27 Temmuz 2015 Pazartesi

Benim Hala Umudum Var

Türk insanı olarak ekonomide bir şeylerin yolunda gitmediğine dair en belirgin indikatörümüz kur seviyelerinin yükselmesidir. Daha basit tanımıyla Türk Lirası'nın değer kaybetmesidir. Gelin birlikte son günlerde ne olup bittiğini tartışalım.

Evet, Türk Lirası değer kaybediyor. Hayır, Türk Lirası ilk kez değer kaybetmiyor. Bugün itibarıyla yılbaşından bu yana %15'in üzerinde ABD Doları'na karşı değer kaybetmiş bir para biriminden bahsediyoruz. Peki neden ABD Doları'na karşı olan performansı benchmark olarak alıyoruz? Çünkü dünyanın yerel para birimi ABD Doları da o yüzden.

Gelelim TL cephesinde olup bitenlere... 2015 yılı bizin gibi emtia ithalatçısı gelişmekte olan ülkeler karegorisindeki ekonomiler için iyi başladı, kabul edelim. Aynı grup sepetinde değerlendirildiğimiz ülkelerden pozitif yönde ayrışanlar da oldu, bizim gibi olumsuz ayrışmak için elinden geleni yapanlar da. Manşet enflasyon rakamımız resmi hedef seviyesinin 2 puan üzerinde seyrediyor. Tüm dünyada gıda fiyatları gerilerken, yılların getirdiği yanlış tarım politikaları yüzünden biz Türk para politikasında enflasyon hedeflemesinden sapmamızın nedeni olarak gıda fiyatlarını öne sürdük. Sürmek de zorundayız zira gerçekler hiç bir zaman halı altına itilemez. Başka hangi sorunlarla uğraştık? Mesela para politikamızı Merkez Bankası'nı kameralar önünde sert bir şekilde eleştirerek her türlü spekülasyona açık hale getirdik. Vaktinden önce indirdiğimiz politika faizimizi yıl içerisinde daha fazla indirme imkanımızı elimizden kaçırdık. Böylece olası FED sürecine daha düşük bir faiz seviyesi ile girme şansımızı yitirdik. Başka bir örnek daha ister misiniz? Genel seçimlerin üzerinden yaklaşık 2 ay geçmesine rağmen hala siyasi bir irade ortayı koymayı beceremedik. Bunlar bizim eksilerimiz olarak not edilsin mi? Haydi edilsin.

Yurtdışında neler oluyor gelin ana noktalar üzerinden konuşalım. Malumunuz, euro tartışılıyor. Hem de akıbeti ne olur derecesinde. Yunanistan ip üstünde. ABD'nin izleyeceği para politikası korkutuyor. Çin'de yavaşlamanın boyutları şiddetini artırıyor. Orta Doğu'da ise kan durmuyor, yeni terör örgütleri ortaya çıkıyor.

Türkiye'yi yerel bir bankacı kadar tanımayan bir yabancı fon yöneticisisiniz ve yatırım yaparken pozisyon ayarlaması yapmak zorundasınız. Sınırlarını korumak için aynı anda iki farklı ülke toprağında hava harekatı yürüten bir ülkenin para birimi üzerinde kısa pozisyon almaktan başka neyi tercih edersiniz? Sonuçta kendinizi olası risklere karşı korumak zorundasınız ve siz de varlık yönetiyorsunuz. Cümlenin başında neden yerel bir bankacı kadar tanımayan şeklinde bir ifade kullandım biliyor musunuz? Çünkü katıldığım Merkez Bankası toplantılarından edindiğim tecrübe şu; yabancılar bir ülkeye yatırım yapmadan önce karar verirken sadece manşet rakamlara bakıyor ve mekanik olarak hareket ediyorlar. Cari denge, enflasyon, kamu maliyesi, jeopolitik riskler vb. Daha sonrasında ise global rüzgara göre pozisyon ayarlamasını tercih ediyorlar. Yani bizler kadar her detaya dikkat etme ihtiyacı duyup hissi davranmyorlar. Davranmak da zorunda değiller zaten. Sonuçta likiditeyi Türkiye'ye yönlendirmek zorunda değiller. Bizim gibi yüksek faiz ve getiri bulabilecekleri bir çok ülke ve piyasa mevcut.

Bir ülke varlıklarının yatırımlarda tercih dışı kalması için siyasi tansiyonun yükselmesi, terör olayları, kısacası huzur bozucu birkaç olayın gündeme gelmesi yeterlidir. Sonrası zaten global fiyatlamalar ile devam eder. Peki her şey bizim için bu kadar negatif mi? Mazhar Alanson'un da dediği gibi "benim hala umudum var". Evet, hala var. 2015 yılına dair ortalama büyüme beklentisi nedir? %3. Ben dahil olumsuzlukların sürmesi halinde bu yılı kayıp yıl olarak ilan etmemizdeki gerekçe büyüme rakamı üzerindeki olası baskılar kaynaklı değil mi? Evet. Unutmayalım, kayıp yıl dediğimiz büyüme rakamı son 3 yılın ortalamasına eşit. Yani kayıp kelimesinde dahi negatif büyüme söz konusu değil. Sadece bize yetmeyen bir büyüme var. Ama bu büyüme tercihini kim verdi onu da atlamamak gerekiyor. 2011 sonrası artan makro dengesizlikleri (kredi artış hızı, kredi kartı kullanımı) önlemek için iç tüketimi kısmaya yönelik kararları da yine biz aldık. İnanın bana son derece de doğru yaptık.

Enflasyon hedeflemesi denilen kavramı tekrar hatırlayıp 2-3 yıl için bu yolda sağlam adımları yeniden atmak istersek şayet (2001 sonrasında olduğu gibi) inanın bana bir miktar büyümeden feragat ederek yeni bir hikaye yaratmış olacağız. Sonrasında ise süreci yapısal reformlarla destekleyecek olursak zaten konjoktür bize olan güvenin yeniden tesis edilmesini ve faizlerin kendiliğinden gerilemesini sağlayacak. Evet, bu iradeyi ortaya koyabilecek kadrolara sahibiz. Çünkü biz enflasyon konusunda oldukça tecrübeli bankacı ve ekonomistlere sahibiz. Tercih bizim. Aksi durumda ekonomi çok uzun yıllar boyunca mevcut sistemi kaldıracak güçte değil.

Evet, benim hala umudum var.

Hiç yorum yok: