaştırma hamlesinin ne zaman başlayabileceğine dair dünya piyasalarında hissedilen bekleyiş öncesinde 4 önemli ekonomik veri ile konuya netlik kazandırmak istiyoruz. FED tarafından da yakından takip edilen veriler para politikasının belirlenmesinde amiral gemi olma konumunda şekilleniyor.

Büyüme

ABD ekonomisi çeyrek bazda takip edilen GSYH verilerine bakıldığında özellikle 2010 yılı sonrasında konut krizinin yaşandığı 2008 yılı öncesi dönem performansını yakalamış durumda görünüyor. 2000-2007 yılları arasında çeyrek başına ortalama yüzde 2.5 GSYH büyümesi gösteren ekonomi, 2008-2009 yılları arasında yüzde 1.44 gerileme gösterirken, 2010-2014 arası dönemde yüzde 2.14, 2013-2015 arasında ise yüzde 2.42 düzeyinde büyüme momentumunu yakaladı.


İşgücü Piyasası

Aylık takvimde açıklanan tarım dışı istihdam rakamlarına 2000-2007 yılları arası ortalama çeyrek dönem performansı üzerinden baktığımızda 75 bin kişi düzeyinde artış gözlemlerken, 2008-2009 döneminde 400 bin kişi azalış, 2010 sonrası dönemde ise son 15 yılın en yüksek değerlerine ulaşıldığını görüyoruz. Buna göre 2010-2014 döneminde 160 bin kişi, 2013-2015 döneminde ise 196 bin kişilik ortalama istihdam yaratıldı.

İşsizlik oranı 2008 krizi öncesi dönemde (2000-2007) çeyrek başına ortalama yüzde 5.04 seviyesinde gerçekleşirken, 2008-2009 döneminde yüzde 7.54, 2010-2014 yılları arasında ise yüzde 8.04 düzeyine yükseliyor. 2013-2015 periyoduna baktığımızda ise yüzde 6.51 ortalamasına geri çekilen bir performans karşımıza çıkıyor.  Benzer şekilde iyileşme part-time çalışan kesimin oranlarında da etkisini hissettirir konumda. 2010-2014 döneminde çeyrek başına ortalama yüzde 6.01 olan tam zamanlı çalışmama oranı, 2013-2015 döneminde yüzde 5.54’e gerileyerek kriz öncesi seviyesi olan yüzde 5.14’e doğru yakınsama gösteriyor.

Ücretler

Ücretler kalemi FED tarafından yakından takip ediliyor. Ortalama saatlik kazançlar 2007-2008 yılları arasındaki çeyreklik ortalaması olan yüzde 3.31 yıllıklandırılmış artışın yaklaşık 1 puan gerisinde seyrediyor. 2008-2009 yılları arasında yüzde 2.83 artış gösteren veri, 2010-2014 döneminde zayıflıyor ve yüzde 2 seviyesinin aşağısına geriliyor. 2013-2015 döneminde ise yüzde 2.02 ortalama ile yoluna devam ediyor. Ücretlerin FED’in beklediği kadar iyi bir performans sergilememesi 16-17 Eylül 2015 tarihleri arasında düzenlenecek olan FOMC toplantısından parasal sıkılaştırmaya yönelik bir karar çıkmayacağını savunanların en önemli argümanlarının başında geliyor.

Enflasyon

FED tarafından enflasyon göstergesi olarak çekirdek PCE kalemi takip ediliyor. 2014 yılının ortasından bu yana hızlı bir düşüş gösteren emtia fiyatları ülkede enflasyon baskısının oluşmasına ve banka tarafından belirlenen yüzde 2 seviyesine ulaşılmasına engel oluyor. Hedeften uzak kalınmasında enerji fiyatlarının düşüşü ağır basarken, ücretler kaleminden baskı oluşmaması da etkili oluyor. 2000-2007 yılları arasında çeyreklik ortalama yüzde 1.91 artış gösteren enflasyon, 2008-2009 döneminde yüzde 1.59 seviyesine, 2010-2014 yılları arasında ise yüzde 1.55 artışa dek gerileme hareketi içerisinde oluyor. 2013-2015 aralığına bakacak olursak karşımıza yüzde 1.49 ortalama düzeyinde bir performans ile karşılaşıyoruz. Tıpkı ücretler kaleminde görülen zayıf performans gibi enflasyonun da hedeften uzak seyretmesi parasal sıkılaştırma düşüncesine karşı çıkanların listesinde ilk sıralarda yer alıyor.

FED’in para politikalarını belirlerken ön planda tuttuğu 4 ana kalemin kriz öncesi dönem, kriz sonrası ve son 3 yıllık performansları yukarıda özetlemeye çalıştığımız şekilde sonuçlanmış durumda. ABD ekonomisinde parasal sıkılaştırma adımının atılması için büyüme ve iş gücü piyasasında yeterli kanıtlar fazlası ile yer alırken, ücretler ve enflasyon kalemindeki resim nispeten ılımlı düzeyde şekilleniyor. Ancak unutmamak gerekiyor ki söz konusu iki veri birbiri ile ilişkili şekilde hareket etmektedir. Geride kalan 1 yıl içerisinde başta enerji fiyatları olmak üzere emtia fiyatlarının genelinde bir düşüş hareketi ile karşılaşmamış olsaydık belki de bugün her iki verinin de yeterli ikna düzeylerine ulaştığı çıkarımını yaparken kendimizi bulacaktık.

Öte yandan parasal genişlemenin, yani bir diğer tanımla sıfır faiz politikasının para politikaları açısından önce ABD’ye, akabinde ise diğer ülkeler açısından “akıl tutulması” denilen olguyu hayata geçirdiği şüphe götürmez bir gerçek. Bol likidite ortamının gelişmekte olan ülke piyasalarına sermaye akışını hızlandırması birçok ülkede cari işlemler dengesinin olumsuz etkilenmesine, para politikalarının olması gerekenden daha gevşek belirlenmesine ve enflasyon hedeflemesi gibi büyük resmi ilgilendiren kavramların unutulmasına yol açtı. Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu gelişmekte olan ülke kategorisindeki ekonomiler açısından FED ve gelecek dönem para politikasına dair belirsizliğin Mayıs 2013 döneminden bu yana ne boyutta tahribatlara yol açtığı farklı ekonomik veriler üzerinden teyit edilebilir konumda yer alıyor.

16-17 Eylül 2015 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan FED/FOMC toplantısından Çin ekonomisindeki momentum kaybı, para ve sermaye piyasalarında görülen oynaklığın artış göstermesi, Euro Bölgesi’nin parasal genişleme programına ancak 2015 yılında başlangıç yapabilmesi gibi dünyanın geri kalanına dair bazı olumsuzlukları ileri sürerek parasal genişleme ortamının sürmesini savunan düşünce gruplarının diğer yandan gelişmekte olan ülkelerin belirsizlik ortamında tabiri caizse yaprak misali oradan oraya savrulmasını da dikkate almaları gerektiğini düşünüyorum.

Eylül veya Aralık 2015… Parasal sıkılaştırma hamlesine yönelik başlangıcın 1 ay erken veya geç atılmasının fiyatlamalar açısından ekstra bir katkısı olmayacağı aşikar. Nasıl bir yeni dönem haritasının belirleneceği ve kamuoyu ile paylaşacağı dünyanın geri kalanı için daha önemli bir sorun olarak masadaki yerini korumaya devam edecek.

Hiç yorum yok: