9 Eylül 2014 Salı

Fed'in 16 aylık avansı...

ECB sonrası oluşan pozitif algı en basit haliyle şöyle tanımlanabilirdi:

"Avrupa'dan ucuz ve bol para gelmeye başlıyor. Draghi üç faiz oranında da indirime gitti, Almanya bloğuna rağmen varlık alımları gerçekleştirilecek, şimdilik bunun adı ABS, adının ne olduğu önemli değil komşuda pişer nasılsa gelişen ülkelere de düşer!"

Yurtdışı algı bu vaziyette iken derken üç önemli gelişme yaşandı. Bunlardan birincisi 18 Eylül tarihinde bağımsızlık referandumuna gitmeye hazırlanan İskoçya'da ilk kez evet diyen kesimin %51 ile öne geçmiş durumda olması. Güneş batmayan krallıkta İskoçya bağımsızlığının piyasalar cephesindeki yorumu şu; muhtemel senaryoda borç durumu, kullanılacak para birimi konusu, AB üyeliğinin soru işareti ve bunların türevleri... 

Pound'un Pazar gecesi Asya seansı ile birlikte çapraz paritede Dolar'a karşı değer kaybı ile başlayan süreç Japonya'da Abe hükümetinin ekonomi danışmanlarından gelen vergi artışlarında yavaşlama hızı açıklamaları ile birleşince Dolar/Yen paritesi son 6 yılın en yüksek seviyesine yükseldi. Dolar'ın global çapta değer kazanması ve İngiltere/İskoçya konusunu risk algısının bozulmasındaki birinci etken olarak not edelim.

Gelelim ikinci önemli etkene... İlk olarak yatırım bankası Nomura tarafından dile getirilen ve rapor olarak yayınlanana göre Fed'in Eylül ayı toplantısında kullandığı dilde değişikliğe gidilebilir. Bunun en büyük dayanak noktası ise Jackson Hole sempozyumunda Başkan Yellen'ın istihdam piyasasındaki toparlanmayı yeterli bulduğu yönündeki 2008 krizinden bu yana gelen ilk resmi açıklaması. Ayrıca, son toplantı tutanaklarında görülen faiz kararı üzerindeki gergin havanın kamuoyuna yansımış olması. 
İlk olarak Mayıs ayında Yellen tarafından varlık alımının sonlandırılmasındı takip eden altı ay içerisinde faiz artırım sürecinin başlayabileceği ifadesinin yeni dönemde sözlü yönlendirme araçları içerisinde yer alıp almayacağı ise bir diğer merak konusu.

Sonuncusu ise Pazartesi günü San Francisco Fed tarafından yayınlanan haftalık çalışma belgesinde yer alan Fed'in faiz artırım sürecine yönelik beklentisi ile piyasa beklentilerinin örtüşmediğine dair tespiti. Buna göre, belirli modellemeler sonucunda oluşan nokta faiz oranlarının gelecekte oluşması gereken seviyelerin Fed ve piyasa oyuncuları arasında farklılıklar taşıdığını gösteriyor. Yani, piyasa Fed'i parasal genişlemenin sonlanacağı konusunda geriden takip ediyor.

Tüm bu olumsuzluklarım gölgesinde Apple'ın yeni iphone 6'yı duyurması beklenen günde içlerinde Türkiye'nin de bulunduğu tüm gelişmekte olan ülke para birimlerinde Dolar'a karşı değer kayıpları gözlendi. Güney Kore Won'u, Güney Afrika Rand'ı ve Türk Lirası'nda görülen zayıflık gün içerisinde ilk üç sıranın kendi aralarında sürekli değişmesine neden olurken Euro'da süreçten nasibini aldı. Not düşmek isterim; bugün Lira'daki değer kaybını opsiyon piyasası desteklerken swap piyasası geride kaldı. Kafa yorulması gereken bir durum.

Özetlemek gerekirse Bernanke'nin ilk kez Mayıs 2013 tarihinde dile getirdiği ucuz para döneminde sona yaklaşıldığı gerçeği ile ara ara karşılaşmaya devam ediyoruz ve devam da edeceğiz. Tam 16 aydır gelişen ülkeler kendilerine Fed tarafından sağlanan avansı umarsızca kullanmaya devam ediyorlar. Bu süreç içerisinde Türkiye ne yaptı diye merak eden olursa hatırlatmakta fayda var; 9 Eylül 2014 tarihi itibariyle Mayıs ayından bu yana 175 baz puan faiz indirimine hedefinden 4.5 puan sapan enflasyona rağmen gittik ve fazlası için de ilk uygun anı kolluyoruz. Gıda enflasyonu çift haneli seviyelerde devam ederken, hizmet enflasyonumuzda katılaşma görülüyor. Kur geçişkenliğinin etkisi ise 3 puandan 2.5 puana düşmüş durumda.

Fed'in parasal genişlemede sona geleceği günü mü nasıl bekliyoruz? Yağmurlu bir havada sevgilisini bekleyen liseli aşık tadında, plansızca, anı yaşayarak...

Hiç yorum yok: