Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
(TCMB) piyasa katılımcılarının genelinde oluşan beklentiye paralel bir şekilde
politika faiz oranlarında herhangi bir değişikliğe gitmediğini açıkladı.
Kendi beklentim de bu yönde bir karar
alınacağı şeklindeydi.
Banka tarafından daha önce kamuoyu ile paylaşılan yol haritası (road map)
kapsamında açık piyasa işlemleri çerçevesinde piyasa yapıcısı (PY) bankalara
repo işlemleri yoluyla tanınan borçlanma imkanı faiz oranının yüzde 10.25
seviyesinde belirlenmesi uygulaması Eylül ayı PPK metni ile birlikte son bulmuş
oldu. Bu kapsamda 23 Eylül 2015 tarihi kararın
uygulamaya geçirilmesi için tercih edildi.
Büyüme kompozisyonunda net ihracat katkısı gelecek dönemde yeniden
görülebilir. 2014 yılının tamamında GSYH
büyümesine 1.9 yüzde puan ek katkıda bulunan net ihracat kalemi 2015 yılının
ilk çeyreğinde -1.4, ikinci çeyreğinde ise -1.0 düzeyinde zayıf bir performans
sergilemişti. Gelecek dönemde önemli bir ihracat ortağımız olan Avrupa Birliği
ülkelerinin ekonomik açıdan toparlanma göstereceğine dair beklentinin kamuoyu
ile paylaşılmasını olumlu buluyorum. Şayet Kurul beklentisinin hayata geçmesi
halinde iç talep katkılı büyüme kompozisyonunda değişiklik görmüş olacağız.
Talep tabanlı büyüme modelinin kalite açısından düşük ve sağlıksız olduğu
düşüncesindeyim.
Kurul üyeleri Ağustos ayı PPK metninde kendisine yer bulan işlenmiş gıda
fiyatlarının kısa vadede enflasyonu olumlu etkileyeceğine dair görüşlerini
Eylül ayı toplantı metnine taşımaktan yana bir tavır ortaya koymadılar. Hatırlanacağı üzere gıda fiyatları kaynaklı enflasyonu düşürücü yönde
gelişmelerin sona ermiş olabileceğine dair ilk sinyaller 3 Ağustos 2015 tarihinde
açıklanan Temmuz ayı enflasyon rakamlarını ile birlikte gelmişti. Gıda ve alkolsüz içecekler grubu Temmuz ayında yüzde 0.07,
Ağustos ayında ise yüzde 0.32 düzeyinde artış göstermişti. Gıda enflasyonu ise
Temmuz ayında yüzde 9.20 seviyesinde iken, Ağustos ayında yüzde 9.65’e
yükselmişti. Grubun 3 aylık ortalaması ise yüzde 9.35 düzeyinde gerçekleşerek
manşet rakamın gerisinde kalmıştı.
Gıda fiyatları konusundaki olumlu düşüncelerini Eylül ayı toplantısına
taşımayan PPK üyeleri görüşlerini enerji fiyatları konusunda muhafaza ettiler. Brent tipi petrolün varil fiyatı aylık kapanış seviyeleri dikkate alınarak
incelendiğinde 2014 yılının başından bu yana
(22 Eylül 2015 fiyatı dahil, 48.2 USD) yüzde 50.9 düzeyinde düşüş gösterdi. Enerji fiyatları kaynaklı beklenen olumlu
gelişmelerin yerel para biriminin hızlı değer kaybı nedeniyle sınırlı düzeyde
gerçekleşeceğini düşünüyorum.
Banka yönetimi enflasyon konusunda beklediğimiz sertlikte ifadeler
kullanmaktan çekinmeye devam ediyor. Enflasyon
hedeflemesi içerisinde olan TCMB yönetimi Türk Lirası’nda görülen değer
kaybının enflasyon gelişmelerine dair olası olumsuz gelişmelerini “…döviz kuru hareketleri çekirdek enflasyon
eğilimindeki iyileşmeyi geciktirmektedir. Bu çerçevede Kurul, yurtiçi ve
küresel piyasalardaki belirsizliklerin enflasyon beklentileri üzerindeki
etkileri ile enerji ve gıda fiyatlarındaki oynaklıkları dikkate alarak, gerekli
görülen süre boyunca likidite politikasındaki sıkı duruşun korunmasına karar
vermiştir.” cümlesi ile ifade etmekten yana tavrını Eylül ayında da korudu.
Ancak bu ve benzeri cümlelerin artık piyasa katılımcıları nezdinde kredibilite
yarattığını düşünmüyorum. Zira geçtiğimiz hafta bizzat Banka tarafından
açıklanan beklenti anketi sonuçlarına baktığımızda cari yıl sonu, 12 ve 24 ay
sonrasına dair enflasyon beklentilerinde ortalama 0.22 puan aylık artış
gözlendi.
Enflasyonun ön plana çıkarıldığı, sıkı para politikası uygulamasından
çekinilmediği bir yaklaşım Türk Lirası cinsi varlıkların pozitif fiyatlanmasına
yardımcı olacaktır. Siyasi açıdan
istikrarlı bir ortamın yerli ve yabancı yatırımcılar nezdinde görülmediği,
Amerikan Merkez Bankası (FED)’na dair belirsizliğin küresel çapta devam ettiği
ortamda kendi grubumuzda birlikte değerlendirildiğimiz diğer gelişmekte olan
ülkelerden pozitif ayrışmak konusunda enflasyon çıpasının yeniden hatırlanması
ve gözetilmesi ülke varlıklarının lehine olacaktır.
Merkez Bankası’ndan faiz artırımına yönelik beklentimi koruyorum. 2015 yılının sonuna dek TCMB yönetimi
sadeleşme politikası çerçevesinde FED cephesinden gelmesi beklenen adımlardan
önce parasal sıkılaştırma yapmak zorunda kalabilir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder