Toplantı beklentimi karşılar şekilde gelecek dönem politikalarının ne yönde işleyeceğini öğrenebilmek adına kayda değer sinyaller verdi. Başkan Başçı, 2010 yılında uygulamaya koydukları faiz koridoru yönteminden gelecek dönemde FED'in para politikasını sadeleştireceği ve sıkılaştırma yönünde adım atacağını belirterek vazgeçebilecekleri açıklamasını yaptı. Konu önemli hem de epey bir önemli. Gelin beraber konuşalım.
Önce şu konuyu netleştirelim; faiz koridoru uygulaması nedir? TCMB 2010 yılında global belirsizliklere karşı para politikasını daha esnek hale getirebilmek adına faiz koridoru uygulamasına geçiş yaptı. (daha esnek olalım derken zaman zaman karışıklığa da düşmedik değil) Başkan Başçı da bu uygulamanın bizzat mimarı olarak bilinmektedir. Buradaki amaç, belirsizliğin arttığı dönemlerde tek bir faiz aracı ile hareket ederek esnekliği kaybetmek yerine zaman zaman üst bant faizi olarak bilinen gecelik orandan sıkılaştırma yapmak, zaman zaman haftalık repo faizini kullanmak, zaman zaman da 2014 yılı Ocak ayında vazgeçilen aylık fonlama yöntemini kullanmaktı. Esneklik sağlanması amacıyla yürürlüğe konulan bu yöntem başta biz yerel bankacılar olmak üzere bir çok kesim tarafından anlaşılmakta zorlandı. Çok net hatırlıyorum -kendi raporumda da belirtmiştim- Haziran ayı TCMB Ekonomistler Toplantısı'nda Ankara'da yabancı ekonomistler uygulamayı anlama konusundaki rahatsızlıklarını sık sık dile getirmişlerdi. Anlaşılan o ki banka yönetimi daha sade bir uygulamanın gelecek dönemde faydalı olacağını düşünmeye başladı. Bu demek olmuyor ki hemen ilk PPK toplantısında tek faiz uygulamasına geçiş yapılacak. Zaten mevcut konuya Başkan da açıklık getirdi ve sadece araştırma yapılmasını istediklerini belirtti. Ağustos ayı PPK toplantısının tutanaklarında detaylar belli olacak.
Yeni adım ne anlama geliyor? Şahsi çıkarımım yeni adım ile mevcut politika faizi seviyesinden daha yüksek bir rakamın artık masada olacağı yönünde. Eğer koridordan tamamen vazgeçilecek ise Türk Lirası'nın değer kaybettiği günlerde likiditeyi sıkılaştırmak amacıyla kullanılan üst bant faiz oranı olan %10.75'e yakın bir değerin politika faizi olarak belirlenmesi gerekiyor. Zira yerel para birimini savunma konusunda daha ağır sıkıntılarla karşılaşmamız muhtemel. Öte yandan aşağı yönde de esnekliği kaybetmemek adına AOFM olarak bilinen bankacılık sistemine kullandırılan toplam fonlama maliyetine yakın bir seviye de belirlenebilir -%8.50 seviyeleri olabilir-. Banka yönetimi bu konuda oldukça kapsamlı bir çalışma yapacaktır, şüphem yok.
Atılacak muhtemel adım önemli, hem de çok. Anlamı daha basit bir Türk para politikası olsun yönündeki iradedir. Bunun bir denemesini 2014 Ocak toplantısı sonrasında hayata geçirmeye çalıştık ama zamanla koridor yeniden etkin oldu. Ancak esneklik kaybolursa zorlanırız. Ayrıca Ankara'da birilerinin ekonomi konusunda hala daha mevziyi koruduklarını bilmek ve bir şeyler yapmaya çalıştıklarına olan inanç piyasaya verilen net mesaj açısından kritik öneme sahip. Malumunuz hali hazırda seçimden sonraki iki aylık süreçte hala daha koalisyon çalışmaları devam etmekte.
Blogda da daha önceki yazılarımda belirtmeye çalıştım; FED kapıda ve birilerinin bir şeyler yapması gerekiyordu. Bu açıdan da atılacak adım önemlidir. Detayları gördükten sonra ay içerisinde daha ayrıntılı bilgiye sahip olacağız. Ayrıca yeni dönemin bir diğer şifresi de şudur; daha yüksek faiz maliyeti bizleri bekliyor. Yani, mevduat ve kredi faiz oranları yükselecek. -çekirdek dışı yükümlülüklerde yapılan hamleden bu yana tek bir düşünceyi savunuyorum; bir süre faizlerin düşmedi kolay olmayacak- Bu durumda da bankaların karlılıkları bir miktar baskı altında kalabilir. Sektör son dönemlerde zaten regülatör düzenlemeleri ile kar yaratma konusunda sahip olduğu bazı araçlarını kaybetmişti. Ancak zaman zaman bizim dahi anlayabilmek ve fikir yürütme konusunda zorlandığımız mevcut uygulamanın biraz daha sadeleştirilmesinin istenmesi yabancı bankacılar açısından da pozitif karşılanacaktır. Ama bu demek değil ki tüm sorunlarımızı tek bir adımla halletmiş olacağız. Daha yapılacak bir sürü iş var.
Bir konuya daha değinmeden geçmek istemiyorum. Başkan, enflasyonun artık %7 seviyesinin üzerinde olmaması gerektiğini belirtti. Seviye konusunda tartışmaya girmek istemiyorum ama her yıl belirlediğimiz %5 seviyesinin gerçekçiliğindense daha olası seviyelerin artık direnç olarak kabul edilmesini uzun zamandır ben de düşünüyorum. En azından kredibilite açısından kazanım sağlamış oluruz.
Uzun bir aradan sonra sadece para politikası konuşmak ve kafa yormak için girilen çabanın tarifsiz mutluluğunu yaşarken yaklaşık 1 saat sonra terör haberleri son dakika olarak geçildi. Mikro/makro bazda ne yapacak olursanız olun, toplumsal barışın sağlanmadığı bir ülkede her şey askıda kalma riski ile karşı karşıyadır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder