11 Eylül 2014 Perşembe

Stagflasyon nedir?

Uyarmakta fayda var; bu yazı rakamsal değerler içerisinde Türkiye ekonomisinin büyüme performansına dair bilgi içeriğine sahiptir ve okurken sizi yorabilir.

TÜİK tarafından 2014 yılı ikinci çeyrek büyüme rakamları açıklandı. Piyasa ve kendi beklentimin oldukça altında gerçekleşen rakamlara göre ekonomimiz ikinci çeyrekte takvim ve mevsim etkisinden arındırıldığında %0,5 oranında daralma gösterdi. Yani, ekonomi olarak küçülme gösterdik. Açıklanan veri 2012 yılının ilk çeyreğinden bu yana görülen ilk gerileme rakamı olarak tarihe geçmiş oldu.
Gelelim manşet rakama… Geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre ikinci çeyrekte %2,1 büyüme gösterdik. Bu veri içerisinde herhangi bir arındırma söz konusu değil, yani ham veriden bahsediyoruz. İçerisinde bulunduğumuz yılın ilk yarısındaki ekonomik performansımız ise %3,3 düzeyinde gerçekleşti.
Kafanız hala tam olarak karışmadıysa biraz daha sınırları zorlayıp sonrasında detaylara geçeceğim. Büyümemizin alt kalemlerinde kim ne düzeyde performans sergiledi diye bakmak istediğimizde;

• Tarım sektörü %1,8 gerileme,
• Sanayi %2,4 artış,
• İnşaat %2,6 artış,
• Toptan ve perakende ticaret %0,3 artış,
• Finans ve sigorta faaliyetleri %7,1 artış gösterdi.

Harcama tarafından baktığımızda ise dikkat çeken özel tüketimin yıllık %0,4 ile beklentilerin oldukça altında artması. Kamunun buradaki performansı %2,4 olurken yatırım harcamalarında %3,5’luk gerileme dikkat çekiyor. Yatırımın içerisinde kamu %0,9 gerilerken, özel sektörde bu rakam %4,1 düşüş olarak ön plana çıkıyor.

Sırada biraz detay konuşmak var…

Ne oldu da yılın ilk çeyreğinde revize veri ile birlikte %4,7 büyüme gösteren Türkiye ekonomisi bu kadar kötü bir büyüme performansı gösterdi? Ocak ayında olağanüstü PPK toplantısı ile politika faizinde 5,5 puanlık bir yukarı revizyonun yapılması ve BDDK ile koordineli bir şekilde kredi kartı harcamaları ve taksitlerine yönelik alınan önlemler iç tüketimi öncelikli olarak kısan iki faktör olarak ön plana çıkıyor. Kur geçişkenliği ve gıda fiyatlarındaki kuraklık etkisi enflasyonda çift haneli seviyelere yaklaşmamıza neden olurken yurtiçinde tüketici kanalı iyice daralmış oldu. Algıdaki bozulmanın etkileri para politikalarının gecikmeli yansımaları olarak ikinci çeyrek büyümesinde önümüze apaçık bir şekilde geldi. İç tüketim Türkiye ekonomisi için önemli bir büyüme kriteri. GSYH içerisinde payı özel tüketim kaleminin %64,6 seviyesinde.
Euro Bölgesi’nin bir miktar kıpırdanması ve Irak ihracat rakamları büyümede ilk çeyreği yukarı taşırken her iki kalemin de ikinci çeyrek ile birlikte problemli bir duruma düşmesi negatif taraftaki diğer iki faktör. Nasıl mı? Jeopolitik risklerin artması Irak’a yönelik ihracat rakamımızda düşüşe neden olurken, deflasyonun kapısında Avrupa’nın tüketimde azalma ile karşılaşması ihracat kalemimizde azalışa neden oldu. Azalışa neden oldu derken yanlış anlaşılmasın; net ihracatın büyümeye katkısı 2,9 puan seviyesinde ikinci çeyrek itibariyle.

Sıkıntılı bir büyüme performansının kabul edilmeyen asıl nedeni ise kalitenin bozulmaya başlaması. Mevcut büyüme politikamız artık ülke olarak ağırlığımızı kaldıramaz hale gelmeye başlıyor. Uzun yıllardır bol likidite ortamında kendisine park edecek fon akımlarının yardımıyla harcamalarımızı fonlamaktaydık. Fed’in 2015 yılı ile birlikte faiz artırım sürecine başlayacak olması riski masada dururken ülke olarak aksiyon almakta geç kalmamız bizi ileride daha fazla zorlanır hale düşürebilir. Sermaye çıkışlarının yaşandığı ve üretimde problem yaşadığımız dönem büyümenin daha sancılı olacağı günler olarak anlaşılabilir. Teknolojide alt yapı yatırımlarını artırmamız ve daha kaliteli ürün üreten bir ülke haline gelmemiz yolunda sağlam adımlar atmamız lazım. Ara malı üreten ekonomi konumundayken ve bu ara malını da ithal ederek ihraç etme çabasındayken cari açık sarmalından da kurtulmamız söz konusu olamaz.

Büyümeye dair detaylar içeren yazımın son kısmında sizlere uzun bir zamandır kendi kendime sessizce düşündüğüm bir ihtimalden bahsetmek istiyorum; ekonomide Stagflasyon olarak geçen bir kavramdan. Açılımı, büyümenin gerçekleşmediği ortamda enflasyonist baskıların oluşması.

Türkiye’de enflasyon oranı Ağustos ayı itibariyle yıllık %9,54 olarak açıklandı. Ülkenin son 5 yıllık ağırlıklandırılmış ortalama enflasyon rakamı %8,62. Merkez Bankası’nın enflasyon hedeflemesi çerçevesinde kendisine belirlediği rakam ise %5. Çekirdek enflasyon göstergesi geçici etkilerin arındırıldığı bir veri olarak bilinir. Ağustos ayı için çekirdek enflasyon %9,68 seviyesinde bulunuyor. 5 yıllık ağırlıklandırılmış ortalaması ise %8,07.
Ülke olarak son 5 yıllık ağırlıklandırılmış büyüme oranımız %4,5 seviyesinde bulunuyor ve biz 2012 yılının ilk çeyreğinden bu yana ortalamamızın altında büyüme performansı sürdürüyoruz. İkinci çeyrekte gerçekleşen %0,5 rakamı sonrası kapıda bir stagflasyon riski bizi bekliyor olabilir mi soruma şu an için net bir cevap vermekte zorlanıyorum fakat görmezden de gelmiyorum.

Bugünün karamsarlığının ilerisi için muhtemel risklerin göz ardı edilmemesini sağlayacağı düşüncesi ile,

Sabrınız için teşekkürler.

Hiç yorum yok: